Siz hiç tekme yediniz mi yere düşmüşken?
Onurluca…
Bir kişiye karşı on kişi…

Onurlu olduğu kadar, çaresizce…
Anlamayarak…
Korku ile…
Hatta dehşetle…

Cevapların önemi var mıydı anlayabilmek için? Fark eder miydi adı Ali İsmail ya da Soma’da Mehmet... İnsan olması yetmez miydi? O mezhepten, bu ırktan, şu görüşten demek çok mu önemliydi?

Hadi ama dürüst olun!
Yaradılanı sevmez miydiniz, Yaradandan ötürü?
Ne zamandan beri “oh olsun” diyorsunuz ölenin ardından?
”Sizden” olmayanın, sizin gibi düşünmeyenin ardından…


Düşünseniz ya, yere düşmüş bir “insan”
Yaşı önemli mi? Hayır!
Düşenin dostu olmaz misali “bir tekme de ben vurayım” diye başına üşüşen, sıfat bulamadığım, anlatmaya kelimelerin yetmediği vicdansızlar…
Sopa mıydı o elindeki? Yoksa bir de telsiz mi? Ya da bir pala?


“Niye vuruyorsunuz?” diyememiştir herhalde… “Ben ne yaptım elimde Türk bayrağı ile vatanın birliğini ve bütünlüğünü savunmaktan başka?” da demeye fırsatı olmamıştır kafasına kafasına tekmeler, sopalar gelirken…
Sonrası malum… Karanlık…
Ne kadar da “yaşamış gibi” anlattım değil mi?

Peki soruyorum; bir insanı tekmeleyerek öldürdükleri olayın yaşandığı sokakta, kamera kayıtları olmasaydı ve tesadüfen görmeseydik o insanlık dışı görüntüleri, haberimiz olacak mıydı bu vahşetten? Hayır!

Peki sizce kamera olmayan sokaklarda da nicesi yaşanmış mıdır?
Evet, bence yaşanmıştır!
Kaç anne daha gözyaşı dökmüştür Ali İsmail’in görüntülerine bakarken,bilemezler…


Medyanın ve birçok kurumun bağımsız çalış(a)madığı ve gerçekleri göstermediği düşünülecek olursa, haberimizin olmaması gayet normal değil mi?

Peki sizce bu insanlar haklarını arayabilmişler midir? Yüzünüzde “alaycı bir gülümseme” oluştu değil mi?

Dün Ali İsmail, bugün Mehmet, yarın ise bir başkası… İsimler değil asıl önemli olan; bu bir zihniyet meselesi. Anlatmak istediğimiz, kirli, kokuşmuş bir zihniyetin bizden götürdükleri ve götürecekleri sadece…

İşte bu zihniyete karşı, haksızlığa karşı, zulme karşı “insanlık savaşı”nda birleşmeliyiz. Sözüm “insan” olduğunu hissedebilen herkese…

Hoşça kal kardeşim Ali İsmail.
Seni bir gün değil, her gün hissediyorum.
Ve bu zihniyetin hesap vereceği, haksızlıkların son bulacağı günleri iple çekiyorum…


Çağrı Kavuş
10 Temmuz 2015