Seçime doğru giderken, büyük çoğunluğumuzun kafaları karışık. O yüzden oturayım ekranın karşısına, düşüncelerimi masaya yatırayım dedim. Gündeme, vaatlere, olana-bitene, ilişkilere-kavgalara girmeden hemen önce şunu belirteyim: Kime oy vereceğimi harıl harıl düşünürken, kime/kimlere oy vermeyeceğim uzun zamandır zihnimde berrak bir biçimde duruyor.

 

Hepinizin tahmin edeceği gibi, oy vermeyeceğim arkadaşlardan biri hükümet partisi iken, diğeri de onun saz arkadaşı, hovardalık yareni Halkların Demokratik Partisi-HDP. Öyle sanıyorum ki hükümet partisi konusunda neden belirtmeme gerek yok. O zaman gelin HDP’den bahsedelim.

 

Efendim, ilk olarak arz edeceğim sıkıntım, tehditler. Az önce(28 Mayıs) sabah haberleri için televizyonu açtığımda, kime yakalandım dersiniz: Pervin Buldan. Sabah sabah gördüğüm ilk kişi oldu. Haliyle sabahın ilk tehdidini de işittim: Buldan hanımefendiye soruluyor, “HDP barajı geçip meclise giremezse ne olur?” Buldan cevaben: “Erken seçim olur” diyor.[1] Ben tam o anda neden diyorum. Ama ekrandan Pervin hanım çoktan gitmişti, sorum cevapsız kaldı.

 

Sonra, dün(27 Mayıs) Selahattin Demirtaş, CNNTürk’te Ahmet Hakan’ın konuğu olmuş. Bu aralar her programda alıyor bağlamayı eline türküler, şarkılar; sevdi bu işi Demirtaş. Neden sevmesin, bu aralar iyice kendini beyaz güvercin yapma telaşında. Aksi halde ipi İmralıdan değil Kandilden çekilir. Tabii şunu bilginize sunuyorum, Buldan’dan sonra gördüğüm ikinci sima Demirtaş’tı (düşünün günüm nasıl geçecek).

 

Size sabahımdan(28 Mayıs sabahı) bahsettiğime göre asıl meseleye gelebilirim. Asıl mesele şu: Benim gözümde AKP ve HDP’nin birbirlerinden hiçbir farkları yoktur. Güttükleri düşünce sistemi farklılıklar görülse de nihai amaçları onları doğal müttefik yapmıştır. Yaşanan kavgalar, çekişmeler her evin içinde olacak cinsten görülebilir iken; asıl sebep varlıklarını meşru ve onurlu gösterme çabası olarak da değerlendirilebilir. İşin aslı var olmaları birbirlerine, hatta kameralar, mikrofonlar önünde ettikleri kavgalara bağlıdır.  Bu varlıklarını birbirine borçlu olma durumunun somut olaylarını zaman içinde birçok kez yaşadık. En yakın ve çarpıcı örnek olarak, Gezi’ye destek vermemelerini hükümete karşı darbe vardı[2] diye açıklamalarıdır. Ne hikmetse, boğaz boğaza oldukları hükümete karşı bir “darbe”nin içinde bulunmaktan nasıl kaçacaklarını bilemediler. Şimdi aynı kişiler çıkmış, “Seni başkaaann yaptırmayacaaağıızz” diye bağırıyor. Muhtemel bir koalisyona asla yanaşmıyorlar(mış). Ama meclise giremezlerse de Türkiye çok karışırmış, kriz çıkarmış. Bu adamlar işte, her gün diplomatik dilde tehditten en az 3 doz veren adamlar “demokrasi havarisi”, “beyaz güvercin”, “barış türküsü yakan aşık” oluyor. Bakın yaklaşık iki üç gün önce salona girdiğimde annem haberleri izliyordu tesadüfen gördüm, bir köy korucusunun cenazesi vardı ekranda. [3] Artık söze gerek var mı? Sözlü olarak her gün işittiğimiz tehditler, ufak çaplı olarak nitelenebilecek olaylarla fiiliyata dökülüyor. Kitlelerde infial (aşırı kızgınlık) yaratmayacak şekilde, bir köy korucusu öldürülüyor, asker ve sivil kaçırılıyor[4] ve bunlar medyada gökten zembille inmiş adı bilinmeyen bir terör örgütü yapmış gibi gösteriliyor. Oysa tehditleri ve eylemleri yan yana koyduğunuzda suç da suçlu da sabittir. Bu bağlamda HDP’nin misyonu, masumluğu, bebek yüzlülüğü takdirlerinize kalmıştır.

 

Şimdi gelelim asıl karmaşaya. Peki AKP tamam, gitmelidir; HDP tamam, neden bellidir. Peki ne olacak, ne yapılacak? Kime oy verilecek?

Öncelikle şunu belirteyim, kimseye kime oy vereceğini söylemek haddim değildir. Bugün değildir, yarın da olmayacaktır. Tüm hayatını özgürlük üzerine kurmuş bir insan “onu yapma bunu yap”, “onu sevme bunu sev” diye emir veremez. O yüzden ben işin tehlikeli bulduğum noktasına vurgu yapacağım. Son dönemlerde günlük dilimize bir deyim yerleşti: Ehven-i Şer. Nedir bu? Kötünün iyisi… İşte bu “kötünün iyisi”, bizi en çok yakan düşüncedir bence. Bir bakıma çaresizliği kabullenmeyi, bir bakıma da kötüye teslim olmayı barındırır. Karanlığa mum taşıyanların tekme tokat dövülüp kovulduğunun ilanıdır. Şimdi “ehven-i şer” bağlamında, AKP-HDP dışında kalan partilere ılımlı bakan insanlar, partilerinde aksaklık görse de “o” gitsin de daha kötüsü olmaz herhalde diyorlar. “Canım, benim partide de var sorun, yönetime gelecek kadroları şaibeli ama..” diye başlıyor cümle, cılız bir sesle “aman gitsinler” ile bitiyor. Ben de diyorum ki aman etmeyin. Ne olur böyle düşünmeyin. Siz ışığın yolundan ayrılmayın, karanlığa teslim olmayın. Muhakkak oy vereceğiz, fakat her an tetikte olmakta, eleştirel düşünceyi bir an bırakmamakta fayda var. Bizim evde çokça edilen bir söz vardır: Otu çekip köküne bakacaksın. Haddim midir bilinmez ama kime oy vereceği konusunda çok kararsız olanlara belki bu söz ışık olur. Vekil adaylarının kökünü çekin bakın, kökü nerede? Nereyle irtibatta? Nereden burs almış, nereden seçim kampanyası parası almış? Hangi adamlar övgüyle bahsediyor, kimin öğrencisi?

 

Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, benim bu sistemden, bu sistemde yapılacak seçimlerden, bu seçimlerle oluşacak son model hükümetten pek beklentim yok. Bu aralar hangi otu çeksem elimde kalıyor, zira. Şunu belleklerimizde tutmamızda fayda var zannederim; bu kadar kir, pasak, batak, yokluk, yoksulluk bir seçim döneminde giderilmez. Bir seçimle, elimizi kayanın altına koyup bir iki parmağımızı kırmadan hiçbir şey düzelmez. Siz yine oy verin ama asıl gücünüzün oy vermek değil, Çanakkale Savaşı’nı, Kurtuluş Savaşı’nı veren, 20 yıla 200 yıllık aydınlanmayı sığdıran, canıyla-dişiyle-tırnağıyla çalışıp evini değil ülkesini ayağa kaldıran o güç olduğunu unutmayın.  Unutmayalım.

 

Heyecanınızın hiç dinmemesi dileğiyle…

 

28.05.2015 Hasret Gündoğdu

 

Kaynak:

1 – Pervin Buldan’dan tehdit gibi baraj uyarısı, İnterner Haber, 27 Mayıs 2015, http://www.internethaber.com/pervin-buldandan-tehdit-gibi-baraj-uyarisi-790490h.htm

 

2 – Selahattin Demirtaş: ‘Gezi ile aramıza mesafe koyduk’, Haber Sol, 31 Temmuz 2013, http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/selahattin-demirtas-gezi-ile-aramiza-mesafe-koyduk-haberi-77251

3 – Şehit edilen geçici köy korucusu toprağa verildi, Hürriyet, 26 Mayıs 2015, http://www.hurriyet.com.tr/gundem/29111819.asp

 

4 – PKK bir asker ve bir sivili kaçırdı, Vatan Gündem, 21 Mayıs 2015, http://www.gazetevatan.com/pkk-bir-asker-ve-bir-sivili-kacirdi-793080-gundem/