Var olmakla yok olmak arasında ince bir çizgidir yaşam. Böyle bir çizgide; hep yok olma eşiğinde yaşıyorsanız eğer, elinizden kayıp gidecek olan tek bir şey vardır. O da ” var “olabilme ihtimalinizdir… Uzun yıllar boyu böyle bir çizgide, nefes alıp verdi Kıbrıs Türkleri. Hep var olabilme ihtimali uğruna direniş ve mücadele sergiledi. Günün sonunda da bu mücadelesini anavatanın da büyük desteğiyle, bir devlet kurarak taçlandırdı.

Peki ya sonra?

Uluslararası camiada hep çemberin dışına itilen, yok sayılan, ambargolar altında ezilen, en temel insan hakları bile gasp edilen, var olmakla yok olmak arasına tekrardan mahkûm bırakılan, bir devlet ve vatandaşları… Çeşitli içsel ve dışsal sorunlarla yıllardır boğuşmaktan bıkmış, taçlandırdığı devrimi kabul görmemiş, horlanmış. Uzun yıllar algı operasyonlarıyla, iç ve dış işbirlikçilerin yoğun çalışmalarıyla çeşitli vardiyalar atlatarak 2015 yılına kadar varlığını korumuş. Halk, çeşitli sorunlarla boğuşurken, emperyalizm ve yerli taşeronları buna eş zamanlı olarak algı operasyonlarını hiç ara vermeden sürdürdü. Halkı, celladından medet umma noktasına sürükledi.
“..bugün bizi var olmakla yok olmak arasında bırakanlar; yok olma eşiğini, çıkış yolu olarak dayatmaktadırlar.” 2015 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından; yine aynı çıkış yolları, yine aynı senaryolar, yine aynı akıl tutulmaları…

Peki, adada “26 Nisan 2015” tarihinden bu güne kadar yaşananlara biraz değinecek olursak:

“Ana-yavru-kardeş” polemiği ile açılış yapıldı. Daha sonra KKTC cumhurbaşkanı, Anastasiadis’in “Türk cemaat temsilcisi” muamelesi karşısında sessiz kalarak, iki eşit devlet söylemleri rafa kaldırılacaktı. Hemen ardından, Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri “parasını da memurunu da istemiyoruz.”(1) açıklamasını yapacaktı. Sendika Genel Sekreteri’nin bu tarz açıklamaları, eylemleri, grevleri adada ün yapmıştır. Rutin bir şekilde bu tarz eylemler aralıksız tekrarlanır. Dış bağlantıları ve Rum hükümetleriyle yakınlığı hakkındaki haberleri de zaman zaman gazetelere yansımaktadır.(2) Çeşitli kutlama mesajları içerisinde, en dikkat çekici olanı HDP’den gelecekti. Cümleler içerisinde “Türk” kelimesini itinayla kullanmamak adına, âdeta kelime cambazlığı sergileyecekti.(3) Kıbrıs Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis, seçim sonuçları karşısındaki memnuniyetini dile getirmekle kalmayacak, peşi sıra tek taraflı güven yaratıcı önlemleri lütuf olarak sunacaktı. Bu güven yaratıcı önlemlerden en dikkat çekeni, 41 yıldır “sivil alanda” bulunan, “28 mayınlı” bölgenin haritalarını ilk görüşmede Mustafa Akıncı’ya sunacağını açıklaması olacaktı!(4)

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, geleneği devam ettirerek ilk yurtdışı ziyaretini Ankara’ya gerçekleştirdi. Hemen ardından, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kotzias’ın Türkiye ziyareti dikkat çekecekti. Yunanistan, Mısır ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasında yapılan üçlü zirvede, Münhasır Ekonomik Bölgelerin (MEB) belirlenmesi konusundaki görüşmelerin ilerletilmesi kararı alındığı açıklanacaktı.(6)

15 Mayıs günü, iki liderin görüşmesinin ardından güven yaratıcı önlemler başlangıç noktası seçildi. Sınır geçişlerinde doldurulan vize kağıtlarının kaldırılması, ortak bir kültür komitesi kurulması ve mayınlı bölgelerin koordinatlarını içeren belge Nikos Anastasiadis tarafından Mustafa Akıncı’ya sunuldu. Arasta esnafı, “vizelerin kaldırılmasını olumlu karşıladıklarını fakat esnafa yararı olmadığını; Rum yetkililerinin Türk tarafından yapılan 10 euro tutarındaki alışverişe bile engel olduklarını söyleyecekti.”(7)

Güney Kıbrıs’ta ise tatbikatların ardı arkası kesilmiyordu. 2015 yılının ilk çeyreğine kadar yaptığı bazı tatbikatlar şöyle; Çok Uluslu Sivil Askeri İşbirliği (CIMIC) Tatbikatı “ARGONAUT 2015″, Nemesis 2015 tatbikatı (Katılan ülkeler: Güney Kıbrıs, Yunanistan, İsrail ve ABD). Kıbrıs-İsrail ONISILOS-GEDEON tatbikatı, ABD ile “CYPUSA-01/15” tatbikatı. Bunların yanı sıra Ermenistan’la yakın gelecekte ortak bir tatbikat yapma konusunda anlaşma imzalanıyor; Ortadoğu kan gölü iken, dört bir yandan gerçekleştirilen bu tatbikatlar birkaç yurtsever dışında, kimse tarafından sorgulamaya değer görülmüyordu. Aksine ilerleyen tarihlerde cumhurbaşkanı sözcüsü “Garantiler tabu değil” ifadesini kullanacak ve 2015 Eylül’ünde gerçekleştirilecek 5’li konferansta, sadece “Türkiye’nin garantörlüğünün” görüşüleceğini açıklayacaktı. Diğer taraftan Temsilciler Meclisi Başkanı Yiannakis Omirou, Türkiye’ye garantörlük antlaşmalarının feshi için baskı yapılması çağrısında bulunacak,(7)hemen akabinde Anastasiadis, “Kıbrıs’ın artık garantör devletlere ihtiyacı yok” açıklamasını yapacaktı.

Anastasiadis, KKTC cumhurbaşkanı için de ” Türkleri kendi cumhurbaşkanlığına inandırmaya çalışırken müthiş ve içinden çıkılmaz bir batağa saplandı ve kendisi buna inandı.” sözlerini sarf edecek ve herhangi bir yetkiliden bir açıklama gelmeyecekti. 23 Mayıs’ta ilk ve ortaokul öğrencilerinden oluşan bir grup Kıbrıslı Rum, öğretmenleri eşliğinde Ledra sınır kapısına dayanıp, “sloganlar” eşliğinde Türk tarafı “taş yağmuruna” tutulacaktı.(8) Birleşik Kıbrıs Partisi Genel Sekreteri Abdullah Korkmazhan yaptığı yazılı açıklamada “TMT’nin tarih ve yargı karşısında hesap verme günü gelmiştir” diyebilecekti.(9)

Gelişmelerin devamını bir sonraki yazıda aktaracağım…

Sıdıka ERÇİKA

DİPÇE:
(1) http://www.kibrispostasi.com/index.php/cat/35/news/161131/PageName/KIBRIS_HABERLERI
(2) http://www.starkibris.net/index.asp?haberID=157381
(3) http://www.radikal.com.tr/politika/hdpden_mustafa_akinciya_mesaj-1344526
(4) http://www.trtturk.com/haber/akinciya-mayinlarin-yeri-ile-ilgili-bilgi-verecek-127020.html
(5) http://misirbulteni.com/guney-kibris-misir-ve-yunanistan-arasinda-uclu-zirve/
(6) http://www.kibrissondakika.com/genel/rumlar-10-euro-tutarindaki-alisverise-bile-engel-oluyor.html
(7) http://www.abhaber.com/ermenistan-kibris-ortak-tatbikati-kibris-muzakerelerini-etkiler-mi/
(8) http://www.kibrissondakika.com/genel/turk-tarafini-tas-yagmuruna-uttular.html
(9) http://www.cna.org.cy/webnewsTR.asp?a=1e1c0d784bbd45c680b6c783b34c2b35