Kimileri “vatan için mücadele gerek” der.

Konuşur,
konuşur,
konuşur.
yani sadece “der”.

Kimileri “vatan için mücadele gerek” demez,
direkt eder.
“vatan lafla değil, eylemle sevilir” öyleleri için.
Böyle yiğitler;
savaşır,
dövüşür,
gülerek gider ölüme,
Yoktur çünkü onlar için vatandan kutsal.

Köroğlunun tabiriyle onlar,
“cidasını alır eline / ak elleri batar kızıl kana”

Yüreklerindeki terazinin bir yanına konmuşsa bayrak, vatan.
Diğer tarafa konmuş olsa da rütbe, mevki, para, pul, bireysel kaygı.
Kaç yazar?
Kaç basar?

Ağır basar vatan,
havaya kalkar geride kalan ne varsa karşıda,
vatana sevgisine kalkar gibi saygıdan ayağa.

Tam da böyle birisi vardı 117 yıl önce dünyaya gelen.
En güzel okullarda okudu.
Hatta Ulu Önder ile aynı okulda tamamladı ilköğretimini.

Paris’te Siyasal Bilimler okumuşken,
düşebilirdi kendi derdine,
hesabını yapabilirdi istese,
sadece kendi çıkarına göre.

Yapmadı.
Düşman dayamışken bağrına vatanın, hançeri,
-ki tarih 15 Mayıs 1919 idi-
sıktı düşmana “İlk Kurşun”u..

“Ey bedbaht Türk!.. Yunan hakimiyetini kabule taraftar mısın? Artık kendini göster. Tekmil kardeşlerin Maşatlık Meydanındadır. Oraya yüzbinlerle toplan.. Orada zengin, yoksul, bilgin, cahil yok. Fakat Yunan egemenliğini istemeyen bir mutlak çoğunluk var. Geri kalma!.. Binlerle, yüzbinlerle Maşatlık’a koş. Ve Milli Kurul’un buyruğuna uy..”

diyebilen bir yiğitten başka ne beklenirdi ki?

15 Mayıs 1919.
15 Mayıs 2015.

Sevr’den Lozan’a giderken 1919’dan 1923’e,
Yıl oldu 1938,
döndü ibre tersine,
Şimdilerde birinin güzergahı,
Lozan’dan Sevr’e…

***

Şimdi biz,
-bu kez kurşundan ziyade kalemle-
tam da ilk kurşunun atılması gerektiği yerdeyiz emperyalizme.
Maalesef yine,
yeniden.

Ders alınmayınca tarihten,
tekerrür etti yeniden.

Eğer bu bedel,
herkes yüklenirse payına düşeni,
koymaz bize,
ufak sıyrıklarla atlatırız bu pusuyu da hengameyi de.

Fakat el atmazsa birileri,
ihale yine kalırsa bir avuç kişinin üstüne,
işte bizler,
o bir avucun içi olmak için yaşarız,
hazırlarız kendimizi tam da böyle günlere.

Yürürüz düşmanın üzerine tıpkı Hasan Tahsin gibi.
Hiç olmadı,
dizlerimizin üzerinde yaşamaktansa,
yeğleriz ayakta ölmeyi.

Yine çıkar sonra tarih sahnesine, tarihi değiştiren birileri,
ve onları da torunlarına anlatan başka birileri.

“Yani Tam da Neyzen’in dediği gibi:
Türkü yine o türkü, sazlarda tel değişti,
Yumruk yine o yumruk, bir varsa el değişti”

Çağdaş BAYRAKTAR
15 Mayıs 2015

Paylaş
Önceki İçerikVatansever Bir Sanatçı Olmak Çok mu Zor?
Sonraki İçerik19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı Kutlu Olsun!
Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin'de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü'nin her kademesinde görev aldı. Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte "Kemalizm"in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T'ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı. Milli Mücadele döneminde kurulan ve "Kemalizmin İleri Karakolu" unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana'daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti. Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu'nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı. Genç Yeni Adana'daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol'u kurdu. Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı'nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta. Milli İrade Birliği'nin "Milli İrade Nedir?" ve Mustafa Mutlu'nun "Dön Kardeşim" kitaplarında yazıları yayınlandı. Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın