28aralık2015

“Amerikan yönetimi Yugoslavya’nın parçalanması için ‘Yeni Dünya Düzeni’ adını verdiği projeyi hızla uyguluyordu.
Yugoslavya Komünist Partisi 6. Kongresi bir dönüm noktası oldu ve parti Sırbistan Sosyalist Partisi adını alarak tamamen SOSYAL DEMOKRAT kimliğe büründü. Parti önderliği açıkça SOSYAL DEMOKRAT bir parti olduklarını açıklıyordu. Partinin Yugoslavya iç savaşı sırasındaki en büyük müttefiki ise aşırı Sırp Milliyetçisi Vojislav Şeşel’in Sırp Radikal Partisi’ydi. Sırbistan Sosyalist Partisi, ayağı ülke topraklarına basan ve aslında doğal müttefiki olan “Özyönetim Hareketi”ni dışladı hatta kendi içindeki özyönetimcileri eritmeye başladı.


(BURADA BAHSEDİLEN ÖZYÖNETİM İLE HDP’NİN KULLANDIĞI ÖZYÖNETİM AYNI ŞEYLER DEĞİLDİR. BURADA BAHSEDİLEN ÖZYÖNETİM, YUGOSLAVYA’NIN KENDİNE HAS, AYAKLARI KENDİ TOPRAKLARINA BASAN VE YÜKSELİŞİNDE PAY SAHİBİ OLAN ÖZYÖNETİM, PİYASA SOSYALİZMİ OLARAK DA ADLANDIRILAN, EKONOMİK ANLAMDA -IRK ESASINI BAZ ALMAYAN BİÇİMDE- EMEKÇİLERİN YÖNETİMİNDE OLDUĞU FİRMALARIN YABANCI FİRMALARLA REKABET ETMESİ İÇİN ŞARTLAR YARATAN BİR YÖNTEMDİR. TÜRKİYE’DE NESLİ TÜKETİLEN KİT‘LER İLE MUKAYESE EDİLEBİLİR. ç.b)

SÖZDE MİLLİYETÇİ parti ile SOSYAL DEMOKRAT Sırbistan Sosyalist Partisi ittifakı, ülkenin parçalanma sürecini hızlandırdı. Milliyetçiler Bosna ve Kosova’da çeteler kanalıyla katliamlar yaparak Yugoslavya’nın bağımsızlık davasını haksız konuma düşürürken, çatışmalara örtülü destek veren Yugoslav Demokratlar Birliği’ni zedeleyici hamleler yapıyor ve Tito’nun ‘Kardeşlik-Birlik’ adını verdiği TEMEL POLİTİKAyı reddediyordu.” [1]

***

CHP İstanbul Gençlik Kolları Başkanlığı’na Kenan Otlu seçildi. (20 Aralık 2015)

Aynı CHP Gençlik Kolları Başkanı Kenan Otlu, ilk röportajını Dicle Haber Ajansı’na verdi.

Dicle Haber Ajansı’nda yayımlanan haberin sunumu ve içeriği ve Kenan Otlu’nun sözleri şu şekilde:

“İSTANBUL (DİHA) – Kürdistan’daki devlet terörüne tepki gösteren CHP İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı Kenan Otlu, Kürdistan’a gideceklerini söyleyerek, “Doğu’daki faşizmin karşısında birlikte yan yana omuz koyacağız” dedi. Otlu, Türkiye’deki gençlere de, “Biz nasıl Gezi’de yan yana durduysak, nasıl 1 Mayıs’ta birlikte gaz yediysek, Ankara katliamında kanlarımız birbirine nasıl karıştıysa bu zulmün karşısında da yan yana, omuz omuza duralım. Barikatta da, alanda da, faşizme karşı omuz omuza duralım” diye seslendi.

AKP hükümetinin Kürdistan’daki topyekûn imha saldırılarına bir tepki de CHP’li gençlerden geldi. CHP İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanı Kenan Otlu, 1 Kasım seçimlerinden önce, “Bize oy verin kaos bitsin” diyen AKP hükümeti tarafından seçim öncesi kaos psikolojisinin yaratıldığını söyledi. Savaşın da bir kuralı olduğunu ancak bugün Kürdistan’da savaş hukukunun çiğnendiğini dike getiren Otlu, “Doğuda katliam ve zulüm vardır” dedi ve ekledi: “Mesele sadece bulunduğumuz yerde ses çıkartmak değil. Mesele olduğu yerde ses çıkartmaktır.”

‘Faşizmin karşısında omuz omuza olacağız’

Önümüzdeki günlerde İstanbul CHP Gençliği olarak Kürdistan’a gideceklerini kaydeden Otlu, “Oradaki vatandaşlarımızla birlikte aynı sofraya oturacağız. Doğu’daki faşizmin karşısında birlikte yan yana olacağız” dedi. İnsanların sadece kendilerine uygulanan haksızlıklar karşısında ses çıkartmanın insani bir davranış olmadığını vurgulayan Otlu, “İnsanların, kendisinden olmayana, farklı olanlara karşı bir zulüm yapıldığında ses çıkartması gerekir” dedi.

“AKP hükümeti kanla besleniyor. Zulümle besleniyorlar” diyerek devlet eliyle Kürdistan’da organize edilen bir katliamın olduğunu söyleyen Otlu, “Biz, Doğu’da siyasi düşüncelerini ortaya koydukları için katledilen insanlara da sahip çıkacağız” ifadelerini kullandı.

‘AKP hendekleri öcüymüş gibi gösterdi’

AKP’nin hendeklerden bu kadar neden korktuğu konusunda fikir yürütemediğini belirten Otlu, “AKP hendekler üzerinden kendisine meşru bir zemin geliştiriyor” dedi. Otlu, hendeklerin açıldığı ilçelerde yurttaşların sağlık ve eğitim haklarının sözde engellendiğini ifade eden AKP’nin, bu gerekçelerle katliam yaptığını belirtti. Otlu, “AKP tarafından, hendek olayı, diğer kesimlere karşı öcüymüş gibi bir malzemeye dönüştürüldü” diyerek, bu malzemenin AKP’nin elinden alınması gerektiğini vurguladı.

‘Barikatta yoldaşlığımızı yükseltelim’Türkiye’deki gençlere, “Biz nasıl Gezi’de yan yana durduysak, nasıl 1 Mayıs’ta birlikte gaz yediysek, Ankara katliamında kanlarımız birbirine nasıl karıştıysa bu zulmün karşısında da yan yana, omuz omuza duralım” diye seslenerek, toplumsal muhalefet, ne kadar güçlü olursa faşizmin elinin aynı oranda zayıflayacağını söyledi. Türkiyeli gençlere AKP faşizme karşı dayanışma çağrısında bulunan Otlu, “Barikatta da, alanda da, faşizme karşı omuz omuza duralım. Toplumsal muhalefet cephesinde barikatta yoldaşlığımızı, barikatta omuzdaşlığımızı yükseltelim, birlik olalım” dedi. [2]

***

Yugoslavya’yı, kurucu partisini önce sosyal demokratlaştırıp, sonra da başka bir parti ile aynı düzleme çekerek yıktılar, yıktırdılar.

Tam da bu aşamada, Üsküp’te yaşayan tiyatrocu Mustafa Yaşar ile yapılan röportajın bir sorusunu ve yanıtını paylaşalım:

“Soru: Türkiye’de bir endişe var. Size de sorayım: Türkiye Yugoslavya olur mu?

M.Y: Bakın, Yugoslavya altı cumhuriyet ve iki ÖZERK bölgeden oluşan bir federasyondu. BİR MİLLET OLUŞMAMIŞTI. Ancak Atatürk’ün en büyük başarılarından biri millet yaratmış olmasıdır. Atatürk Türkiye’de yaşayan halkları bir millet olarak birleştirebilmiştir. Bu önemli bir dayanaktır. Yugoslavya’da böyle bir şey yoktur.

***

Bu yanıtın üzerine, kendimize soralım:

Yugoslavyalaşmamızın karşısındaki engel ve güvence olan ulus devlet ve üniter yapı neden bu kadar hedefte?

Neden etnisite ve mezheplerin siyasi kimlik olarak öne çıkartılması desteklenmekte?

Bunları savunan siyasiler, Yugoslavya’da olanları görmemiş olabilir mi?

İşte bunların da yanıtını ararken düşünmeli “Yeni Anayasa” çalışmalarını, Türklüğün anayasadan etnisiteye indirgenerek çıkartılmaya çalışılmasını.

Ve amacı.

2010 Yılında Sırbistan Hükümeti Başbakan Yardımcısı olan Vladamir İliç‘e kulak kabartmakta da fayda var:

“Savaş başladıktan sonra çok geç olur. Esas olan savaş başlamadan önce ülkenize yönelik oyunları bertaraf etmeniz ve bunları fark etmenizdir. ETNİK KIŞKIRTMALARA ÖDÜN VERMEMENİZ GEREKİR.”

Aynı şekilde Makedonya’da “Tito’nun Birleşik Sol Güçleri Partisi”nin Genel Başkanı Slobodan Ugrinovski‘nin sözlerini de not edelim aklımızın bir köşesine:

“Yugoslavya sosyalist devletler içerisinde savaşarak parçalanan tek ülke. Hem içsavaş yaşadık, hem de dış düşmanlarla savaştık. BİZİ BİRBİRİMİZDEN AYIRMAK İÇİN EN TEHLİKELİ SİLAHI KULLANDILAR. MİLLET OLMAKTAN ÇIKARILIP ETNİK GRUPLAR HALİNE GETİRİLDİK. YANİ HEPİMİZ IRKÇI OLDUK. TİTO HEP MİLLET OLMAMIZ İÇİN UĞRAŞTI, AMA TİTO’NUN ÖLÜMÜNDEN SONRA ABD-ALMANYA İTTİFAKI IRKÇILIĞI KAŞIMAYA BAŞLADI.”

O zaman yazıyı, hazırladığı raporlarda, “Türk Milleti kavramı anayasadan çıkarılmalıdır” diyen TESEV’in kurucularından birisinin Kemal Kılıçdaroğlu olduğunu anımsatarak kapatalım ve son kez soralım:

İhanetle yüzleşip, ona göre konum mu alacağız, yoksa kendi dalgamıza mı baktığımıza inanacağız, tepki göstermediğimiz her dakika kendi mezarımızı kendi elimizle kazarken?

ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR
29 ARALIK 2015

(Yugoslavya’dan bahsederken, Tito’nun yaklaşımları ne kadar iyi niyetli ve yapıcı olsa da, rejimin inşası ve sakıncaları ve parçalanmaya ortam hazırlayan şartları anlamak bakımından Ahmet Taner Kışlalı’nın şu cümlesini de dikkate almakta fayda var:

“Sovyetler Birliği, demokrasiyi ertelediği için yıkıldı. Şah rejimi, laik ve demokratik bir devrim yapamadığı için tarihe karıştı. Tito’nun Yugoslavya’sı, etnik farklılıkları kurumsallaştırmanın, birliğin devamını farklılıklarda aramanın bedelini ödedi.
Ve onların birbiri peşi sıra yok olmasına tanık olan yakın tarih, Atatürk’ün haklılığını kanıtladı.
Laik ve demokratik bir çağdaşlaşma hareketi. Bin yıllık kültür ortaklığına ve yurttaşlık bağlarına dayalı bir ulus”)

DİPÇE

[1] Yugoslavya Dersleri, Teoman Alili
[2] http://www.diclehaber.com/tr/news/content/view/491066?from=1815887918

Sitenin açılmaması durumunda önizleme yoluyla röportaja ulaşılabilir:

http://webcache.googleusercontent.com/search?q=cache:bf9cHc3r3jwJ:www.diclehaber.com/tr/news/content/view/491066%3Ffrom%3D1815887918+&cd=1&hl=tr&ct=clnk&gl=tr

Haberde kullanılan küpür, Cemal Temizöz aracılığıyla edinilmiştir.


(NOT: Bu yazı daha önce yazarın blog adresinde yayınlanmıştır. Blog adresi için buraya tıklayınız…)

Paylaş
Önceki İçerikHalifeye Başkaldıran Vaiz
Sonraki İçerikAlgı Oyunları: “PKK Terör Örgütü Değildir.”
Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin'de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü'nin her kademesinde görev aldı. Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte "Kemalizm"in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T'ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı. Milli Mücadele döneminde kurulan ve "Kemalizmin İleri Karakolu" unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana'daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti. Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu'nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı. Genç Yeni Adana'daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol'u kurdu. Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı'nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta. Milli İrade Birliği'nin "Milli İrade Nedir?" ve Mustafa Mutlu'nun "Dön Kardeşim" kitaplarında yazıları yayınlandı. Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın