13 yıllık siyasi iktidarın her alanda etkisini gösterdiğini, tüm devlet yapılarını ve özerk kurumları kontrolünde tuttuğunu yakinen biliyoruz. Son yıllarda bunu hiç çekinmeden yapan, bir şekilde kılıfına uyduran ve kimseye hesap vermeyen bir anlayışa büründükleri ise alenen ortada.

Kontrol altında tutmak, himaye etmek, kendi isteğine göre gütmek bir çeşit bağımlılıktır. Bir kere tadına varırsanız, bir daha bırakmak istemezsiniz. Siyasi iktidar tam olarak bunun tadına vardı. Yargıdan siyasete, basından spora, eğitimden ekonomiye tüm kurumları kendi himayelerindeki insanlarla dizayn etti.

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören’in, Kulüpler Birliği Başkanı Göksel Gümüşdağ’ın, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç’ın, Milli Takımlar Futbol Direktörü Fatih Terim’in, A Milli Futbol Takımı Kaptanı Arda Turan’ın Türkiye’de futbolun merkezindeki insanlar olduğu düşünülürse, hepsinin ortak noktasının “Sayın Cumhurbaşkanımız” olduğu görülür. Hemen hemen gittikleri her yerde mutlaka adını zikrederler, sık sık “Sayın Cumhurbaşkanımız”ı ziyaret ederler ve kazanılan tüm başarılarda “O’nun” katkısının çok büyük olduğunu iddia ederler.

Siyasi iktidarın futboldaki etkisinde, yandaş yayıncı kuruluşların payı da azımsanmayacak kadar büyük. Süper Lig’in yayıncı kuruluşu LİGTV, Birinci Lig’in yayıncı kuruluşu TRTSPOR; maç özetlerini yayınlama hakkını alabilen Beyaz Tv, A Spor gibi kanallar yandaşlığıyla dikkat çekiyor. “Sayın Cumhurbaşkanımız”ın bir telefon kadar yakınında olan bu kanalların imtiyaz sahipleri ve özerk kurumların başındakiler, minnetlerini hiçbir ortamda ve hiçbir şekilde gizlemiyorlar, aksine göğüslerini gere gere “kendilerinden” övgüyle bahsediyorlar.

Milli maçlarda çalınan şarkılar, marşlar yine siyasi iradenin isteklerine göre dizayn ediliyor. Milli maçların yapılacağı stadyumlar özenle yandaş stadyumlara ve şehirlere veriliyor, olası “Cumhuriyetçi ve Atatürkçü” sloganların, marşların söylenmesine engel olunuyor.

Taraftarı dizayn etmek içinse yepyeni bir formüle başvuruldu. Bir türlü Milli Takım seyircisi kültürünün oturtulamaması bahanesiyle TFF tarafından “Milli Takım Taraftar Kulübü” açıldı. İnternet üzerinden üye olacak taraftarlar “40 lira” karşılığında çeşitli önceliklere ve ayrıcalıklara sahip olacak. Böylelikle stada gelen taraftarların kimlikleri belli olacak, Passolig’te olduğu gibi haraç kesilecek ve taraftar yerine kontrolü daha kolay “Neoliberal taraftar tipi: Müşteri”[1] oluşturulacak.

Buyurun, bütün bu anlattıklarımızı bir örnekle somutlaştıralım. Bugün (17.11.2015) oynanacak Türkiye – Yunanistan maçı için Göksel Gümüşdağ’ın başkanlığını yaptığı Başakşehir Futbol Kulübü’nün stadyumu olan Başakşehir Fatih Terim Stadyumu seçildi. Bu özel maçın yayıncı kuruluşu olarak (yandaş) Acun Ilıcalı’nın kanalı TV8’e ihale verildi. Maç süresince yorumlarıyla TV8 spikerine eşlik edecek yorumcu ise (yandaş) Rıdvan Dilmen oldu.

Seyircisi yandaş, hocası yandaş, kaptanı yandaş, Milli Takımların bağlı olduğu yapıların başındakiler yandaş, yayıncı kuruluşu yandaş, yorumcusu yandaş, stadyumun sahibi kulüp yandaş… Yandaş oğlu yandaş. İnsanları Passolig’le ligden soğuttular, şimdi de yandaşçılıkla Milli takımlardan… Her şeye rağmen uluslararası mecrada ülkemizin temsil edildiği müsabakaları takip etmeye devam etsek de ne tadımız kaldı ne de sabrımız. Bu böyle biline!

Mehmet Anıl Parlak
17 Kasım 2015

Kaynak: [1]: Simge Kalyan’ın “Neo-liberal Yurttaş Tipi: Müşteri” adlı yazısının başlığından esinlenilmiştir.

Bu yazı, yazarın bloğundan alınmıştır.

Paylaş
Önceki İçerikMetin Aydoğan ve Kuramsal Aktarım: MUSTAFA KEMAL’İN İSTANBUL GÜNLERİ: KURTULUŞ SAVAŞI HAZIRLIKLARI -1
Sonraki İçerikÖğretmen
23 Eylül 1990’da Mersin’de doğdu. İlköğretimini tamamladıktan sonra lise öğrenimini İngilizce ağırlıklı bir lisede bitirdi. Çukurova Üniversitesi Matematik Bölümünü tamamladıktan sonra pedagojik formasyon alarak öğretmenlik hayatına başladı. Milli Mücadele döneminde kurulan Yeni Adana Gazetesinin Genç Yeni Adana bölümünde yazıları yayımlandı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. 2014 yılında yayın hayatına başlayan Üçüncü Yol'un kurucularındandır. Hayattaki en büyük hedefi, ulusuna bağlı nesiller yetiştirmek…

Bir Cevap Yazın