“Yorumculardan en çok kimi seviyorsunuz” diye sorsalar futbolseverlere, alınacak cevaplarda mutlaka Bağış Erten vardır. Kendine özgü tarzıyla, takmadan göremeyeceğiniz şapkasıyla, enteresan mimikleriyle ve tavırlarıyla sempati toplar. Buraya kadar her şey tamam.

9 Nisan 2015’te Cumhuriyet Gazetesi’nde yazmaya başladı Bağış Erten. Fakat yazdığı gazete, 7 Mayıs 1924’ten beri yayımlanan, Atatürk’ün isim babası olduğu, Cumhuriyet değerlerine ve Kemalist devrime sahip çıkan, Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu ve İlhan Selçuk gibi aydınların yazdığı Cumhuriyet Gazetesi değil, 9 Şubat 2015’te Can Dündar’ın genel yayın yönetmeni olmasıyla yıllardır süregelen yıpratma ve işgâl hareketlerinin hat safhaya çıktığı , bölücü terör örgütünün kamplarını ziyaret eden, sözde Ermenî soykırımını kabullenen, 7 haziran seçimleri için HDP seviciliği yapan Cumhuriyet Gazetesi’nin yazarı oldu.

Eğer Can Dündar’ın başını çektiği bir gazetede yazmak istiyorsanız “malum sürece” ortak olmanız gerekir. Hem de bunun için yazdığınız yazının konusu, branşı önemli değil. Spordan siyasete, gündemden ekonomiye, her köşede size yer vardır. Spor için aranan kan da tabiî ki Bağış Erten’di. Herkesin sevdiği bu “sevimli şapkalı yazarımız” yazdığı tüm yazılarda Kemâlizmi, cumhuriyet devrimlerini karalamayı ihmal etmiyor.

Açılış için birkaç örnekle başlayalım isterseniz.

6 Haziran gecesi oynanan Şampiyonlar Ligi Finali için Berlin’de bulunan Bağış Erten, ertesi gün köşesinde yayınlamak üzere, finali değerlendiren bir yazı yazmış.

“ …Iniesta asisti yaptı diye mutluyum. Herkes bir yana o bir yana.” Bu satırı aklınızda tutunuz.

“Türkiye futbolu”

“Maçın sonucu kadar Cüneyt Çakır’ı ve ‘dava arkadaşlarını’ merak ediyoruz topluca. Sonuçta Türkiye futbol tarihinin en büyük başarılarından biri bu.” Bu “şapkalı minyon yazarımız” yazdığı tüm yazılarda ‘Türk futbolu’ kelimesini kullanmamaya çalışıyor. Onun yerine bazı “ilerici ve hümanist”lerin kullandığı ‘Türkiye futbolu’ terimi daha cazip geliyor. Çünkü bu arkadaş Türklüğü bir ırk dayatması olarak görüyor. Bu ülkede yaşayan her yurttaşa “Türk” dendiğini, Türklüğün anayasal bir üst kimlik olduğunu, tüm yurttaşların birbirine yurttaşlık hakları ile bağlı olduğunu bilmeyecek kadar aciz. Ya da biliyor, bunu zedelemek için çalışıyor. Bence ikincisi.

“Iniesta Demirtaş’ı andırıyor”

“İlk yarı bittiğinde hâlâ karanlık çökmemiş. Biraz serinlik çıkıyor. Temposuz geçen ilk yarıya merhem diye. Oluyor da. İkinci devre hızlı başlıyor. İki gol geliyor karşılıklı. Hız arttıkça artıyor. Benim kafa da tam orada dağılıyor. Iniesta, Demirtaş’ı andırıyor sanki. Başbakan gerçekten Pirlo olsaydı keşke. Barcelona barajı geçmekle kalmıyor, alıp yürüyor. Juventus sandıktan oy çaldırmamak için direniyor, Morata’yla başarıyor da. Ama rakibin eli ayağı çok hızlı. Bir oy, pardon bir gol her şeyi değiştirebilir. Blatter seni başkan yaptırmayacağız. Yanımda Hugo Sanchez oturuyor. Müşahitlik yapacak herhalde. Bir röveşataya bakar bu yazı. Ne demişti Socrates. Diktaya karşı ayın 15’inde oy kullanın. Messi’nin frikiği barajı bir aşsın, ondan sonrası kolay. Yüzde 13’le bitti maç; pardon 1-3. Berlin’de güneş çarpınca tam çarpıyormuş. Şampiyonlar Ligi Finali’nden selam olsun.” Sempatik yazarımız bu satırlarda ihanetin doruklarına yükseliyor. En sevdiği futbolcu İniesta’yı, Selahattin Demirtaş’a benzeten ‘şapkalı yazar’, yazının 7 Haziran sabahı yayınlandığını düşünürsek, HDP’nin barajı geçebilmesi için yaptığı teşbihler fazlasıyla kurnazca.

Aslında malzeme bol. Bana da uzun bir yazı dizisi çıkacağa benziyor. Açılış için şimdilik bu kadar yeterli. Birilerinin bunu yapması gerekiyordu. Cumhuriyet Gazetesi, ne Can Dündar gibilere, ne Bağış Ertenlere bırakılabilecek bir gazetedir. Orası Mumcuların, Kışlalıların ruhunun gezdiği, Kemâlist yazarların kalesidir. Bu işgâl bitene, halkımız tüm gerçekleri görene kadar kişisel ve örgütsel mücadelemiz devam edecektir.

Buradaki tek amacımı; Cumhuriyet Gazetesi’nin tarihine, Atatürk’e, Uğur Mumcu’ya, Ahmet Taner Kışlalı’ya ve tüm Cumhuriyet okurlarına sonsuz sevgi ve saygımın bir borcu olarak görüyorum.

Mehmet Anıl Parlak

15 Haziran 2015

Dipçe: Cumhuriyet Gazetesi’nin Can Dündar yönetimindeki ihanetini inceleyen Çağdaş Bayraktar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz:

Kaynakça

Paylaş
Önceki İçerikBiz Neyiz? Ne Değiliz?
Sonraki İçerikSeçimden Sonra
23 Eylül 1990’da Mersin’de doğdu. İlköğretimini tamamladıktan sonra lise öğrenimini İngilizce ağırlıklı bir lisede bitirdi. Çukurova Üniversitesi Matematik Bölümünü tamamladıktan sonra pedagojik formasyon alarak öğretmenlik hayatına başladı. Milli Mücadele döneminde kurulan Yeni Adana Gazetesinin Genç Yeni Adana bölümünde yazıları yayımlandı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. 2014 yılında yayın hayatına başlayan Üçüncü Yol'un kurucularındandır. Hayattaki en büyük hedefi, ulusuna bağlı nesiller yetiştirmek…

Bir Cevap Yazın