Günlerdir şehit haberleriyle canı yanan ulusumuz, her gün yeni bir kara haber alıyor. Terör artık sadece dağda değil şehir içindeki yapılarıyla da yurttaşların güvenliğini tehdit ediyor. Özellikle son günlerde yol kesme, pusu kurma, mayın döşeme eylemleri sıklaştı. İstihbarat ise yatışta.

Nefes filminin çok ünlü bir sahnesi vardır. O sahnedeki replik dillere pelesenk olmuştur. “Sen uyursan ölürsün. Sen uyursan ölürsün. Sen uyursan arkadaşın ölür. Sen uyursan herkes ölür!” Bu replik son günlerde adeta kulağımdan gitmiyor. Neden olduğunu birazdan söyleyeceğim.

24 Temmuz 2015’te Diyarbakır-Bingöl Karayolu’nun Abalı (Lice) bölgesinde yol kesen teröristler, ailesiyle Mardin’den Muş’a giden İstanbul Güngören İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli polis memuru Vedat Kaya’yı kaçırdı. 4 gün sonra (28 Temmuz 2015) belki de aynı grup, yine Diyarbakır-Bingöl Karayolu’nu keserek, ailesiyle Erzurum’dan Şanlıurfa’ya giden polis memuru Sedat Yabalak’ın kullandığı otomobili (Lice yakınlarında) durdurdu. Sürücünün polis memuru olduğunu fark eden teröristler, ailesini serbest bıraktı, Yabalak’ı da yanlarına alarak bölgeden uzaklaştı. [1]

Bu olaylardan aşağı-yukarı 20 gün sonra (13 Ağustos 2015) yine aynı karayolunda yol kesme eylemleri devam etti. Terör örgütü PKK mensupları Diyarbakır-Bingöl karayolunu kesti. Diyarbakır’ın Lice ilçesi Fisova mevkiinde karayolunu kesen bir grup PKK’lı terörist, araçları durdurarak kimlik kontrolü yaptı. Araçların geçişine izin vermeyen teröristler, sivilleri topladı. Araçlardan birinde bulunan ve Şanlıurfa/Viranşehir ilçesinde vatanî görevini yapan Erzurum nüfusuna kayıtlı bir asker kaçırıldı. [2]

Şimdi burada birkaç soru sormalı:

1) Devletin karayolunda yine devletin memurunun yolu kesilirken, istihbarat mensupları neyle meşguldürler? İstihbarat gelmemesi mümkün değilken, jandarmaya ve polise neden bilgi verilmemektedir? Verilmiyorsa niçin verilmiyordur?

2) Diyarbakır-Bingöl karayolunda 1 ay içerisinde 3 defa yol kesilirken, istihbarat gelmedi diyebilirler mi? Neden güvenlik önlemleri almadılar? Askerin, polisin, yurttaşın can güvenliği umurlarında mı, değil mi? Şu an, aynı karayolunda güvenlik sağlanmış mıdır?

3) Ülke sınırları içerisinde PKK’nın yol kestiği ve yine istihbaratın el-ense yattığı acaba kaç bölge teröristlere terk edilmiştir?

4) Kaçırılan emniyet mensuplarının can güvenliği hakkında ilgili bakanlıkların ve teşkilatların bir bilgisi var mıdır? Onları kurtarmak için izlenen bir strateji var mıdır? Yoksa şimdiden onlara “şehit” gözüyle mi bakılıyor?

5) Gözleri önünde kaçırılan emniyet mensuplarının ailelerine herhangi bir psikolojik destek sağlanıyor mudur? Eşlerine ve çocuklarına yeteri kadar destek olunup, bilgi veriliyor mudur?

6) Ülke sınırları içinde güvenliğini sağlayamayan bir devlet, PKK’nın Kuzey Irak’taki kamplarına her gün 30-40 hava harekâtı düzenliyor. Bu harekâtla birçok mühimmat deposunun çökertildiği, kazılan tünellerin ve mağaraların yerle bir edildiği ortada. Fakat yine biliyoruz ki terörü bitirmek için bundan fazlasına ihtiyaç vardır. Soru şu: Hava harekâtının kara ile birlikte yürütülmemesinin sebebi nedir? Yoksa terörle (cılız) mücadele göz boyamalık bir proje midir? Ya da şöyle sormalı: Hangi küresel stratejiye yönelik bir projedir?

Bu sorular, çok ciddi sorulardır. Büyük bir otorite boşluğu vardır. “Bakın, iktidarsız, hükümetsiz olmuyor” mesajını, yurttaşların can güvenliğini tehlikeye atarak vermeye çalışan kirli zihniyetlerin oyunu sahnelenmektedir. Bu kirli oyunu ve tezgâhı tüm yurttaşlarımız görmelidir. Eminim o yollarda seyahat etmek zorunda olan bir sürü eşimiz-dostumuz-akrabamız vardır. Hem de onların içinde emniyet mensubu olanlar da vardır. Onların kılına zarar gelirse canımız yanar. Mesele; başımıza gelmeden bu gerçekleri haykırmaktır. Yahut bir yurttaşın başına geleni kendi başımıza gelmiş sayıp, haykırmaktır.

Şimdi gelelim o ünlü repliğe. Neydi, tekrar anımsayalım. “Sen uyursan ölürsün. Sen uyursan ölürsün. Sen uyursan arkadaşın ölür. Sen uyursan herkes ölür!” Sanırım bir replikten daha fazlasını buldum:

İSTİHBARAT UYURSA HERKES ÖLÜR!

Mehmet Anıl Parlak

DİPÇE:
[1] http://www.mynet.com/…/pkk-yol-kesip-polis-kacirdi-1940509-1
[2] http://www.haberturk.com/…/1115272-pkk-diyarbakirda-1-kisiy…

KULLANILAN KAYNAKLAR:
1) http://www.hurriyet.com.tr/gundem/29679222.asp
2) http://www.hurriyet.com.tr/gundem/29636404.asp

Paylaş
Önceki İçerikSinan Meydan – Tarih Gelecektir
Sonraki İçerik30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN!

23 Eylül 1990’da Mersin’de doğdu. İlköğretimini tamamladıktan sonra lise öğrenimini İngilizce ağırlıklı bir lisede bitirdi. Çukurova Üniversitesi Matematik Bölümünü tamamladıktan sonra pedagojik formasyon alarak öğretmenlik hayatına başladı.

Milli Mücadele döneminde kurulan Yeni Adana Gazetesinin Genç Yeni Adana bölümünde yazıları yayımlandı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte “Vardiya Bizde Adana”nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. 2014 yılında yayın hayatına başlayan Üçüncü Yol’un kurucularındandır.

Hayattaki en büyük hedefi, ulusuna bağlı nesiller yetiştirmek…

Bir Cevap Yazın