“Ben sporcunun zeki, çevik ve ahlaklısını severim.’’ (1937)
Mustafa Kemal ATATÜRK

Büyük önderimiz bundan 75 yıl önce söylediği bu sözle, gerçek bir sporcu felsefesini ortaya koymuştur. Çünkü spor insanların sadece beden gelişimine katkı sağlamaz; kişilik ve zihinsel gelişimine de katkı sağlar. ‘Zeki, çevik, ahlaklı’ ilkelerini incelediğimizde uzmanların da bu felsefeyi doğruladığını görürüz.

Ata’mızın sporcular için söylediği ‘zeki’ ilkesi; sporun düşündürdüğü ve beyin fonksiyonlarını arttırdığıyla ilgilidir. Egzersizlerin faydaları konusunda, bilim insanlarının son 10 yılda ortaya koyduğu ‘bilişsel gerilemeyi önler, beyin fonksiyonlarını artırır, bellek güçlendirir’(1) ilkelerini Ata’mız daha önceden görmüş ve sporcuların, zeki ve düşünsel yeteneğe sahip olması gerektiğini, savunmuştur.

‘Çevik’ ilkesi; aslında günümüz şartlarında en çok ön plana çıkandır. Spor insanı bedenen geliştirir. Kas gelişimine ve vücut esnekliğine katkı sağlar. Bunlara bağlı olarak da sporcunun çevik ve atik olması beklenir. Önderimiz güçlü bir kuşak yetiştirmek için sporu olmazsa olmaz kabul etmiştir.

‘Ahlak’ ilkesi ise; günümüz şartlarında aslında en çok ön plana çıkması gereken fakat sporcular tarafından en az benimsenen ilkedir. Çünkü günümüz sporcularının çoğu, sporla ahlak değerlerini bütünleştirememektedir. Spor enerjimizi vücudumuzdan atmamızı, böylece çevremizdeki insanlarla daha iyi iletişim kurmamızı; disipline olmamızı ve ruhsal olgunlaşmamızı sağlar. Ayrıca sporcuların ustalarına ve yaptıkları sporlarına karşı olan saygı ve minnet duygusu kişilik gelişimlerinde de oldukça olumlu bir örnek oluşturur. Yüksek disiplin sahibi olan sporcular; birbirleriyle olan ilişkilerini kurallar çerçevesinde yürütür, dayanışma içinde olurlar ve demokratik bir toplum anlayışları vardır.(2) Bu konularda sporcularımıza, Do (disiplin) sporcularını örnek gösterebiliriz. Çünkü bir Do sporcusu ‘her şeyi kırar fakat kalp kırmaz’.(3)

Sporcularda ahlak ilkesinin en önemli niteliklerinden biri de; toplum ahlakına katkı sağlamaktır. Çünkü sporcular toplum üzerinde belli bir nüfuza sahip kişilerdir. Onların davranışları, hal ve hareketleri toplum üzerinde örnek oluşturur. Örneğin, futbol sporunda maç içerisinde hakeme bağıran bir futbolcu, gelecek nesillere de örnek oluşturacak ve aynı davranış – özellikle de o futbolcuyu sevenler tarafından – uygulanacaktır. Bu yüzden sporcular topluma örnek kişiler olarak; insanlara saygıyı, disiplini ve ahlakı aşılamalıdırlar.

Ata’mız da sporculuğun ne kadar önemli bir rütbe olduğunu; sadece fiziksel değil ahlaki olarak da insanlara ne kadar büyük bir örnek olduğunu görmüş ve bu doğrultuda doğru sporcular yetiştirmeye önem vermiştir. Söylediği bir sözle de bu görüşünü çok güzel bir şekilde ortaya koymuştur; “Spor, yalnız bedensel yeteneklerin üstünlüğü sayılmaz. Kavrayış ve ahlâk da bu işe yardım eder. Zekâsı ve kavrayışı az olan güçlü kişiler, zekâsı ve kavrayışı yüksek düzeyde olan daha az güçlülerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlâklısını severim.” (1937)
Ayrıca, önderimiz sporu kitle hareketinden çok, ‘ulusal hareket’ olarak görmüş(4) ve bu yönde önemli çalışmalara imza atmıştır; beden eğitimini zorunlu ders haline getirmiş ve ders saatlerini arttırmış, spor tesisleri ve stadyumlar yaptırmış, Halk Evleri çalışmaları arasına sporu da eklemiş ve Beden Terbiyesi Kanununu çıkarmıştır. Yine başka bir sözünde Ata’mız sporla toplumun bir bütün içerisinde olmasını ve sporun ulusal bir görev olduğunu çok güzel açıklamıştır; “Açık ve kesin olarak söyleyeyim ki sporda başarılı olmak için bedensel dayanıklılıktan çok, bütün halkın sporun içeriğini ve değerini anlamış olması, içtenlikle sevmesi ve ulusal bir görev olarak görmesi gerekmektedir.” (1915)

Semra TAŞDURMAZLI

30 Mayıs 2015

Dipçe
(1) http://www.milliyet.com.tr/ Egzersizin Bilinmeyen 12 Faydası
(2) http://www.sporbilim.com/ Sporun Sosyal Faydaları
(3) http://www.gripsikiyatri.com/ Sporun Ruhsal Sağlığımız Üzerine Etkileri
(4) http://besyospor.blogcu.com/ Atatürk Ve Spor

Bir Cevap Yazın