Cumhuriyet Gazetesi’ne saldırının bizzat yönetim kadrosunun ele geçirilmesiyle işgale dönüştüğünden, gazetenin planlı bir şekilde uçuruma sürüklendiğinden bahsetmiştik.
Bunu belirtmek için de 20 Mart 2015 – 2 Nisan 2015 arasında Cumhuriyet Gazetesi’nde yazıla(bilen)lerden bir kısmını vermiştik.

Aslında olayın mantığını kavratmak açısından gayet yeterliydi verilen örnekler. Fakat olayın ne kadar planlı, düzenli ve derinleşerek devam ettiğini göstermek adına devam ediyoruz olan-bitene “ayna” olmaya.

6 Nisan 2015.
1. sayfada son dönemde olmazsa olmaz hale gelen “azınlık vurgusu” ile ilgili haber.
Aynı sayfada “700 aydından HDP çağrısı” ve “Ermeni Soykırımı” vurgusunu taşıyan konferansa izin verilmemesinin “Bilgi’de Ermeni Paneline Engel” başlığıyla vurgulanması.

8 Nisan 2015.
Manşette “Ak Saray’ın Meclisi” başlığı olsa da görsel olarak CHP’nin diaspora taraftarı Ermeni kökenli kadın adayı Seline Özuzun Doğan’ı koyup, “100. yılda çok anlamlı” açıklamasını vurgulatarak yine sözde soykırım ile ilgili yönlendirme yapılması. Ve bu kapsamda yapılan röportajın yayınlanması.[26]

13 Nisan 2015.
Cumhuriyet’teki yazı ve haberlerinin büyük kısmı PKK güzellemesine zemin olan Ahmet Şık’tan “Bu halk kimse ölsün istemiyor” başlıklı bilinçaltında “HDPKK = Kürt kökenli yurttaşların temsilcisi” mesajı barındıran bir haber manşetten yayınlandı.

AKP ve HDP’nin çıkarları gereği “doğal müttefik” oldukları gerçeği tam da önümüzde dururken, Nuray Mert’in yazısındaki bir kısım, Ahmet Şık’ın yaklaşımını tamamlayıcı nitelikte:

“Nitekim, bir yandan Dolmabahçe’de, HDP’nin İmralı heyeti ile birlikte ortak açıklama yapan iktidar, hemen ardından HDP’yi hedef alan açıklamalar yapmaya başladı. HDP’nin başkanlık sistemine muhalefetinin bu tutum değişikliğine neden olduğu aşikâr. Belli ki, iktidar müzakere sürecini, Kürtler ile başkanlık pazarlığına endekslemiş, işler istediği istikamette gitmediği ölçüde Kürt siyasetine ve münhasıran HDP’ye baskı siyaseti güdüyor. Kürtlerin, gizlice AK Parti ile başkanlık pazarlığı yaptığını düşünenler, işlerin böyle olmadığını, iktidar partisini çileden çıkaranın da bu nokta olduğunu görsünler artık.
Her şeye rağmen Kürt siyasetinin bu tuzağa düşmeyip sonu belirsiz bir yola itilmekten kaçınmasını umuyoruz.” [27]

Zamanında “yetmez ama evet” modunda olup, sonrasında ise pişkince “Evet, belli ki kandırıldık, ama iyi ki kandık! Kemalistler gibi darbeciliğe akıl yatırmayı, otoriterliğe savrulmayı reddettik.” [28] diyen kendisi değilmiş gibi yazısının ilk kısmında,
“AK Parti’nin ‘askeri vesayetle mücadele’ diye takdim ettiği, militarist siyaset anlayışı ile değil, eski statükonun bekçiliğini yaptığını düşündüğü ‘asker’ ile mücadele idi. Meşhur Ergenekon davaları esnasında bu hususa dikkat çekmeye çalıştım, sivil siyasetin demokratikleştirici gücüne sorgusuz sualsiz inanılan, o dönem kimsenin bu konuyu dikkate almaya niyeti yoktu. Dahası, sivil siyasetin öne çıkması, illa demokratikleşme getirmeyebilir, farklı bir otoriterleşme ile sonuçlanabilir kaygısını dile getirdiğim, ‘sivil dikta’ tartışması üzerinden her türlü saldırıya uğradım” da diyebildi.[29]

Aynı günkü gazetede Erdem Gül imzalı haber ile “AKP, HDP’nin barajı aşamayacağını düşünüyor, bunu sıralamasından rahatsız olan vekil adaylarına da vurguluyor” diyerek, yine “AKP-HDP ittifakı yok” mesajı vurgulanmaya çalışılıyor. [30]

Peki bu vurgu neden bu kadar yoğun?

Çünkü HDP’nin barajı geçmesi için vurgulanan mesajlarda “AKP-HDP” ilişkisine, ittifakına kuşkulu bakan kesimi ikna etmek de gazete yönetiminin öncelikli hedeflerinden birisi.

Gazetenin bu konudaki yaklaşımının mantığı, tam da aynı gün ”Algı Yönetimi” başlığıyla yazı yazan Erdal Atabek’in yazısının alt başlıklarında olduğu gibi:
Alıştırma
Meşrulaştırma
Örtme
Unutturma
[31]
En fazla sırası değişik olabilir:
Örtme => Unutturma => Meşrulaştırma = Alıştırma

Cumhuriyet’teki “işgal” harekatının tüm parçalarını gözler önüne sermek, parçaları birleştirmek için olmazsa olmazı bu meselenin.
O yüzden elbet devam edeceğiz yazmaya.

Çağdaş BAYRAKTAR
2 Haziran 2015

Serinin birinci ve ikinci yazılarını okumak için:

[1] http://ucuncuyol1919.com/2015/04/29/ihanetin-cumhuriyetinde-anlamak-olan-biteni-1/
[2] http://ucuncuyol1919.com/2015/05/05/656/

DİPÇE

[26] http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/246410/CHP_de_degisimin_kaniti.html
[27] http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/252753/Ulkede_Karanlik_Bir_Sabaha_Uyanmak.html
[28] http://www.diken.com.tr/evet-kandirildik-ama-iyi-ki-kandik/
[29] http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/252753/Ulkede_Karanlik_Bir_Sabaha_Uyanmak.html
[30] http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/252777/AKP_de__HDP__stratejisi.html
[31] http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/252751/Algi_Yonetimi__1_.html

Paylaş
Önceki İçerikZeki, Çevik ve Ahlaklı
Sonraki İçerikCan Dündar “Cumhuriyet”inde Anlamak Olan Biteni (4)
Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin'de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü'nin her kademesinde görev aldı. Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte "Kemalizm"in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T'ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı. Milli Mücadele döneminde kurulan ve "Kemalizmin İleri Karakolu" unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana'daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti. Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu'nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı. Genç Yeni Adana'daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol'u kurdu. Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı'nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta. Milli İrade Birliği'nin "Milli İrade Nedir?" ve Mustafa Mutlu'nun "Dön Kardeşim" kitaplarında yazıları yayınlandı. Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

3 YORUM

Bir Cevap Yazın