Üçüncü Yol – Yurtdışı Temsilcilerinden Zeynep Nur Gözütok Orta Doğu, Türkiye’nin dış politikası, bölge sorunları hakkında sordu, Irak Türkmen Cephesi lideri Erşad Salihi’nin basın danışmanı, gazeteci Özdemir Hürmüzlü cevapladı.

Röportajın ikinci bölümü:


Zeynep Nur GÖZÜTOK: Barzani ile Türkmenlerin ilişkisi nasıl?

Özdemir HÜRMÜZLÜ: Barzani ile Türkmenlerin ilişkisi hiç iyi olmaz. 1959 Kerkük Türkmen katliamı var. Barzani’nin partisi komünistlerin çatısı altına girerek orada büyük bir katliam yaptı Türkmenlere karşı. 25 kişi öldürüldü o zaman. 3 gün sürdü bu katliam. Özellikle Türkmenlerin aydın, subay önde gelen adamları öldürüldü. O günden beri Türkmenlerle Barzani’nin arası açık. Şimdi siyasette biliyorsun, taviz var. Ama bizim Barzani’yle oturmamızın hiçbir kuşkusu yok. Ama onların düşünceleri farklı. Mesela onlar “Kerkük, Kürdistan’ın bir parçasıdır.” diyorlar. Ama biz öyle düşünmüyoruz. Kerkük bir Türkmen şehridir. Herkes eşit yaşayabilir. Diyorlar ki, Kürt şehridir, Kürdistan’ın coğrafyasındadır. Ama Kürdistan diye bir coğrafya yok, siz daha iyi bilirsiniz. Kerkük hiçbir zaman Kürdistan haritası içerisinde olmamıştır. Zaten Musul vilayeti denildiği zaman Misak-ı Milli sınırlarına tabi şeylerdir. Ona güvenmiyoruz, o bizi göz ardı ediyor. Orayı kontrol ettikleri zaman bizi uzaklaştırır. Hiçbir şey vermez bize yönetimden… Biz bunu 10 yıl boyunca yaşadık. Ama bizim onlarla oturmak konusunda hiçbir şeyimiz yok. Bir de Talabani’nin partisi var. Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) adında. Süleymaniye, hakimiyeti altında. Onlarda da aynı sinsi şeyler var. Ama onlar biraz daha uzlaşmaya, konuşmaya yakın. Ama bizim görüş farklılığımız var.

Onlar diyorlar ki, Kerkük, Kürdistan’ın bir parçasıdır. Ama Kerkük bir Türkmen şehridir. Ortak bir yönetim kuralım, bizim projemiz var. %32 oranında Türkmen, Arap ve Kürtlerin arasında, %4 kalır onlar da Hristiyanlar. Bu 4 etnik grup Kerkük’ü yönetecek. 10 yıl boyunca yönetsin, bakalım nasıl olacak. Ondan sonra Kerkük’ün siyasi geleceğini konuşalım. Bizim projemiz Kerkük’ün özel statü kazanması. Ama şimdi bu özel statü ne kadar mümkün olur?..

Çünkü şehir Kürtlerin hakimiyeti altında. Bu projenin artık zamanı bitti.

Z.N.G.: Evet. Projenin gerçekleşme ihtimali olsa bile oradaki Kürtlerin Türkmenleri ezmesi çok büyük ihtimal.

Ö.H.: Bu neyden kaynaklanıyor? Türkiye’nin özel bir Türkmen politikası olsa zaten Türkiye korkusundan böyle şey yapamazlardı. Bu da çok önemli. Biz düşünüyoruz ki, Ankara’da bir araştırma merkezi kurulsun. Orada Türkmen aydınların Türklerle beraber çalıştığı bir merkezimiz olsun. Türkmen meselesi buradan yönetilsin, burada karar alınsın, Ankara uygulasın. Ankara bize karar dayatabilir, haklı olabilir. Ama şimdi orada yaşamak farklı, burada yaşamak farklı. Biz Kerkük’te bağımsız karar almak istiyoruz. Belki bizim kararımız daha doğru olabilir. Biz 7 Haziran seçimlerinde halkın Türk dış politikasının yanlış olduğunu anladığı için iktidarı düşürdüğünü düşünüyoruz. Gelecek aşamada bu konular TBMM’de konuşulsun.

TÜRK HALKININ DESTEĞİNE İHTİYACIMIZ VAR

Z.N.G.: MHP ile bu konularda iletişime geçtiniz mi?

Ö.H.: MHP Türkmenler için sembol bir hareket ve 1970-1980’den bu yana bizimle hep ilgileniyorlar. Ama bizim hareketimizin siyasi bir görüşün içerisinde kalmasını istemiyoruz. Biz istiyoruz ki Türkmen meselesi bütün partilerin, Türkiye’nin milli meselesi olsun. Kıbrıs çıkarmasında olduğu gibi… Yani Türkmenler, Türkiye’nin milli meselesi olsun. Biz istemiyoruz ki bir dar çerçevede sınırlı kalsın, sıkışsın. Zaten bu olaylardan sonra diğer partiler de bize destek gösteriyor. CHP geldi, büyük bir heyet geldi Kerkük’e. Çok önemli bir moraldi bu. Ak Parti’nin tabanında da böyle bir baskı var, ”Gidin, Türkmenlere yardımcı olun.” diye. Ama Ak Parti’nin çizgileri belli, onlar fazla çıkamıyorlar. Ak Parti de bir özeleştiri yapmalı. Eğer doğruysa neden iktidardan düştü? Demek ki burada bir hata yapmış. Ben seni eleştiriyorsam, demek ki seni seviyorum. Beni uzaklaştırma, beni dinle. Belki ben doğruyum? Ben orada yaşıyorum. Olaylara daha iyi hakimim. Sen burada yaşayarak bana oradaki olayları şey edemezsin… Tabii, Türkiye büyük bir devlet. Milli çıkarları olabilir. Ama milli çıkarları Türkmenlerin yönünde olacak.

Z.N.G.: Milli çıkarlarımız sizinle ortak, eşdeğer olmadığı sürece bizim milli çıkarımız olamaz. Ama şu var: AKP hükümetinin milli çıkarları düşündüğünü kesinlikle düşünmüyoruz.

Ö.H.:  Yapamaz, bundan sonra da yapamaz. Biz de böyle düşünüyoruz. Ama umutsuz olmayalım. Şimdi bizim önümüzde TBMM var. Türkmen meselesi oraya ne kadar taşınırsa… Bir de bizim buradaki halkın desteğine ihtiyacımız var. Biliyorsun, halk bir baskı aracıdır.

Halkın baskı yapması bizim için çok önemli. Nasıl olur bu? İlk önce Türk medyasını, sizin gibi aydın insanları kullanarak bilgilendirme yapacağız. Mesela ben geçen sefer geldiğimde bu seferki gibi ilgi görmedim. Çok önemli, bunu biliyorlar. O yüzden ilk önce kamuoyu oluşturalım, sonra siyasetin etkin aşamasına geçelim.

Z.N.G.: Doğru söylüyorsunuz. Biz de bir şekilde insanlara anlatmaya, onları uyandırmaya çalışıyoruz.

Ö.H.: Çok güzel.

Z.N.G.: Barzani yönetimindeki Kuzey Irak’ın ayrı bir statüde tanınmasıyla ilgili merkezi yönetimin genel olarak yaklaşımı ne?

Ö.H.: Şimdi bakınız, bunlar Saddam devrilmeden önce Irak muhalefeti adıyla biliniyordu. Ama kendi aralarında anlaşmıyorlar. Çünkü onların da siyasi görüş ayrılıkları var. Mesela Şiiler “Irak’ın birliğini koruyalım” derken, Kürtler “Kendi bölgemizi oluşturalım.” diyor. Ama bu ABD’nin dayatmasıyla 2006 yılında Irak Anayasası yazıldı. Irak Kürdistan bölgesi federal bir bölge olarak anayasada geçti. Mali ve dışişlerinde Irak merkezi hükümetince temsil edilecek. Ama buna uyulmadı. Şimdi bunların arasında anlaşmazlık gittikçe derinleşiyor. Anlaşamıyorlar, çünkü görüş ayrılıkları var. Birisi Bağdat’tan bakıyor, diğeri Erbil’den. Bu da Irak’ı çok etkiledi. Zamanında Türkiye’den gelen yetkililer; diyelim Abdullah Gül cumhurbaşkanı iken Irak’a geldiği zaman tüm gruplarla Bağdat’ta görüşmüştü. Bu çok önemliydi. Şimdi ise Türk yetkililer geldiğinde hem Bağdat’ta, hem de Erbil’de görüşme yapıyor. Bu Irak’ın egemenliğine etkili.

Z.N.G.: Tabii bu bölünmüşlüğü kabul etmek demektir.

Ö.H.: Ama Irak kolay kolay bölünmez. Bunu herkes bilsin. Artık Sünnilerin de özel, federal bölgeleri var. Sünnilerin bölgeleri çok önemli. Özellikle doğalgaz ve petrol bakımından. Kimse zannetmesin ki Irak merkezi hükümeti bu bölgelerden kolay kolay vazgeçsin. Yani bunun için savaşıyor. Binlerce insanı öldü şimdiye kadar. Sadece Türk yetkililer değil, ABD’li ve Alman yetkililer de Bağdat’la ayrı, Erbil’le ayrı görüşüyor. Bu da Irak’ı bölüyor. Bunun yanı sıra Irak ordusuyla peşmergeye ayrı yardım ediyorlar. Bu anayasaya aykırı. Çünkü peşmerge, Irak emniyet güçlerine bağlı bir örgüttür.

Z.N.G.: Ayrı bir ordu değildir.

Ö.H.: Ayrı bir ordu değildir. Çünkü parayı genel bütçeden alıyor. Ama bu iki merkezli ziyaretler bizi de çok etkiliyor. Biliyorsunuz, Irak yüz yıldan beri total, yani merkeziyetçi bir rejimle karı karşıya kaldı. Şimdi sen bunu 1 yılda federallere bölersen çok zorlanacaksındır.

Bu yüzden şu an Bağdat’ın egemenliği diye bir şey kalmadı iki merkezli yönetim yüzünden.

Z.N.G.: Evet, dışarıdan gelenlerin etkisi çok fazla.

Ö.H.: Evet. Şimdi biz, Kürtler’le görüşülmesine karşı değiliz. Görüşün ama Bağdat’ta görüşün. Zaten Türkiye Kürtlere yardım etmeyseydi, Kürtler ayakta duramazdı. 90’larda silahı kim verdi, Türkiye verdi. Bunu herkes biliyor. Zaten Irak’taki Kürt hareketi Türkiye sayesinde ayakta durdu. Zaten gizli kalması gereken şeyler gizli kalmadı.

Z.N.G.: Son on yıllık süreçte Türkiye içindeki siyaseti de takip ediyorsunuzdur.

Ö.H. : Türk firmaları sadece Erbil, Süleymaniye ve Duhok’ta. Neden Kerkük’e gelmiyor? Neden Türk işadamları Türkmen işadamlarıyla ortak hareket edip Kerkük’ün kalkınması için bir şey yapmıyor? Şimdi iddialara göre Türk hükümeti uyarmış,”Siz oraya gitmeyin” diye. Ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum ama gelişmeler doğru olduğunu gösteriyor. Türk, bağımız olduğu için buna inanmak istemiyoruz. Çünkü Türkiye bizim için başka bir şey. Türkmenler Türkiye’yi çok severler. Şu ana kadar bizim de ayakta durmamızın arkasında Türkiye var. Yani Türkiye olmasaydı Türkmeneler haritadan silinmişti.

Z.N.G.: Allah korusun. Biz de bir şekilde elimizden geldiğince kamuoyunu uyarmaya çalışıyoruz, yardım etmeye çalışıyoruz. Dediğiniz gibi kamuoyu baskısı çok önemli. Ama şimdiki yönetimde milli duygu olmadığı için maalesef…

Ö.H.: Şimdi Orta Doğu projesi içerisinde bu bölgedeki bütün rejimler ABD’ye bağlı olacak.

Herkesle nefret içinde olacak, saldırgan olacak, kimseyle uzlaşı halinde olmayacak. Bakın Orta Doğu’daki rejimlerin hepsi öyle.

Z.N.G.: Farkındaysanız biz de en büyük örneğiyiz. Hiç kimseyle dostluğumuz kalmadı.

Ö.H.: Sıfır sorun politikasıyla yola çıktılar ama…

Z.N.G.: …dostumuz kalmadı. (gülüşme)

İLK ÖNCE KARDEŞİNE YARDIM EDECEKSİN

Ö.H.: Biz olayları çok iyi biliyoruz. Kimse bizi bilgisiz sanmasın. Biz neler olacağını çok iyi biliyoruz. Zaten 1 yıl önce bugün uyarmıştım. Telafer’in düşmesi Türkiye için çok tehlikeli.

Türkiye’nin buna sessiz kalmaması gerekiyordu. Telafer’in güvenliği Türkiye’nin milli çıkarı için de önemli.

Z.N.G.: Hemen sınırımızın öte tarafı orası ve kardeş olarak gördüğümüz Türkmenlerin tehlikede olması demek, bizim tehlikede olmamız demek. Türkmenler ile Türkler arasında hiçbir fark yok.

Ö.H.: Şimdi siz de konuşuyorsunuz ya iktidar ile ilgili… İnsana yardım etmek İslam’ın en güzel şeyidir.

Z.N.G.: İlk önce kardeşine, en yakınındakine yardım edeceksin.

Ö.H.: İlk önce bize yardım edeceksin. Kürtlere yardım ediyorsun, peşmergeyi eğitiyorsun ama bizi yalnız bırakıyorsun. Bu nasıl bir İslam anlayışı? İslam’da ilk şey kardeşine yardıma koşmaktır.

Z.N.G.: Aynen öyle, ilk önce kardeşine.

Ö.H.: Kimse İslam adıyla konuşmasın. Biz her şeyi biliyoruz.

Z.N.G.: Maalesef şu an İslam adıyla o kadar çok konuşuyorlar ve o kadar çok kandırıyorlar ki insanları…

Ö.H.: Ama kamuoyu bundan rahatsız oldu. 7 Haziran’da da bunu belli etti.


 

Bir Cevap Yazın