Saçımızı yolduk, nefesimiz tıkandı, yer yer kalp krizleri geçirdik ama bitti. Bir seçim dönemini daha en az zayiatla atlattık. Bakacağız şimdi gerçekten atlattık mı? Gerçekten en az zararla mı atlattık.
Şimdi efendim, kesinleşmemiş seçim sonuçları şöyle: AKP, %40.83 ile 258 sandalye; CHP, %25 ile 132 sandalye; MHP, %16.33 ile 80 sandalye ve HDP, %13.16 ile 80 sandalye kazandı. [1] Seçimden hemen sonra yaşanan 4 günlük süreçte de açıklamalar peşi sıra geldi. Şimdi açıklamalar sonucu koalisyon ihtimallerine ve bu koalisyonların Türkiye’ye maliyetine bakalım.
Tayyip Bey’in, hükümeti kurma görevini AKP’ye vereceğine kuşku yok fakat AKP’den kime verecek orası meçhul. Bu durumda AKP meclisteki diğer üç partiden (CHP, MHP, HDP) biriyle koalisyon hükümeti kuracak. İlk akla gelen CHP ile yapılacak bir güçlü koalisyon olur. 258 sandalyeli AKP ile 132 sandalyeli CHP, mecliste 390 sandalye ile gerçekten de güçlü bir hükümet kurar. Her ne kadar bu 4 yıllık koalisyon yönetimi, bir “restorasyon” dönemi olarak görülse de iş anayasa değişikliğine hatta yeni bir anayasaya uzanınca algı açımızı başka yöne çevirmemiz gerekiyor. Şimdi şu algımızı bir açalım: Efendim, ABD, büyük ağabey, AKP-CHP koalisyonuna göz kırpmış. Uluslararası Kriz Grubu’nun eski Türkiye Direktörü de olan İletişim Direktörü Hugh Pope, “anadilde eğitim, adem-i merkeziyet (yerel yönetimlerde özerklik), adil bir terör yasası ve yeni anayasa” Türkiye’nin gündeminde derken, ABD nezdindeki koalisyon seçeneği olarak AKP-CHP ikilisini işaret etmiş. [2]
Öte taraftan bu koalisyon furyasına HDP’yi de dâhil etmek isteyen güçler var. Özellikle bu güçler, Kandil’den Barzanistan’a, ABD’ye kadar uzanıyor. Nitekim Kandil (PKK terör örgütünün tepe yönetimi KCK), oluşacak bir koalisyonu “kurucu meclis” olarak nitelerken Türkiye’nin yeni anayasa ihtiyacına, bu ihtiyaç doğrultusunda yine Türkiye’nin demokratikleşme adımlarına ve HDP zaferiyle gelen Türkiye “halkları” ile Kürdistan halkının buluşma zaferine vurgu yapıyor.[3] Ne tuhaftır, Washington’da konuşan Amerikan İlerleme Merkezi uzmanı Makovsky de HDP’nin AKP’yi, özellikle Suriye politikasında Amerikan çizgisine çekebileceğini ifade etmiş. [4]
Buradan Barzanistan’a gidelim: Irak Kürt Bölgesel Yönetimi Rusya temsilcisi Burhan Aso ise, “Koalisyonun mutlaka Kürtler ile Erdoğan arasında kurulması gerektiğini” belirtirken; Ortadoğu ve Kürt sorunu uzmanı Vadim Makarenko ise, Kürt sorununun iplerinin Erdoğan’ın elinde olduğunu ve bir bakıma Kürtlerin Erdoğan’a mahkûm olduğunu belirterek AKP ile HDP arasında kurulacak bir koalisyonun işbirliği açısından yeni bir şey olmayacağının altını çiziyor. [5]
Peki, koalisyona çekilmek istenen “şirin insan” Selahattin Demirtaş ne dedi?
Önce, “CHP, Türkiye’yi hükümetsiz bırakmamak amacıyla oluşacak bir koalisyon ihtimalini değerlendirmeli. AKP-CHP koalisyonunun tartışılması teamüller gereği ilk olması gerekendir. CHP sorumluluktan kaçmamalı”[6] demişti ki,
sonra, birden kafasına gökten 3 elma düştü ve:
“Biz AKP’nin hataları yanlışları var diye eleştiriyoruz. Bu hatalardan vazgeçildiğinde ortak adımı atmaya hazırız. Çözüm süreci, yeni anayasa için ortak adım atmaya hazırız. Çözüm süreci Türkiye’nin
geleceği açısından en önemli sorundur. AKP doğru dersleri çıkarırsa Barış için elimizi taşın altına koymaya hazırız” [7] dedi.
Kısaca MHP ise, HDP’nin olduğu hiçbir yerde ben olmam dedi ve bu konuda ısrarına devam ediyor. Öte taraftan bir kulis bilgisi olarak bilgilerinize sunayım; AKP ile el altından, kapalı kapılar ardından pazarlık yapılıyormuş. [8] [9]
Şimdi buraya kadar ulaştığımız bilgiler ışığında, AKP-CHP-HDP ekseninde (MHP ben muhalefet yaparım, beni karıştırmayın dediği için hesaplamaya almadım) oluşabilecek tüm senaryolar değerlendirildiğinde elimize ne veriliyor bir bakalım. Bu koalisyonlardan Türkiye’nin, Türkiye ekonomisinin, Türk halkının huzurunu sağlayacak neler çıkıyor ya da neler çıkmıyor?
Öncelikle Türkiye’ye 2006’dan bu yana Genişleme Strateji Belgeleri, 2001’den bu yana Katılım Ortaklığı Belgeleriyle ve Ekim 1998’den itibaren verilen İlerleme Raporlarıyla Avrupa Birliği tarafından “Yeni ve demokratik anayasa”, “güçlendirilmiş yerel yönetimler”, “anadilde eğitim” konularında uygulanan tüm baskılar yeniden karşımıza çıktı. [10] Hemen hemen koalisyon konusunda fikir beyan eden iç ve dış, uzman ya da siyasi karakter hepsinin ortak kesişimi yani ortak kümesi “yeni anayasa”, “Kürt, etnik talepleri”. Üstelik bunlar artık öyle süslü laflarla karşımıza çıkmıyor. Bir reklamda da dendiği gibi “dümdük” karşımızda. Şimdi aklınızda “AKP-HDP ihanet çetesinin uygulamalarına CHP’den fren gelir” diye bir varsayım varsa şunu söylemeyi vazife bilirim ki; CHP içindeki sayın vekillerin siyasi pozisyonlarını tahlil etmek noktasında gözden kaçırdığınız noktalar olabilir. Yüzde 1 oy kaybeden, hemen hemen aynı bantta seyreden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu “Demokrasi içinde baskıcı bir dönemin sonunu getirdik” derken seçmenine halay çektiriyordu ve ben aslında bu baskıcı dönemin nasıl son bulduğunu idrak edemiyordum. Zira hala AKP en çok oy alan parti. Hala en güçlü iktidar ortağı ve ne çare ki yanına alacağı diğer ortağı kim olursa olsun yazılmış ihanet planının karşısına çıkacak bir güç bulunamamıştır. Bu noktada isterse AKP-MHP koalisyonu olsun, HDP oluşacak koalisyona dışarıdan, her türlü desteği verecektir. Buradan, bu köşeden seçim öncesinde çokça söyledik bir kez daha söyleyelim: AKP ile HDP doğal müttefiklerdir ve en son nokta gelinceye kadar, herkes kendi ego ve menfaatlerini tatmin edinceye kadar bu müttefiklik bozulmayacaktır. Bugün, liberaller siperi, hainler meclisi ve Fetullah’ın çiftliğine çevrilen CHP ise ne acıdır ki tüm bu ihanetlere göğüs gerecek kudreti kanında bulamamıştır. Silkinip özüne dönme refleksi tamamen elinden alınmış, yerine Amerikan liberalizmin tüm argümanları tutuşturulmuş ve içi çürümeye bırakılmıştır.
Bunca çürüme, ihanet, kokuşmuşluk, algı terörizmi içinde siz buradan, HERKESİN BIRAKTIĞI YERDEN soruyorsunuz, “Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini; yok mudur kurtaracak baht-ı kara maderini?”
HERKESİN BIRAKTIĞI YERDEN, biz bağırıyoruz:
“ Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini; bulunur kurtaracak baht-ı kara maderini! ”
Asıl biz olanlara, biz olmanın kıymetini bilenlere selam olsun. Biz olmak, bu topraklarda Atatürk olmaktır, Atatürk’lere selam olsun.
Sevgilerimle, heyecanınızın solmaması dileğimle…
11.06.2015 – Hasret GÜNDOĞDU
DİPÇE: 1- Milliyet, “2015 Genel Seçim Sonuçları Açıklandı!”, 09.06.2015 http://www.milliyet.com.tr/2015-genel-secim-sonuclari-gund…/
2- Aydınlık, “Derviş: ABD Koalisyon İstiyor”, 09.06.2015 http://www.aydinlikgazete.com/…/dervis-abd-koalisyon-istiyo…
3- Özgür Gündem, “Demokrasi Güçlerine Yeni Anayasa Çağrısı”, 10.06.2015 http://www.ozgur-gundem.com/…/…/kckden-kurucu-meclis-vurgusu
4- Sol, “HDP, AKP’yi Amerika Çizgisine Zorlayabilir”, 10.06.2015 http://haber.sol.org.tr/…/makovsky-hdp-akpyi-amerikan-cizgi…
5- Sputnik, “Türkiye’de Dengeler AK Parti-HDP Uzlaşmasıyla Sağlanır”, 10.06.2015 http://tr.sputniknews.com/analiz/20150610/1015921226.htmPutm source=https%3A%2F%2 Fwww.facebook.com%2F&utm medium=short url&utm content=s7K&utm campaign=URL shortening
6- Sol, “Demirtaş’tan Koalisyon Açıklaması: Şu anda teamüle en uygun seçenek… ”,09.06.2015 http://haber.sol.org.tr/…/demirtastan-koalisyon-aciklamasi-… ecenek-119112
7- Sol, “Demirtaş: Koalisyondan ve Erken Seçimden Korkmayalım”, 11.06.2015 http://haber.sol.org.tr/…/demirtas-koalisyondan-ve-erken-se… 8 8- Sol, “MHP’den HDP Koalisyonu Yanıtı”, 10.06.2015 http://haber.sol.org.tr/…/mhpden-hdp-koalisyonu-yaniti-1192…
9- Aydınlık, “Bölücü Koalisyon için Düğmeye Basıldı”, 09.06.2015 http://www.aydinlikgazete.com/…/bolucu-koalisyon-icin-dugme… mi
10- Anadolu Üniversitesi, Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkileri, 3. Baskı, Ekim 2014, sayfa: 153-173