Tarihe imzasını atan şahsiyetler, kendilerinden önceki tarihsel süreci doğru analiz edip, kendilerini doğru şekilde konumlayan,
konumlandığı yerin kendilerine yüklediği görevleri başarıyla yerine getiren kişilerdir.

***

18 Mart 2015.

Çanakkale Deniz Zaferinin 100. yıl dönümü.
Eğer dün’ü doğru analiz edersek, bugün’ü daha doğru anlar, yarına daha sağlam adımlarla ilerleriz.

Çanakkale, 100 yıl önceki “dün”dü.

O zaman o “dün”ü bize “bugün” yapanların, o gün’ün dününü nasıl gördüklerini iyi görelim, iyi bilelim ki; “Sapına kadar Zafer”i iliklerimizde hissedelim.

***

Dünya, yüzyıllarca olduğu gibi yine Doğu ve Batı’nın savaşına tanıklık etmekteydi. Bilime sırtını dönen Doğu, Batı’nın hücumlarına maruz kalmakta, giderek kendi evinde deplasmanı yaşamaktaydı.

Batı emperyalizminin şamarları, kendi içlerindeki paylaşım savaşı, “Mazlum Milletleri” kendi kanında boğmaktaydı.

Planlar tıkır tıkır işliyordu.

Hasta adam Osmanlı kendi kafalarınca taksim edilmiş, işlemi gerçekleştirecek ordular ise Osmanlı coğrafyasına boca edilmişti.
İngilizlerin yardım gemileri boğazlardan geçecek, müttefik Çarlık Rusyasına yaşam destek ünitesi olacaktı.

Yenilmezliğin yarattığı şımarıklıkla hareket eden emperyalizm,
“Ay gibi doğan Cihan Şahı”nı hesaba katmamıştı.

Onlar hesaba katmamıştı ama,
Vatanın bağrına dayanan düşman hançerine “indir o eli” demeyi kafaya koymuştu Yarbay Mustafa Kemal,
bulunmuştu yani kurtaracak baht-ı kara maderini…

***

Emperyalizmin geldiği gibi gitmeye alışması gerektiğini anladığı yerdir Çanakkale.

Bir ulusun direnişi, dirilişidir.

Cumhuriyetin önsözüdür.

Tarihsel süreçte de Doğu’nun Batı’ya “Sana boynumuzu eğeriz sanma / hakkımızı gelir alırız sonra” deme şeklidir.

Tüm dünyanın kaderi değişmiştir.

Dünyanın kaderini elini alan Yarbay Mustafa Kemal ve O’nun kahraman ordusudur.

Ondandır birilerinin Mustafa Kemal’siz Çanakkale yazma isteği.

Ondandır birilerinin “kaybedilmiş duygusuyla” hareket etmesi.

Yok saymaya çalışmasındaki gaflet,
açık etmektedir 100 sene olduğu “tarafı”.

Ondandır 100 yıldır emperyalizmin, her sabaha “bu bir kabus olmalı” diye uyanması.

Yine ondandır, “the süreç” için dikensiz gül bahçesi yaratmak isteyenlerin kurguladığı davanın mütalaa tarihinin bile “18 Mart” olması.

Ne acı; 100 yıl önce bu topraklara düşen düşman askerinden bile daha düşmancadır “içimizden” birilerinin tavırları.

***

Ne kadar çabalansa da, ne kadar uğraşılsa da,
beyhudedir.

Çünkü Mustafa Kemal Atatürk bu topraklardan gelip geçmiştir bir kere.

Ve O ruh, halkına her daim yol göstermiştir.

Bugün yollara düşen genci yaşlısı,
giderken yeniden Çanakkale’ye,
onların her biri, yine “İstiklal Yolu”nun meşalesidir.

Bu ateş sönmeyecektir.

Türk Ulusu yaşadığı bu günlerin de üstesinden gelecektir.

Kaygımız kaybetmek değil, tekrarlanması -tarihin huzurunda kaçınılmaz olan zaferin, çok büyük bedellerle ödenmesinin önüne geçmektir.

***

Türk Ulusu, Ulusal şahlanışı başlatmaya önsöz ihtiyacı duyduğu her vakit,
Önderinin izinde giden Kemalist neferlerin imdadına yetiştiğini dün gördü,
bugün de bundan şüphe duymamalıdır!

Şehitlerimizin ruhları huzurla dolsun!

ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR

Paylaş
Önceki İçerikİstiklâl Marşı’nın kabûlünün 94. yıl dönümü kutlu olsun
Sonraki İçerikİyi Ki Doğdun Ali İsmail Korkmaz

Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü’nin her kademesinde görev aldı.

Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte “Kemalizm”in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T’ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi
Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı.

2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte “Vardiya Bizde Adana”nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu.

Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı.

Milli Mücadele döneminde kurulan ve “Kemalizmin İleri Karakolu” unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana’daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti.

Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu’nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı.

Genç Yeni Adana’daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol’u kurdu.

Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı’nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta.

Milli İrade Birliği’nin “Milli İrade Nedir?” ve Mustafa Mutlu’nun “Dön Kardeşim” kitaplarında yazıları yayınlandı.

Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın