91 yıl önce bir dönem kapadı, bir dönem açıldı. Saltanattı, Cumhuriyet oldu. Yöneten “Tanrı’nın yeryüzündeki gölgesi” idi, yalnız ona hesap verirdi; yönetmenin dayanağı Türk milleti oldu, “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” denildi. Padişahın kuluyduk, “tebaa” idik; yurttaş olduk, ulus olduk. “Cumhuriyet fazilettir” diyen Önder’in bahsettiği faziletlere, yani erdemlere kavuştuk. Kutlu olsun!

Cumhuriyet’in büyük gösterilerle kutlanan 10. yılında hazırlanan afişlerden birinde “Cihan bilsin ki kayıtsız şartsız istiklâl baş davamızdır.” yazıyordu. Cumhuriyet, Mustafa Kemâl Atatürk’ün ardından “kayıtsız şartsız istiklâl” davasından vazgeçtiği için, kuruluşundan 91 yıl sonra bugün yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış bulunmaktadır. Ve bahsettiğimiz 10. Yıl kutlamalarındaki bir diğer afişte de şöyle deniyordu: “İnandılar, döğüştüler, öldüler… Bıraktıkları emanetin bekçisiyiz.” Biz de, inanan, döğüşen ve ölenlerin bıraktıkları emanetin bekçileri olarak, tehdit altındaki Cumhuriyet’i korumak için “kayıtsız şartsız istiklâl” davasından ödün verilmemesi gerektiğinin bilincindeyiz.

Her ne kadar, onlarca yıldır gelip geçen işbirlikçi hükûmetler tahrip etmiş ve içini boşaltmış olsa da, bugün sahip olduğumuz özgürlüğü, insan haklarını, laikliği, “çağdaş uygarlıklar düzeyine çıkma” hedefini, ulus olma bilincini, kadın haklarını, yurttaşlığı Cumhuriyet’e borçluyuz.

Hepsi emperyalizmle bağlantılı olan, kimi bölücü, kimi gerici, kimi neo-liberal, kimi “milliyetçi-muhafazakâr” maskeli tüm odaklara karşı Cumhuriyet’i savunma ve koruma kararlılığımız, yüce Türk milletinin azmiyle, ölünceye kadar sürecektir!

Çünkü Gâzi, Türk gençliğine birinci görev olarak “Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etme”yi göstermiştir.

Cumhuriyete kavuşmamızı sağlayan Bağımsızlık Savaşı şehit ve gâzilerimizin, Mustafa Kemâl Atatürk ve tüm devrimci arkadaşlarının ruhlarına saygıyla…

Bir Cevap Yazın