Yılın 365 gün olması kötüdür bazen.
Çünkü sadece 365 gün kaçabilirsin acı bir olayın yıldönümünden.



21 Ekim 2015.
16 yıl önce kopardılar canımızdan bir parçayı.

Eğer aranızdan bedenen ayrılan kişiler fikrinizin önderi olan kişilerdense:

Bu iyi bir şeydir;
düşünceleri, ruhu asla aranızdan ayrılmaz siz yolunuzdan dönmedikçe, sapmadıkça.

Bu kötü bir şeydir;
geçen ve geçtikçe kötüye giden her gün onun hayatınızda, zihninizde, kalbinizde kapladığı yerle alakalı olarak büyür özlem. Alışacağınız yerde dayanılmaz olur yokluk .
Sonrası derin bir eksiklik hissi.

Ruhu vardır kalemin.
Düşüncelerden beslenir.
Düşüncelerle hayat bulur.
Kağıt beden olur ruha, can verir,
canlanır.

İşte o yüzden kağıt-kalem de yutkunur bazen. Takılır kalır cümleler bir yere.
Savunduğun değerlerden aldığın güçle devam edebilirsin ancak.

***
Emperyalizmin panzehiri oldu Kemalizm.
O yüzden emperyalizm hep Kemalistlere taktı kafayı.

Sonrasında darbeler, algı operasyonları, ekranlarda satılık kalemşörler, sistem çerçevesine beyinleri sıkışmış akademisyenler ile yok saydırmak istiyorlar tarihi, tarihi tarih yapan kişileri, simgeleri.

Ahmet Taner Kışlalı, Atatürk’ü kastederek “Zaman hep onu haklı çıkarıyor” derdi. Bizler bugün o söze katılarak, fakat sözü söyleyeni de ekleyerek katılıyoruz.

Çünkü zaman maalesef Kışlalı hocamızı da haklı çıkarıyor.

Görüyoruz ki:
Ulus devletten vazgeçtiğimizde bölünüyoruz.
Irk ve mezhep ekseninde olmayan bir Türklük kavramından vazgeçtiğimizde ayrışıyoruz.
Gericileşiyoruz.
Daha kötüsü “Ortadoğululaşıyoruz”!

Örneğin bunların sonucu olarak, ülkemizin başkentinde terör saldırısı oluyor, ülkemizde o kadar çok ve farklı terör örgütü var ki hangisinin yaptığını kestiremiyoruz.

Daha ötesi var mı?

***

Bugün iktidarın hatta sahte muhalefetin beslendiği kutuplaşmadan farklı olarak 3 kutuplu bir Türkiye’den bahsediyordu Ahmet Taner Kışlalı:

1- Atatürk’e de evet, Kemalizme de evet diyenler.
2- Atatürk’e de Kemalizme de hayır diyenler.
3- Atatürk’e evet ama Kemalizme hayır diyenler.

Yine onun dediği gibi ülkenin bu hale gelmesinde esas suçlu ne birinci kısım ne de ikinci kısım.

Atatürk’le aldatanların yarattığı dikensiz(aydınsız) gül bahçesinden yürüyerek geldi başımıza Allah ile aldatanlar.

Bu kadar büyük ve çok yönlü bir aydını anarken yazılan her yazı eksik kalacak.

Fakat hocamızın neden Güneydoğu ve “ulus-devlet” meselesine ağırlık verdiği yeterince açık değil mi?

***

O bedenen aramızdan ayrıldı.

Ama emperyalizm bununla doymayacaktı,
doymadı.

Sonrasında kumpas davalar…
Medyanın, TSK’nın, STK’ların, muhalefet partilerinin tasfiyesi, dönüştürülmesi.

Çözüm adı altında çözülme “the süreç”ine yaratılan uygun zemin.

Ve geldiğimiz nokta.

***

Derin bir mahcubiyet içinde damlıyor cümleler kağıda.

Acı bir tesadüf olarak bu yazı Çayyolu’nda kaleme alınınca, hocamızın hem evinin bulunduğu, hem de katledildiği yer Çayyolu olunca “Hocanın katledildiği yerden yazıyorum” diye düşünecek oluyor insan. Sonra yanıldığını anlıyor.

Daha doğrusu bunu fiziki bir bölge ile sınırlandıramayacağını fark ediyor.

Çünkü -başta Üçüncü Yol olarak- biz Kemalistler , fiziki konumuna bakılmaksızın zaten her daim hocamızın katledildiği yerden yazıyor, katledildiği “yer”den bakıyoruz hayata.

Mahcubiyetimiz, özlemimiz, öfkemiz birbirine karışıyor bu anda. Katık oluyor bu harman vatan sevgimize ve davamıza olan inancımıza.

Vatan kaygısını kendi kaygısının önünde tutan Üçüncü Yol neferleri olarak söz veriyoruz ki asla pes etmeyeceğiz bu kutsal mücadelede.

Aramızdan ayrılan aydınlarımızı özlemle anarken;“Keşke bir daha gelseler” demek yerine “Onlar olsa şimdi neler yaparlardı?” sorusunu sorup, sordurup, yanıtını bularak ve uygulayarak bırakmayacağız aydınlanma meşalesini yerde,
asla!

Bir yanlışın büyük kitleler tarafından savunulması, doğrunun doğruluğundan toz bile alamaz.
Bir doğrunun tüm yanlışlar tarafından saldırıya uğraması da doğruyu sahipsiz bırakmaz.

Herkes bırakacak olsa bizler bırakmayız.
Çünkü biliyoruz ve yaşadıkça daha iyi anlıyoruz ki:

“Kemalizm geçmişin bekçiliği değil, geleceğin öncülüğüdür”

ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR
Üçüncü Yol Platformu Genel Yayın Yönetmeni
21 EKİM 2015

Paylaş
Önceki İçerikKuramsal Aktarım ve Metin Aydoğan: NUTUK
Sonraki İçerikKuralları Değiştirip, Kütüphaneleri Genişletmek
Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin'de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü'nin her kademesinde görev aldı. Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte "Kemalizm"in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T'ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı. Milli Mücadele döneminde kurulan ve "Kemalizmin İleri Karakolu" unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana'daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti. Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu'nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı. Genç Yeni Adana'daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol'u kurdu. Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı'nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta. Milli İrade Birliği'nin "Milli İrade Nedir?" ve Mustafa Mutlu'nun "Dön Kardeşim" kitaplarında yazıları yayınlandı. Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın