Eskişehir’den Sakarya’nın güneyine kadar uzanan acı dolu bir geri çekilişi, yüzde ellilere dayanan asker kaçağı oranı ile umutsuzluğun ve vazgeçişin hakim olduğu 1921 yılının efsanevi kırılma noktasıydı Sakarya Savaşı.

Öyle ki, umutsuzluğu kendinden emin bir cesarete; yüz yılların geri çekilme ezikliğini ise işgale ve sömürüye karşı baş kaldırmış olmanın vermiş olduğu gurura dönüştürdü.

Artık Türk milleti kendini boğabilecek bir el, nefessiz bırakabilecek bir güç olmadığını tüm dünyaya göstermek için hazırdı.

Ulus olmaya niyetli bu topluluk, Sakarya’dan Kocatepe‘ye değin bir yıllık sürede olağanüstü bir çalışkanlıkla ordusunu düşmanla neredeyse denk bir hale getirmiş, milli meclisi ise doğu ve güney cephelerini onurlu antlaşmalarla kapatmış ve tüm enerjisi ile batı ve orta Anadolu’da dehşet saçan Yunan ordusuna yönelmişti.

Bu şartlar altında 26 Ağustos 1922‘de başlatılan ve baskın niteliğinde gerçekleştirilen Türk genel taarruzu, düşmanın tüm tedbirlerini felce uğratarak 30 Ağustos‘da kesin zaferle sonuçlandı.

30 Ağustos, ayağındaki çarığı, içindeki çamaşırı, yüreğindeki heyecanı tamamı ile ordusuna veren Türk milletinin zaferidir, onun bayramıdır.

30 Ağustos, ordu-millet ruhunun “Cumhuriyet” içerisinde de yaşayacağının tescil edildiği gündür.

Lozan, “tam bağımsızlık” çocuğuna kimliğinin verildiği yer, 30 Ağustos ise bu çocuğun doğduğu gündür.

30 Ağustos, sömürgeci istilacıları gönüllü neferleri ile ülkesinden kovan Türk Silahlı Kuvvetleri‘nin haklı bayramıdır.

30 Ağustos, Türk milletinin ürettiği ve doyduğu bu topraklarda onurlu bir yaşam mücadelesi verildiği müddetçe bayram olarak yaşayacaktır.

Bu ulusun ekmeği gibi onurunu da çalmak isteyenler, dün olduğu gibi bugün de “30 Ağustos”a saldıracak, “zafer”i elimizden almaya çalışacaklardır.

Türk milleti için ise hâk olan mücadele “zafer”i her zaman korumak olacak.

Ve arzu edilen kurtuluş, gerçekleşmiş kurtuluşu yani 30 Ağustos’u anladığımız kadar mümkün, örnek aldığımız kadar yakın olacak.

Efsanevi zaferimizin 93. yıl dönümü ve zafer bayramımız kutlu olsun.

Ebedi Başkomutan Mustafa Kemal Atatürk‘ün, değerli silah arkadaşlarının ve zaferimizin tüm mimarlarının ruhu şâd olsun.

Bir Cevap Yazın