Tarihe biraz ilgisi olan herkes, Cihan Harbi’ne Osmanlı‘nın nasıl çekildiğini bilir.

*

Osmanlı, Cihan Harbi’ne çekilene kadar; Balkan toprakları, Trablusgarp, Bingazi, Arnavutluk, Makedonya-Batı Trakya topraklarını kaybederek, tükenme noktasına gelmişti ve “büyük medeniyet” Avrupa tarafından Hasta Adam ilan edilmişti.

Dışarıda bunlar olurken, Osmanlı’nın içi de kazan gibi kaynıyordu. Bilimde, sanatta, eğitimde, kısacası çağın tüm getirdiklerinde geri kalmıştı. Peş peşe alınan ağır askeri yenilgiler, ekonomide de kendisini gösteriyordu. Halk, artık tahammül edemez durumdaydı.

Yani kısaca, her alanda darbe almış bir Osmanlı ve Osmanlı yönetimi mevcuttu. Sonra ne oldu? Artık Osmanlı için karar zamanı geldi:

Ya son gücüyle vuruşacak ve kaybettiklerini geri alacaktı ya da tamamen silinip gidecekti. Tabii, bu Osmanlı’nın kurgusuydu. Fakat, Osmanlı’yı savaşa çekmeye çalışan dönemin emperyalist güçleri, Cihan Harbi’ni Osmanlı’nın bitirilme projesi olarak görüyorlardı.

Sonuçta, Osmanlı savaşa Almanya yanında girdi ve malum süreç işledi. Osmanlı’nın kısmi başarıları, yenilmesine engel olamadı. Ateşkeslerdi, müzakerelerdi sonuçta Sevr ile baş başa kalındı.

*

İlerleyen süreç daha bilinir: Genç bir asker, Çanakkale Kahramanı Mustafa Kemal, son kalan topraklarda ölüm-kalım savaşı vererek, bu kirli oyunu durdurdu. Bugün birkaç paragraf ile anlattığımız bu kısa tarih, o zamanlar tarifi imkansız bedeller ödenerek yazıldı.

*

Geçmişten, bugüne bakmak imkansızdır. Fakat bugünden geçmişe bakılırsa, ‘tarih, tekerrürden ibarettir’ sözünün arkasına saklanmaya lüzum kalmaz.

Bugün, Suriye’de bir ateş yanıyor. Bugünün geçici hükümeti, bir dizi olaylar üzerine (ki, o olayların da üzerindeki giz perdesi henüz aralanmış değil.) o ateşe dahil oldu.

Evet, IŞİD’i ABD doğurdu.

Evet, IŞİD’i ABD, AKP hükümetine evlatlık verdi. Yani AKP hükümeti, onu doğurmadı belki ama besleyip büyüttü.

Peki, ABD için PKK ne idi?

Bölgede IŞİD’ine karşı arslanı, kaplanı.

Peki, Suriye’ye girmeye TSK gönüllü müydü?

Hayır.

Peki, AKP hükümeti, Suriye’deki ‘yatıştırma koalisyonu’na dahil olmak için şart koşuyor muydu ABD’ye?

Evet.

O zaman ne oldu?

*

Önce:

Türkiye içinde yer yer, ufak ufak terör olayları oldu. Ama bunlar Tayyip beyefendinin ‘münferit’ diyeceği türdendi.

Sonra:

7-8 Temmuz’da İncirlik Mutabakatı’nı duyduk. İncirlik’in, yine, ABD’ye açıldığını duyduk yani. IŞİD’i bombalayan koalisyon hava güçleri oradan havalanacaktı. Oysa bizim, İncirlik için birtakım şartlarımız vardı. Obama beyefendi, bizim beyefendiyi aramıştı. Konuşmuşlar ve sonrasında derinlikli mutabakat sağlanmıştı.

Devamla:

Suruç’ta patlama olmuş, IŞİD sınırımıza saldırmış ve bir astsubayımız şehit olmuş, Suruç’un intikamı olarak HPG (PKK’nın Türkiye’deki askeri kanadı deniyor. O da PKK yani) iki polisimizi, evlerinde ve uykudalarken enselerinden vurarak şehit etti.

İlk anda Türkiye’de olan olaylardan aklımıza gelen bunlar. Bunlar, bir anda sanki tek bir yerden organize edilmiş ve sahneye sürülmüş gibi gerçekleşti. Bir olay üzerinde düşünmeye fırsat olmadan, bir başka olay oldu. Olayların oluş hızı, baş döndürücüydü.

Ve yine aynı hızla, bir gece Suriye’ye Diyarbakır 8. Ana Jet Üs Komutanlığı’ndan jetler havalandı. Bilinen, sınırı geçmeden IŞİD hedeflerini vurdu ve geri döndü. Operasyona Şehit Yalçın adı verildi. Şehit Astsubay Mehmet Yalçın Nane anısına verildi bu isim. Operasyonun ikinci dalgasında bu kez, Suriye’de IŞİD hedefleri, Kuzey Irak’ta ise  PKK kampları vuruldu.

*

Tüm bu olayların arkasından PKK sözde ‘barış’ın bittiğini duyurdu. Ülkede PKK eylemleri daha hızlandı ve sertleşti. Öte taraftan vurulan IŞİD ise ,deyim yerindeyse, ölüm sessizliğinde.

Fakat; soru işaretleri ve esrar bitmedi.

ABD, ‘gözünün bebeği’ PKK’nın bombalanmasına nasıl müsaade etti?

Bu zamana kadar silah desteği verilen, hastahanede tedavi edilen IŞİD’i vurmaya AKP nasıl ikna edildi? Karşılığında ne aldı ya da neyinin alınması ile tehdit edildi?

Suruç’ta yaşanan vahşi olay, bu ülkenin sağduyulu ve akl-ı selim halkının Suriye ile savaş tepkisinin yumuşatılması için mi yapıldı?

Öte taraftan acaba Suriye Operasyonu, milliyetçi cephenin öfkesini dindirmek için mi yapıldı?

Ülke genelinde, terör örgütü mukayesesi sonrası, PKK’nın ‘normalleşmesi’ ve tüm bu olayların bir sonucu olarak PKK’nın Doğu ve Güneydoğumuzda yaptıklarının meşrulaşması ve tepkisizlikle karşılanması kimlerin kazancıdır?

*

En başında Osmanlı’nın Cihan Harbi’ne, bir anlamda, mecbur bırakılarak parçalanmasından bahsettik. Bugün Osmanlı’nın manevi mirası üzerine kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti’nin kaderi üzerinde de mi böylesi bir oyun oynanıyor?

Türkiye Cumhuriyeti’nin 21. yüzyıl Sevr’i olan ‘Türkiye Kürdistan’ı, Suriye üzerinden mi kurgulanıyor acaba?

*

Ve eğer, tüm bu varsayımlarımız hatalıysa dahi, savaş konusundaki fikrimiz:

 

“Mutlaka şu veya bu sebepler için milleti savaşa sürüklemek taraftarı değilim.

Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır.

Hakiki düşüncem şudur: Ulusu savaşa götürünce vicdan azabı duymamalıyım. Öldüreceğiz diyenlere karşı, ölmeyeceğiz” diye savaşa girebiliriz. Ancak, ulusun hayatı tehlikeye girmedikçe, savaş bir cinayettir.”

Mustafa Kemal Atatürk

25 Temmuz 2015

Hasret Gündoğdu