H. Deniz Yılmaz
H. Deniz Yılmaz

TAŞNAKLARIN TERÖRÜ ve EMPERYALİZME HİZMET ETMESİ

Dünya Savaşı’nın başlamasıyla Osmanlı ordusundan kaçan Ermeniler, gönüllü birlikler oluşturarak Doğu illerinde Osmanlı halkına karşı adeta terör estirmekteydi. Henüz 1896 yılında Taşnaklar, protesto amacıyla İstanbul’daki Osmanlı Bankası’nı işgal etti. Türk polisi teröristleri tutukladı. Ancak Rus Konsolosluğu’nun başında bulunduğu diplomatik çevrelerin müdahalesiyle Taşnaklar sınır dışı edildi.

Çarlık mahkemelerinde Ermeniler hakkında görülen davalara göz atalım:

1899 yılında Çarlık Rusya’sında Ermenilere yasadışı silah satışında büyük artış görülmüştür. Yasadışı silah satışıyla ilgili kişiler mahkemeye çıkarılmış ve sorgulanmıştır. Ermeniler tarafından alınan bu silahlar Osmanlı’da yaşayan Ermenileri silahlandırmak içindir.

Çarlık mahkemelerinde, Osmanlı’da yaşayan Ermenilere silah nakline dair birçok belge bulunmaktadır. Hatta bu silah sevkiyatına din görevlileri de yardımda bulunmuştur. ( 150 Belgede Ermeni Meselesi – Mehmet Perinçek sy:61 )

Çarlık mahkemelerinde yalnızca silah nakilleri ile ilgili davalar görülmemiştir. 1904 yılının Temmuz ayında 150 kişiden oluşan silahlı Ermeni ekibinin Osmanlı’ya geçtiğine dair dava tutanakları da bulunmaktadır.

21 Temmuz 1905 yılında Taşnaklar tarafından Osmanlı Padişahı II. Abdülhamit’e karşı suikast düzenlenmiştir.

“Viyana’da, bombaların yerleştirilip havaya uçurulacağı fayton hazırlandı. Belli olmaması için İstanbul’a parça parça getirildi. Burada çatıldı ve dinamitler yerleştirildi. Padişah, Yıldız Camisi’inde Cuma namazı kılıp çıkarken, kendi arabasına değil, tıpkısı olan bu arabaya bindirilecek, saat ayarlı dinamitler, kendiliğinden patlayıp Padişah Abdülhamit ile birlikte havaya uçacak, yerine geçecek Padişah Murad’dan istediklerini alacaklar!” (İsmet Bozdağ – Tarihin Vicdanını Sızlatan Soykırım Yalanı sy:20-21 )

Nitekim Padişah Abdülhamit camiden bir buçuk dakika geç çıkıyor. Suikasttan son anda kurtuluyor. Bu suikastı planlayan Ermeni hemen bulunup yakalanıyor ve yargılanıyor. Mahkeme idam kararı veriyor. Ancak padişah Abdülhamit canına kastı olan Ermeniyi affediyor.

“Cebine para koyup Avrupa’ya gönderiyor. Çünkü Padişah, cana kıyacak kadar karakter yoksunu birinin, her çeşit aşağılık hizmete can atacağını çok iyi biliyor ve kullanıyor.” ( İsmet Bozdağ – Tarihin Vicdanını Sızlatan Soykırım Yalanı sy:21)

Öte yandan Taşnaksutyun’un yayın organı olan Orizon gazetesinin 1912 yılı 196. sayısında yazanlar ise şaşırtıcıdır: “Türk devlet yetkilileri ve iktidar sahipleri bilsinler ki, ne bir Türkün ne de Türk devletinin bundan böyle herhangi bir Ermeni için hiçbir değeri yoktur. Varlıklarını korumak için başka yollar düşünsünler.” Orizon gazetesinde yayınlanan bu yazı, Taşnakların terörist ve ne kadar savaş yanlısı olduğunu net bir şekilde göstermektedir.

“Taşnaklar tarafından yönetilen Ermeni Milli Bürosu’nun Birinci Dünya Savaşı’nın hemen başında Çar II. Nikolay’a gönderdikleri bildiri, Taşnak yönetiminin emperyalizme nasıl bel bağladığını gösteriyor.”

“Şanlı Rus orduları, kendi hükümdarlık toprakları boyunca karşı Ermenistan tepelerinde ve engin Alaşkert vadisinde, Almanya’ya ihtiyaç duyarak kudretli Rusya’ya el kaldırma cüretini gösteren Türkiye’ye karşı savaşırken, Ermeniler, atalarının öğütlerini dinleyerek (…), hayatlarını ve varlıklarını Yüce Rusya’nın ve onun tahtının şanı için feda etmek için ayağa kalkmışlardır.” (Ovanes Kaçaznuni – Taşnak Partisinin Yapacağı Bir Şey Yok sy:13)

Yine Çarlık Rusya’sı tarafından Osmanlı Ermenilerini silahlandırmak ve savaş sırasında ayaklanma çıkarmak için onlara 242 bin 900 ruble verdiğini görmekteyiz. Bu belge, 1915 Şubat’ında Tiflis’teki Bütün Ermenistan Milli Kongresi’nde Taşnaksutyun Partisi’nin askeri kanat temsilcilerinin yaptığı konuşmalarda mevcuttur.

Şimdi de İngiliz arşivlerinden, İngilizlerin Ermenileri isyan ettirmeye yönelik yazışmalarından bir örnek sunacağım. Dünya Savaşı’nın aslında Osmanlı’yı paylaşma projesi olduğunu net bir şekilde gösteren o belge:

“14 Aralık 1913 Mr. O’Beirne’den Sir E. Grey’e: Ermeni Ayaklanması, Türklere bir harp ilan etmenin en iyi aracıdır. Bu da Rusların silahla karışmasını sağlar. Alman ordularının Türklerin yanında olması üçlü anlaşmayı kuvvetlendirecek, bu reformlara yol açacak ve sonra bir Ermeni isyanı olacaktır.” ( İsmet Bozdağ -Tarihin Vicdanını Sızlatan Soykırım Yalanı )

Ermenistan’ın ilk başbakanı olan Ovanes Kaçaznuni’nin 1923’te parti konferansına sunduğu rapordan bazı kesitler sunalım:

“1914 sonbaharında Ermeni gönüllü birlikleri kuruldu ve Türklere karşı faaliyete geçti.”

“1914 kışı ve 1915 yılının ilk ayları, Taşnaksutyun da dahil olmak üzere, Rusya Ermenileri açısından bir heyecanlanma dönemiydi. Biz kayıtsız şartsız Rusya’ya yönelmiş durumdaydık.”

“1915 yaz ve sonbahar döneminde Türkiye Ermenileri zorunlu göçe (tehcir) tabi tutuldu, kitlesel sürgünler ve baskınlar gerçekleştirildi. Bütün bunlar Ermeni meselesine ölümcül bir darbe vurdu.”

“Türkler ne yaptıklarını biliyorlardı ve bugün pişmanlık duymalarını gerektirecek bir husus bulunmamaktadır; sonradan da anlaşıldığı üzere, Türkiye’de Ermeni meselesinin temelli çözümü açısından bu yöntem en kesin ve en uygun yöntemdi.”

“Nihayet şu da var ki, var olduğumuz sürece aralıksız olarak Türklerle savaştık.”

Kars bölgesi Askeri Vali Yardımcısı’nın Kars bölgesi Askeri Valisine tehcir öncesinde yazdığı 4 Ocak 1915 tarihli ve 2 no’lu rapor: ( Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi sy: 119-120 )

“Geçtiğimiz Aralık ayının 28’inde Verh, Kotanlı köylerinden ve Soğanlık kazasından geçerek kale bölgesine girerken Kotanlı’ya yağma amacıyla gelmiş olan Türk tüfekleriyle ve [Rus] Berdanka tüfekleriyle silahlanmış 11 Ermeni’nin ve ikisi Ermeni biri Rus olan 39. Topçu Tugayı 1.Bataryası’nın üç küçük rütbeli askerinin, memur Ramfopul ve bana eşlik eden muhafızlarla birlikte benim tarafımdan tutuklandığını siz ekselanslarına bildiririm.

Para ve silahlar şimdilik bende duruyor; birliklerine teslim edilen küçük rütbeliler dışında tutukluların ayrıntılı tahkikatı ise, 30 Aralık tarihli ve 81 no’lu raporda benim tarafımdan Kars bölgesinin general valisine sunuldu. Bu raporda Kotanlı köyünde yedi yaya muhafızı Müslüman köylerini Ermenilerin saldırılarından korumakla tam sorumlu olarak bıraktığımı rapor ettim.

Albay Grigoliya ”

Yine Rus arşivlerinde bu ve buna benzer birçok tutanak, yazışma mevcuttur. Yine tehcir öncesi Rus Kafkas Orduları Komutanı Odişelizedze’nin Kafkasardı Hükümet Başkanı’na gönderdiği telgrafında “Ermeni birlikleri, kadınlar ve çocuklar dahil silahsız Türk halkına yönelik kitlesel vahşiliklere girişiyorlar” demiştir. (Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi sy: 216 )

Tarih yalnızca belgelerle konuşur. Taşnakların eylemleri ve Ermeni Gönüllü Birlikleri hakkında yazılan telgrafların yalnızca birkaçını sundum; bu belgelerde en çok göze çarpacak olan şey tarihlerdir. Evet, tarihler! Dikkat edildiği üzere bu yazışmalar ve yapılan eylemlerin hepsi tehcir öncesine ait.

Şimdi ise gelelim esas konumuza…

SOYKIRIM MI? DEĞİL Mİ?

Bunca yaşanan olaylara “soykırım” ismini koyabilmek için öncelikle soykırımın kelime anlamını irdelemek gerek diye düşünüyorum. Büyük Larusse’de geçen “soykırım” maddesinden kısa bir alıntı yaparak bu kavramı açıklayalım.

“Aynı ulustan, soydan, dinden olan insanların oluşturduğu bir topluluğu bilinçli ve planlı bir biçimde yok etme, ortadan kaldırma. Naziler tarafından Avrupa’da yaşayan Yahudilere, 1939-1945 senelerinde yapılan işkencelerin ve toplu kıyımların tümüne verilen ad.” ( Aktaran; İsmet Bozdağ – Tarihin Vicdanını Sızlatan Soykırım Yalanı sy:61 )

Bu maddede en çok dikkat etmemiz gereken nokta, “bilinçli ve planlı bir biçimde yok etme” kısmıdır. Osmanlı Devleti’nden Ermeni halkına karşı böyle bir girişim oldu mu acaba? Yine belgelerle konuşacağız.

Ermenilerin cephe gerisinde çıkardığı karışıklıklar ülkeyi büsbütün huzursuzluğa sürüklerken İçişleri Bakanı Talat Paşa tehcir kararını almamakla direniyordu. Ancak, Ermenilerin gönüllü birlikler oluşturması ve daha açık bir şekilde “vatana ihanet” etmesi artık TEHCİRİN kaçınılmaz olduğunu gösteriyordu.

“Tehcir kararı uygulanma aşamasına geçtikten sonra İstanbul’da yaşayan 80.000 Ermeni’den yalnızca 2345’i tutuklandı. 69.000 Ermeni’nin yaşadığı Bursa’da yalnızca 231 kişi seçilmiştir ve tutuklanmıştır.” ( İsmet Bozdağ – Tarihin Vicdanını Sızlatan Soykırım Yalanı sy: 17 )

Tehcir gerçekten bir soykırım olsaydı İstanbul’da ve Bursa’da yaşayan Ermenilerin tamamının “YOK EDİLMESİ” gerekmez miydi? Osmanlı Devleti, Ermeni’den çok “suçlu” aramaktaydı. Sürgüne tabii tutulan Ermeniler şüpheliydi. Bulunduğu bölgeleri cehenneme çeviren, cephe gerisinde düşmanla işbirliği yapan bir halkı hiçbir yönetim orada bırakamazdı. Osmanlı’da cephe gerisinde güvenliği sağlamak için tehcir kararını almıştır. Bu mudur soykırım?

Bu kararın neresinde “bilinçli ve planlı bir biçimde yok etme” vardır?

Talat Paşa tehcir uygulamasını anlatırken bazı noktalara değiniyor:

“Gerek tehcir, gerekse isyanlar yüzünden Ermeniler çok zayiat vermişlerdir. Bunu itiraf etmek lazımdır. Fakat, doğu vilayetlerindeki Müslümanların da Ermeniler yüzünden aynı zayiata uğradığı bir gerçektir.”

“Aslında askeri bir önlemden başka bir şey olmayan tehcir, vicdansız ve seviyesiz insanların elinde bir facia biçimine dönüşmüştür. Maksadımız, bu olayların çirkinliğini gizlemek değildir. Sadece, bu olanlardan ötürü, bütün milleti ve Hükümeti suçlamanın haksızlığını belirtmek isterim.” ( İsmet Bozdağ – Tarihin Vicdanını Sızlatan Soykırım Yalanı sy:39 )

14 Nisan’da Adana olayı yaşanmıştı. Bu yaşananlar üzerine Talat Paşa:

“Adana olayları üzerine tutulmuş bir dosyayı dikkatle inceledim. Olayların, Ermeniler tarafından tahrik edildiği, Tahkikat Komisyonu üyesi Ermenilerin şahitliği ile pekişiyordu. Komisyon üyelerinden biri olan Agop Balıkyan, bana bizzat itiraf etti.

Bu olaylar sırasında, katliamı teşvik eden Müftü ve diğer Müslümanların da cezalandırılmasında direniyordum. Bunun üzerine Mahkeme Müftüyü ve Arkadaşlarını idama mahkum etti. İşte bu idam kararını Bakanlar Kurulu’nda tasdikini, yine ben sağladım.” ( İsmet Bozdağ – Tarihin Vicdanını Sızlatan Soykırım Yalanı sy: 53 )

Evet görüldüğü üzere Talat Paşa, tehcir uygulanırken yaşanan güvenlik sorunlarının özeleştirisini yapmıştır. Hatta yaşanan olaylara sebep olan kişilerin cezalandırılmasını dahi istemiştir!

Ermenilerin, Batı ve Rusya tarafından desteklendiği, yakıp yıktığı, köyleri yağmaladığı, gönüllü birlikler oluşturduğu bir ortamda kimse çıkıp da “bölge halkının sükunetli” olmasından bahsetmesin. Bu yaşanan olaylarda “sadece” Ermeni kanı dökülmemiştir. Bu yaşanan olaylarda iki taraftan da ağır kayıplar verilmiştir. İki tarafın da birbirinin canına kast ettiği olaya soykırım değil “savaş” denir!

“Sözde Ermeni Soykırımı” tarihsel bir yalandır. Yaşanan olaylar Taşnak Ermenistan’ının ilk başbakanı olan Ovanes Kaçaznuni’nin dediği gibi savaştan başka bir şey değildir. Bunca dökülen kanın tek bir sorumlusu vardır. O da, emperyalizmin hizmetine giren Taşnaksutyun’dur. Başka kimse değil!

Hasan Deniz YILMAZ

24 Nisan 2015

Paylaş
Önceki İçerik23 Nisan
Sonraki İçerikErmeni Meselesi – 1

H. Deniz Yılmaz, 17 Ağustos 1994 tarihinde Niğde’de doğdu.İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da gördü. Niğde Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünden mezun oldu. Aynı zamanda Niğde Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü’nde Denetleme Kurulu üyeliği ve başkan yardımcılığı yaptı. İlgi alanları futbol, tenis, sinema ve fotoğrafçılıktır. Kocaeli Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde eğitimine devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın