Sanatın ve dolayısıyla sanatçının toplumsal olaylardan soyutlanamayacağını daha önce belirtmiştik.(1) Sanat kendi içinde özerkliğini koruyarak toplumsal olaylardan etkilenir, aynı zamanda toplumsal olaylara yön verir. Bu tarihin birçok döneminde böyle olmuştur. Savaşlarda, seçimlerde, devrimlerde, daha birçok güncel olayda sanatçılar her zaman, olaylara göre tarihteki konumlarını almıştır.

Haziranda gerçekleşecek seçimlerde de Türkiye önemli bir sürece girecek orası kesin. Sürece doğru herkes yavaş yavaş görüşünü, safını belli ediyor; tabii ki sanatçılar da…

Ve üzülerek görüyoruz ki sanatçılarda son zamanlarda bir HDP sevdasıdır gidiyor. Seçimler yaklaşırken aralarında sanatçıların da bulunduğu isimler “AKP’yi geriletmek, barajları yıkmak için Halkların Demokratik Partisi(HDP)’yle dayanışma” başlığıyla bir çağrıda bulundu.

“Bu kez sıradan bir seçimle karşı karşıya değiliz. Bu kez ciddi bir biçimde Türkiye’nin geleceği oylanıyor, bu kez her seferkinden daha sorumluyuz” sözleriyle başlayan çağrıda, “Biz aşağıda imzası olanlar, 7 Haziran seçimlerinde HDP ile etkin, bağımsız bir dayanışma çalışması yürütmek gerektiğini düşünüyoruz. Seçimlere sayılı günler kala, açık ve net bir politik tutum almaya ve bunu hayata geçirmeye ihtiyacımız var. Bugüne dek mücadele yürütülen tüm alanlarda olduğu gibi, sandıkta da AKP’yi geriletmek gerekiyor” denildi.(2)

O zaman şunu soralım, gericilik gericilikle geriletilebilir mi?

Bir ulusu etnik kökenlerine göre “ulusçuk”lara bölmek, yeniden “feodal bölünme” ye bir başka biçim altında dönmek demektir. Bu da gericiliğin ta kendisidir.(3)

Evet, sıradan bir seçimle karşı karşıya değiliz, bu seçimi farklı kılan unsurlardan birisi de terör örgütünün meclis uzantısının da seçimlere hazırlanıyor olmasıdır. Başına ne getirirseniz getirin, terör hiçbir zaman bir siyasi düşünce olamaz. (Bunu anlamak için 30.000 insanın hayatını kaybetmesi ülkemizde bir kesim tarafından yeterli olmamış sanırım.)

Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne yönelik en ciddi tehdit bölücü-gerici terördür. HDP de bu tehdidin –sözde siyasi- odak noktasıdır. Parti ismi yıllar içinde değişse de, içerik olarak bu olgulardan beslenmiştir. HDP, terör ve bölücülük haricinde hiçbir zaman net bir politik tutum göstermedi, daha doğrusu buna gerek duymadı, o yüzden HDP’yi destekleyen sanatçıların ülkedeki politik durumu nasıl çözümleyecekleri merak konusudur.

Yapılan çağrıda, AKP’yi geriletebilmek, Erdoğan’ın başkanlık hesaplarını bozmak, Türkiye’de ve Orta Doğu’da barışın önünü açabilmek için HDP’nin seçim barajını geçmesi gerektiğinin altı çizildi; laiklik, eşit yurttaşlık hakkı ve yaşam alanlarının savunulmasına vurgu yapıldı. Gezi’de olduğu gibi geniş bir dayanışma ve direniş koalisyonuna ihtiyaç olduğu söylendi.

Erdoğan kendi başkanlık sistemi, HDP de kendisine verilecek özerklik için “federatif devlet” modelini savunuyor, bu da onları doğal müttefik yapıyor. Anayasadan Türk ulusunu silmeye yönelik girişimlerinde AKP ve BDP’nin nasıl işbirliği yaptığını gördük. Siyaseti birazcık yorumlayabilen bir sanatçı bunu (eğer görmek istiyorsa) rahatlıkla görür.
Orta Doğu’da dört ülkenin sınırlarını işgal ederek emperyalizmin güdümünde meşru olmayan bir devlet kurmayı hedefleyen, Türkiye’de açıkça Atatürk devrimlerine ve bu ülkenin üniter yapısına hatta bu devletin bizzat kendisine olan düşmanlığını gizlemeyen HDP, bu bölgede barışı sağlayacak en son oluşumdur. Eşit yurttaşlık, bireysel temel hak ve özgürlüklerle ilgili değildir. Farklı kimliklerin kültürel haklarının siyasallaştırılmasıyla ilgilidir, bu da devlet-birey değil, devlet-milliyet ilişkisidir. Bireysel haklarla ilgili kavram eşit yurttaşlık değil, “yurttaşların eşitliği”dir.
Şeyh Sait’i ve Seyit Rıza’yı savunan bir parti ne kadar laik ve ilerici olabilir? Ayrıca Gezi’de kurulan dayanışma, farklı platformlardaki “vatan hassasiyeti güden” insanlar arasındaydı, HDP bu dayanışmanın içerisinde hiç olmadı, olmak istemedi.

Görüldüğü üzere; yapılan çağrının gerçekle hiçbir alakası yoktur. HDP siyasi bir düşünce değil, emperyalizmin bir başka uzantısıdır. Emperyalizmin Türkiye uzantıları “aydının” gücünün farkındadır, bu yüzden aydını; sol, emek, barış diye aldatarak, sonra bu kitle paravan yapılarak halk kandırılmak istenmektedir.

HDP eğer sol olsaydı, ırkçılığa dayalı bir siyaset anlayışı gütmezdi, çünkü gerçek bir solun kimlik siyasetiyle işi yoktur.

Emekçi olsaydı Mersin’de bir toprak ağası olan Dengir Mir Mehmet Fırat’ı milletvekili yapar mıydı?

Barıştan yana olsaydı PKK, YPG gibi binlerce insanın canını almış terör örgütlerini destekler miydi? Ya da söyle soralım barışçılıkları ölenin ya da öldürenin etnik kökenine göre mi şekilleniyor?

Aydın ve sanatçıları da bu bölücülüğe dâhil etme çabası ile duruma ivme kazandırılmaya çalışıldığını Türkiye Sanatçılar Birliği de görmüş, halkı gerici ve bölücülerin karşısında birleşmeye çağırmış, yapılan çağrıda emperyalizmle mücadeleye vurgu yapılmıştır.(4) Sanatçıya da yakışan budur; siyasi görüşü her ne olursa olsun sanatçı, emperyalizm demokrasi maskesi taksa bile maskenin altındakini görür ve mücadele eder, tarih bunun örnekleriyle doludur.

Onlar vatanseverdir. Aydınlatıcıdır. Bölücü ve gericiliğe karşı çağdaşlığı savunmuştur. Bugün ise böyle sanatçılara daha çok ihtiyaç vardır, çünkü karşıdaki düşman güçlüdür ve örgütlüdür.

Vatansever bir sanatçı olmak o kadar da zor değildir. Yapması gereken akılcılıktan ve toplumun çıkarlarından yana olmaktır.

Bugün bilerek ya da bilmeyerek HDP’yi -dolayısıyla gericiliği- destekleyen sanatçılar yarın verdikleri karardan çok pişman olabilirler. Ne demişler, ayarıyla oynadığın kantar gün gelir seni de tartar. Destek vermeyen sanatçılarında HDP’ye karşı ilerici ve gerçekçi bir çözüm, bir yol üretmeleri gerekir. Çünkü alternatif oluşturulmadığı sürece eleştirmek boşunadır, halkı karşı olduğunuz oluşumun ellerine bırakmışsınız demektir.

M. Ilgaz ALGAN

14 Mayıs 2015

 

DİPÇE:

(1) M. Ilgaz Algan- Sanat ile Siyaset İlişkisi ve Gericilik, Genç Yeni Adana (2. Dönem 16. Sayı)
(2) http://www.bianet.org/bianet/siyaset/163582-803-aydindan-hdp-ye-destek-aciklamasi
(3) Ahmet Taner Kışlalı- Kemalizm Laiklik ve Demokrasi, İmge Kitabevi Yayınları, 5. Baskı
(4) http://www.aydinlikgazete.com/kultursanat/sanatcilar-birligi-boluculuge-ve-gericilige-oy-yok-h66270.html

Paylaş
Önceki İçerikSoma İçin Adalet!
Sonraki İçerikGünüdür, Hasan Tahsin Olmanın!

1994 te Düziçi’nde doğdum. Osmaniye Abdurrahman Keskiner Güzel Sanatlar Ve Spor Lisesi’ni bitirdim.2012 yılında Çukurova Üniversiteyi Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümüne başladım. Hala Resim Bölümünde öğrenimime devam etmekteyim.

Bir Cevap Yazın