En başından ufak 1-2 hatırlatma yapalım ve soralım:

İnsanın kendi seçemediği ve belirleyemediği özellikleri üzerinden üstünlük taslamasının ya da kendisini yukarıda, başkalarını aşağıda görmesinin mantıklı bir izahı olabilir mi?
Düşünce mekanizmalarını aklın, mantığın değil de duyguların yönettiği, herkesin sadece kendi istekleri açısından doğruları eğip büktüğü yerde “ben”lerden “biz” olunabilir mi?
Kemalist düşüncenin milliyetçilik/ulusçuluk anlayışı, ırk ve mezhep esasına dayanmaz.
Bu konuda Ahmet Taner Kışlalı hocamızın dediklerine kulak verelim tekrardan:

“Atatürk’ün ulus tanımı üç ögeye dayanıyordu: Ortak tarih, ortak dil (anadil değil!) ortak kültür. Elbette ki “ırk” ve “din” birliği de varsa, ulusal bağların daha güçlü olabileceğini söyleyebiliriz. Ama bunlar, Kemalist ulusçuluğun “olmazsa olmaz” koşulları değildir.”

Bu vesileyle bir ayrımın daha altını çizmekte fayda var.
Irkçılık ile Milliyetçilik/Ulusçuluk aynı şeyler değildir.
Çünkü ırk ile millet/ulus aynı şeyler değildir.

Bunları aynı anlamda kullanan kişinin bunu yapma sebebi bilgisizlikten kaynaklanmıyorsa, ya kendi düşüncelerine göre bazı kavramları yontmaya çalışıyordur ya da yine bazı kavramları yontarak bazı değerleri karşıya itmeye çalışıyordur, saldırı zemini oluşturabilmek adına.

***

2006 yılında Orhan Pamuk’un Nobel ödülü almasını hatırlayalım. Tabii bu ödülü alırken öncesinde kendi ülkesi için üstelik de uzman olmadığı konuda neler dediğini anımsayalım.
Sonrasında da “gayri milli” yazarların ve medyanın onu kutsamasını. Hatta bu ödüle sevinemeyen kişileri nasıl linç etmeye çalıştıklarını.

Yıl 2015.
Amerika’da yaşayan Türk kökenli ve aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nde doğmuş büyümüş olan bir bilim insanı, Nobel Kimya Ödülünü kazandı.
Sözlerine bakacak olursak “insanlık”tan (hatta büyük olanından), eşitlikten dem vuran ruh hastaları yine ellerine aldılar mezuralarını.
Çünkü kişinin başarıları hakkında yorum yapmadan önce bazı ölçüm ve tetkiklerde bulunmalı, çıkan sonuca göre yorumlamalıydılar sonucu.

Aziz Sancar Mardin’liydi. Hemen buradan bir “Kürt” kimliği çıkarmaya çalıştılar. Bundan istediklerini alamayınca bu kez “Arap” kimliği çıkarmaya çalıştılar. Hiçbirinin umurunda değildi Aziz Sancar’ın hangi konudaki çalışmaları ile ödül kazandığı. Onlar için önemli olan belli bir etnik kimlikten olmasıydı. Hele de bir “Türk karşıtlığı” da varsa tadından yenmezdi onlar için.

Ama olmadı.
Çünkü Aziz Sancar hem Atatürk Türkiyesi’nin hocaları tarafından ilk ve orta öğretimini almış hem de “ulus devlet” anlayışını iliklerine kadar kavramış, içselleştirmişti.
Aynı iştahla etnik kaşıma yapmaya kalkan BBC’ye verdiği cevap bunun kanıtıydı:
“Bana ‘Arap mısınız, kısmen mi Türk’sünüz’ diye sorarak saygısızlık yaptılar. BBC’ye söyledim, ‘Arapça konuşmuyorum, Kürtçe konuşmuyorum, ben Türküm’ dedim. Güneydoğulu olunca bundan kaçamıyorsunuz ama kendimi öyle biliyorum, BBC’ye de söyledim size de öyle söylüyorum. BBC’nin bana sorduğu ilk soru, ‘Siz Arap mısınız?’ oldu. Ben Türküm, o kadar. Mardin’de doğmuşsam, Cizre’de de doğmuşsam, Kars’ta da doğmuşsam ben Türküm”.

Artık Aziz Sancar’ı nasıl kendilerine ait hissedemeyip, nasıl dışladılarsa birileri, Orhan Pamuk’un ödül törenine koşarak giderken Aziz Sancar’ın ödül törenine rağbet etmediler.
Gerçi gidecek olsalardı, Aziz Sancar’ın ödül sonrası cümleleri onları daha çok “mahçup” ve “rahatsız” edecekti:
“Bu ödül Atamız sayesinde alınmıştır. Ödülü 19 Mayıs’ta Türkiye’ye gelerek Anıtkabir’de Atatürk’e bırakacağım”.

***

Bazı olaylar ve insanlar, kişilerin samimiyetleri ve niyetlerini anlamak açısından Turnusol kağıdı etkisi gösterir.

Prof. Dr Aziz Sancar’ın ödül alması, ödülü aldıktan sonraki açıklamaları ve düşünsel duruşu, bu topraklarda kimlerin ırkçı, kimlerin faşist ve kendisinden olmayana tahammülsüz olduğunu açıkça göstermektedir. Tabii görmek isteyene.

Bu büyük başarısından ötürü hem hocamızı kutluyor, hem de ödülün içeriğinden ziyade bunları açıklamak zorunda kaldığımız için kendisinden özür diliyoruz.

ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR

17 Aralık 2015

Paylaş
Önceki İçerikYarbay Ali Tatar’ı Anıyoruz
Sonraki İçerikNECİP HABLEMİTOĞLU’NU SAYGIYLA ANIYORUZ
Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin'de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü'nin her kademesinde görev aldı. Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte "Kemalizm"in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T'ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı. Milli Mücadele döneminde kurulan ve "Kemalizmin İleri Karakolu" unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana'daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti. Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu'nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı. Genç Yeni Adana'daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol'u kurdu. Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı'nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta. Milli İrade Birliği'nin "Milli İrade Nedir?" ve Mustafa Mutlu'nun "Dön Kardeşim" kitaplarında yazıları yayınlandı. Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın