Sporda şiddet, çok uzun yıllardır bu ülkenin gündeminden düşmedi. Yalnız sporla kısıtlamak da yanlış aslında. Ülkenin birinci gündemi şiddet. Siyasi iktidardan, Futbol Federasyonu’na, Kulüpler Birliği’nden, kulüp yöneticilerine kadar herkesin eline kan bulaştı. Memleketin huzurunu bozdular ve insanları ayrıştırdılar.

Cumartesi günü (4 Nisan 2015) yaşanan akıl almaz olayda, maç sonu Rize’den Trabzon Havaalanı’na gitmek için yola çıkan, Fenerbahçe futbol takımını taşıyan otobüse, Trabzon’un Aralıklı ilçesinde silahlı saldırıda bulunuldu. Saldırıda otobüs şoförü ağır yaralandı. Seyir halindeki otobüsü, şoför bilincini yitirince takımın güvenlik görevlisi durdurdu ve olası bir facianın eşiğinden dönüldü. Saldırıya maruz kalan Fenerbahçe kafilesinin üyeleri; otobüse pompalı tüfekle saldırıldığını ve saldırganların asıl kastının otobüsteki herkesi öldürmek olduğunu iddia ettiler.

Bu kan donduran olayın üstüne Trabzon Valisi’nden akıl almaz bir yorum geldi. Saldırı hakkında açıklama yapan Trabzon Valisi Abdil Celil Öz, “Hastaneden gelen ilk bilgide şoför taş ile yaralanmış” dedi. Ancak Vali Öz daha sonra yaptığı açıklamada şoförün kafasında metal parçası tespit edildiğini söyledi.

Bir vali nasıl olur da olayı incelemeden, araştırmadan, resmî bilgi almadan açıklama yapar? Daha geçenlerde bir öğretmene, öğrencilerinin önünde hakaret eden (26 Mart 2015) ve olaydan bir hafta sonra kalp krizi geçirip ölmesine sebep olan (3 Nisan 2015) bir vali gündemdeyken, yeni bir vali skandalı daha… Türkiye’deki vali profili hakkında bilgi sahibi olmaya, halkına ‘gavat’ diyen Eski Adana Valisi Hüseyin Avni Coş ile başlamıştık aslında. Cumhuriyet tarihinde valilik makamı hiç bu kadar zedelenmemişti.

Olay sonrası kafilede yer alan Fenerbahçe Yöneticisi Mahmut Uslu’nun, tıpkı diğer bazı kulüp yöneticilerinin hesapsız çıkışları gibi yaptığı açıklama da felaket denecek cinsten. Uslu: “Biz bugüne kadar hep sustuk, artık susmayız. Yeter artık. Bundan sonra efendilik bizden gider. Herkes konuştuğu için buralara geldi bu konu” dedi.

Yeterince gerilmiş, insanları ayrıştırılmış ve sağduyuya ihtiyaç duyulan bu günlerde, böyle bir açıklamanın ortamı daha çok gereceğini düşünemiyor mu Mahmut Uslu? Yaptığı açıklamayla, gerilmiş bir ortamda nasıl bir etki bekliyor? Eğer kulüp yöneticileri de sağduyulu yaklaş(a)mayacaksa, bu durumda holiganlardan ne farkları kalacak?

GEÇEN BEŞ GÜNLÜK SÜREDE NELER DEĞİŞTİ?

– Pazar ve pazartesi maçları oynanmaya devam etti. (5-6 Nisan 2015)
– Kulüpler Birliği toplantısı yapıldı. Bu toplantıya Spor Bakanı ve TFF Başkanı da katıldı. Toplantıdan, sadece Spor Toto Süper Lig’in sadece bir hafta tatil edilmesi kararı çıktı. (6 Nisan 2015)
– Fenerbahçe Spor Kulübü, silahlı saldırı olayı aydınlatılıncaya kadar maçlara çıkmayacaklarını açıkladı. (6 Nisan 2015)
– Saldırıdan hemen sonra fevrî açıklamalar yapan Mahmut Uslu, daha sakin bir açıklama yaptı : “Bu sadece Fenerbahçe’ye yapılan bir olay değil. Çok ciddi bir olay. Olayı yaşayanlardan biri de benim. Rahatsız oldum. Olay şoföre yönelik bir atış. Kamu görevlileri taş olarak göstermek istedi. Sayın başkanım ve yönetim kurulu üyelerine, bütün taraftarlara teşekkür ediyorum. Hepsi itidalli ve sakin sakin bekliyoruz. Bu konularda en önemli kısımlardan biri burada insanların canına kast etme ve öldürmeye çalışma var. Bazı insanlar hala bu olayı anlamış değil. Öndeki otobüs durduğunda aramızda 50 metre vardı. Yalnız bizim otobüs değil oradaki medya mensupları da can tehlikesi atlattı. Bu planlanmış yanlış bir hadise. Bu sadece Fenerbahçe açısından değil Türkiye açısından önemli. Olayın aydınlatılması lazım” dedi. (6 Nisan 2015)

PEKİ ÇÖZÜM BULUNDU MU?

– Sadece futbola bir hafta ara vermek neyi değiştirir?
– Aynı taşkınlıklar ve huzursuzluklar diğer branşlarda yaşanmıyor mu? Bu branşlar için çözüm önerileri neler?
– PTT 1. Lig ve tüm alt ligler için hiçbir önlem alınmayacak mı?
– Saldırıyı yapanlar ne zaman bulunacak?
– Hükümetin bu konuda bir çalışması olacak mı?
– Oyuncuların can güvenliği konusunda nasıl garanti verilecek?
– Vatandaşı Demba Ba’ya mesaj atıp, “Gidelim bu ülkeden” diyip, ailesini Türkiye’den uzaklaştıran ve Fransa’ya yollayan Moussa Sow’a ulus adına ne cevap vereceğiz?

VE EN ÖNEMLİ SORU:
HER KONUDA KUTUPLAŞAN, KENDİNDEN OLMAYANA SAYGI DUYMAYAN, BÖYLE ELİM BİR OLAYDAN SONRA BİLE BİRLEŞEMEYEN, SALDIRIYA MİSİLLEME PLANLARI YAPAN VE KENDİ TAKIMLARI ADINA KAHRAMANLIK DESTANLARI YAZAN TARAFTARLARI KİM KENDİNE GETİRECEK?

PEKİ NE YAPMALI?

Bu olayın üstüne yapılması gereken çok şey var. Önce şöyle başlanmalı: Hemen tüm ulusal ligler ertelenmeli ve bu sezon sonuna kadar, ülkede hiçbir spor müsabakası (Basketbol, Voleybol dahil) oynanmamalı. Siyasi iktidar, spor branş federasyonları ve kulüp yöneticileri; işine gelen bu kaos ortamını ne kadar düzeltmek ister bilinmez. Fakat bu olayın tüm failleri bir şekilde bulunmalı ve en kısa sürede cezalandırılmalı. Ortamı geren ve insanları ayrıştıran tüm spor yöneticilerine açıklama yapma yasağı getirilmeli. Ve en büyük iş taraftarlara düşüyor. Bırakın renkleri, taraf olmayı… Memleket kötüye gidiyor; girin kol kola, verin omuz omuza, gömün bu karanlığı toprağa. Hemen yarın buyrun meydanlara. Dosta düşmana karşı… Atkılar, Türk bayrakları fora!

Mehmet Anıl PARLAK

Paylaş
Önceki İçerikHALİL ÖĞRETMEN
Sonraki İçerikTÜRKÇEMİZ VE TÜRK GENÇLİĞİ
23 Eylül 1990’da Mersin’de doğdu. İlköğretimini tamamladıktan sonra lise öğrenimini İngilizce ağırlıklı bir lisede bitirdi. Çukurova Üniversitesi Matematik Bölümünü tamamladıktan sonra pedagojik formasyon alarak öğretmenlik hayatına başladı. Milli Mücadele döneminde kurulan Yeni Adana Gazetesinin Genç Yeni Adana bölümünde yazıları yayımlandı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. 2014 yılında yayın hayatına başlayan Üçüncü Yol'un kurucularındandır. Hayattaki en büyük hedefi, ulusuna bağlı nesiller yetiştirmek…

Bir Cevap Yazın