“Bir İngiliz olarak, ben Türk gençlerini çok sevmek, cause size Türkiye’den benim bir memory anlatayım:

Türkiye’ye geldiğimde arkadaşlarımla bir cafeye gittik, tabelada ‘Star Cafe’ yazmak. (Foreign bir yer diye düşündüm.)

– Hep böyle foreign yerlerde mi takılırsınız, diye sordum.
– Ne yabancı yeri burası Türk kafesi, diyerek dalga geçmek kızlar benimle.

(I was surprised) Daha sonra;
– Hadi check in yapalım, dedi kızlar.
– Check in’in Türkçesini biliyorum, kızlar, dedim, gülümseyerek.
-Türkçede de artık kullanıyoruz, dediler.

Then kızlar bana:
– Tişörtün çok trend dostum, cool görünüyorsun, dediler.
– Trend, moda demekti, değil mi?
– Evet ama gençlik dilinde artık böyle kullanıyoruz.
– İşleriniz nasıl gidiyor kızlar?
– Yeni bir iş için cv’lerimizi verdik, sonuçları bekliyoruz. Olmazsa bir kafede part-time bir işe gireceğiz.
– Part-time’ın da Türkçesini biliyorum, kızlar, dedim.
– Türkçede de artık kullanıyoruz, dediler. (Ben de benim için böyle kullanıyorlar sanmıştım.)

Daha sonra dışarı gezmeye çıktık. (Etraftaki yazılar o kadar da foreign değildi; hospital, fast food, light yiyecekler, security ve daha birçok example vardı; korktuğum kadar foreign değildim, streetler sanki ülkemin streetleri gibiydi; kızların dilini anlamak da hard değildi)

Türk gençliğinin dilinin, İngilizcemizden kelimeler kullanmasına çok sevindim. Hem foreign değildim hem de dilimizin sevilmesi beni çok mutlu etti. Bu yüzden ben Türk gençlerini çok sevmek.”

Türk gençleri olarak sevildiğimizi duyunca, gururlanmamız gerekirdi. Ama ne yazık ki gururlanmak yerine üzülüyoruz. Onların bize özenmeleri gerekirken biz onların diline özeniyoruz. Tamam yerine ‘okey’ deyince daha mı havalı oluyoruz? Kafe yerine neden cafe yazılıyor? Bir ‘c’ harfi mi biz öğrencileri bu mekanlara çekiyor?

Farkındalık yaratmak, dikkatleri toplayıp konuştuklarımızı dinletmek için cümlelerimiz arasına illaki yabancı sözcükler sıkıştırma isteği yanlış ve çokça gülünç davranıştır. En ufak bir fotoğraf paylaşımında bile diğer dillere başvurma ihtiyacı kabul edilebilir değildir.

Oysaki bilgisayar ağları üzerinde, sayfalarda Türkçemizi kullanma yasağı yoktur ama biz maalesef bu hataya sıklıkla düşmekteyiz.
Dostlarımızla, çevremizdekilerle konuşmak dahi böylesine azalmışken iletişim kurarken neden kendi ülkemizde yabancıymışız gibi bir duruma düşelim ki? Ulusları ayakta tutan en önemli unsurlardan birisidir dil. Dilden taviz verilmez. Günden güne Türkçemizin yabancı sözcükler tarafından eritilmesine göz yummak akılcı bir iş değildir. Gerçek fark dilimizi arındırmakla sağlanacaktır. Ağzımıza yerleşmiş birçok Türkçe olmayan kelime yerine Türkçeleri rahatlıkla bulunabilir. Türk gençleri ve Türk toplumu olarak uğraşlarımız bu yönde olmalıdır.

Dil bizim, söz bizim, koruyup ilerletme gücü yine bizim. Alışmak zorunda değiliz bu duruma; aksine, dilimizi arındırmak için fazlasıyla çaba göstereceğiz.

Berfin İNETAŞ
Semra TAŞDURMAZL

Paylaş
Önceki İçerikYETTİ ARTIK!
Sonraki İçerik“Yeni Türkiye”de Sporla Kim İlgileniyor
1999, Adana doğumlu. ÇEAŞ Anadolu Lisesi'nde 3. sınıf öğrencisi. ÇEAŞ Anadolu Lisesi Atatürkçü Düşünce Kulübü'nün başkanlığını yapmakta. Muay Thai spor branşında milli sporcu.

Bir Cevap Yazın