Cizre-olaylar-main

Yıl 1993.

Aylardan kasım. Kasım’ın yedisi. Cizre Yatılı Bölge Okulu’nun kapısında PKK’nın döşediği mayınla, eli kalem tutacak üç çocuk bu dünyadan gitti.

Ne istemişti PKK? Üç sivil ve masum çocuğu neden öldürmüştü?

Yıl 2015.

Aylardan ağustos. Ağustos’un on ikisi. Türk devletinin, Cizre halkına saldırdığı gerekçesi ile Cizre’de özerklik ilan edildi.

Peki, özerkliği kim ilan etti?

PKK’nın şehir yapılanması KCK.

Görüldüğü gibi çelişen bir şeyler var. 1993’te, Cizre’de, okulun önüne mayın döşeyen PKK, bugün Cizre halkını sözde savunmak için eyleme geçiyor. Bu kime samimi gelebilir? Kim orada PKK’nın şehir kolluk kuvvetlerinin halkı savunduğu yalanına inanabilir? Ya da kim 300’den fazla, silahlı, yüzü puşili adamın, sivil halk olduğunu iddia edebilir?

Bu yüzden, günlerdir sosyal medyada kopan yaygarayı iyi anlamak gerekir. “Devlet eliyle sivil halk ölüyor” kara propagandasını iyi yorumlamak gerekir.

Bu anlama ve yorumlamayı temellendirmek için biraz geçmişe dönelim.

Dört yıl önce zamanın BDP Eş başkanı Selahattin Demirtaş çözüm çadırlarında gazetecilere yaptığı açıklamada özetle “isteklerimiz kabul görmezse olacaklara katlanırsınız” deyip Tahrir Meydanı’na selam gönderiyordu.1

Peki, olacaklar neydi? Bir iç isyan mı?

Neye dayanarak halkı isyana sürükleyip devlete kafa tutacaklardı? Kazançları ne olabilirdi?

Kazançları, elbette kuru bir siyasi bir başarı ya da uluslararası camialarda kabul görmek olmayacaktı.

2003 yılı, meclis kayıtlarına baktığımızda bunu anlamak zor olmayacaktır.

2003 yılında, “İkiz Yasalar” adı verilen 4867 ve 4868 no.lu iki yasa kabul edildi. Bundan 37 yıl önce 1966 yılında kabul edilen ve 1976 yılında yürürlüğe giren bu sözleşmeler, daha önce de Türkiye’nin önüne konulmuş, ancak ulus devlete yönelik tehditler oluşturacağı düşüncesiyle onaylanmamıştı.2

Nihayet, 2003 yılında onaylanan bu BM yasaları, neden ulus devletin intiharıydı ve Demirtaş’ın sözleriyle ne gibi bir bağlantısı olabilirdi?

Yasanın, TBMM tarafından bizzat internet sitesinde yayımlanan, 1. Maddesi’nin bentlerine göz attığımızda intiharın nedeni net bir şekilde anlaşılacaktır.3

  1. Bütün halklar kendi kaderlerini tayin etme hakkına sahiptirler. Bu hak gereğince halklar, kendi siyasal statülerini özgürce kararlaştırırlar ve ekonomik, sosyal ve kültürel gelişmelerini özgürce sağlarlar.
  1. Bütün halklar, kendi amaçları doğrultusunda, karşılıklı yarar ilkesine dayanan uluslararası ekonomik işbirliği ve uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerine halel getirmemek kaydıyla, kendi doğal zenginlik ve kaynaklarından özgürce yararlanabilirler. Bir halk, hiçbir durumda, kendi varlığını sürdürmesi için gerekli olan kendi olanaklarından yoksun bırakılamaz.

Maddelerin, Türkiye Cumhuriyeti’nin bölünmez bütünlüğünü zedelemeye yönelik olduğu aşikârdır.

Ayrıca maddeler, R2P (Responsibility  To Protect – Koruma Sorumluluğu) denilen sömürgeciliğin meşru ve yasal hali olan Birleşmiş Milletler Koruma Sorumluluğu Doktrini ile güvence altına alınmıştır.

Peki, bu ne anlama gelmektedir? R2P’nin amacı nedir?

R2P’nin amacı, insan hakları ve demokrasi gibi evrensel değerleri öne sürerek, göreceli olarak diktaya kayan, halk tarafından iç isyan başlatılan, kötü yönetilen ülkelere BM tarafından müdahale hakkı tanınmasına yol açmaktır. Görüleceği üzere bu haksız müdahale yolu ile sömürgeciliğin önü açılmıştır.4

Bütün bunları göz önünde bulundurduğumuzda günlerdir sosyal medyaya ve dış basına aktarılan bilgilerin neden “insan hakları ihlal ediliyor, sivil halka polis müdahale ediyor” ortak noktasında toplandığı gayet net anlaşılmaktadır.

Yine anlaşılacağı üzere PKK’nın Cizre’de sivil halkı kullanarak, kendine kalkan ederek yapmak istediği BM desteği sonrası özerklik için uluslararası alanda kamuoyu oluşturmaktır. PKK, bu özerklik amacı için de gencecik çocukları öne sürmekten çekinmemektedir.

Yani, 93’te çocukları açık bir şekilde katleden PKK, bugün yine çocuk ölümlerinin tek suçlusudur. Çocukların hayallerini katleden, duygularını katleden, özgürlüğünü katleden Türk polisi değil PKK ve onun yancılarıdır.

Görüldüğü üzere, ülkemizde emperyal çıkarlarla çıkarılan kavga, etnisite kavgası haline bürünmüş ve geri dönülmez bir dönemece girilmiştir. Bu kavgayı son bulduracak ne sözde barış, ne de başında çözüm olan kelimeler dizisidir.

Bu kavgayı sonlandıracak olan; Türk halkının, 1923’ten beri süregelen ulus olma mücadelesindeki kararlılığı olacaktır.

(Bu yazı daha önce Güncel Meydan‘da yayınlanmıştır.)

Kaynak:

1-http://www.milliyet.com.tr/demirtas-somut-bir-adim-atilana-kadar-alanlardayiz/siyaset/siyasetdetay/25.03.2011/1369135/default.htm

2-http://www.istanbulbarosu.org.tr/Detail.asp?CatID=1&SubCatID=6&ID=283

2.1-http://www.turkhukuksitesi.com/makale_225.htm

3-https://www.tbmm.gov.tr/tutanaklar/TUTANAK/TBMM/d22/c016/tbmm22016089ss0148.pdf

4-http://www.academia.edu/1080843/Koruma_ … olonialism

4.1-http://webftp.gazi.edu.tr/hukuk/dergi/15_1_5.pdf

4.3-http://www.taa.gov.tr/indir/uluslararas … nBkZnwyNjA/