Belki de milyonlarca insan yakın bir dostlarının ölüm haberlerini alırcasına okudu şu ifadeleri:

Biraz önce bildirildi, yönetim Cumhuriyet Bilim Teknoloji dergisini kapattı. Bu cuma son sayıyı, 1501’i anı olarak saklarsınız.(Twitter, Orhan Bursalı, 25 Aralık 2015)

Evet… Okuduk. Ardından, Cumhuriyet Bilim Teknoloji‘ye (CBT) gönül vermiş her okur birbirinin gözünde acıyla karışık büyüyen öfkeyi gördü. Ve oluşan öfke, yanıtı tahmin edilen soruları yarattı: “Kapatılma gerekçesi nedir?“, “Kapatma kararını doğrudan kimler aldı?“, “Var olan sorun kapatma kararı alınmadan giderilemez miydi?“, “Gazete yönetimi derginin yokluğunu ne kadar taşıyabilir?“, “Yönetim bu kaliteli ek’in nitelikli ve inatçı takipçilerinin farkında değil midir, farkındaysa bu nasıl göze alınabilmiştir?

Derginin kurucusu ve kuruluşundan bugüne değin Yayın Yönetmeni olan Orhan Bursalı, gerginlik içeren bu meraklı sorulara gazete yönetimini işaret ederek “… bize gösterilen ‘ekonomik nedenler’, ‘daralma’ vb.” söylemi ile yanıt verdi. Ama ardından bir sonraki sosyal medya paylaşımında “… hayat boşluk kaldırmaz, yenisi doğar, mesele salt ekonomi değil” diyerek CBT takipçilerinin gazete yönetiminin yaklaşımı hakkında barındırdıkları şüpheleri haksız çıkarmayacak bir açıklama yaptı.

Cumhuriyet gazetesi yönetimi düşünsel köklerine ve esas tabanına bir borçluluk hissetmediğini ve bu değerler için bir fedakarlık yapamayacağını gösterdi. Belki bu çıkarımımızda yanılıyoruz. Lakin merak ediyoruz; bu değerlendirmeyi CBT‘ye gönül vermiş takipçilerin yanlışlaması ne derece mümkün? Gazetenin son bir kaç yıllık düşünsel savruluşu her acı ihtimalin gerçekleşebilir olduğunu kanıtlamadı mı bizlere?

Yanıtlar gören gözlerin vicdanlarında saklı, süreç işledikçe ortaya çıkacak nitelikte.

Gazete yönetimi Türkiye’nin en uzun soluklu bilim ve teknoloji dergisini kapattı. 29 yaşında olan ve yayınlandığı günden bugüne değin gazetesine sonsuz değer katan bir dergi…

Toplumun bilim okuryazarlığını arttırmayı acil görev olarak gören, bu görevi düzenlediği kongrelerle de destekleyen bir oluşum vazgeçilebilir değildir. Hele ki toplumla bilim arasındaki ilişkinin her geçen gün zayıfladığı, toplum ile bilimin gelişimi arasındaki uçurumun kat kat arttığı bir dönemde ismi ve tarihi ile Cumhuriyet devriminin öznesi olan bir gazetenin bunu yapması asla kabul edilebilir değildir.
CBT takipçilerinin ve dergiden yıllardır düşünsel olarak beslenen bilim okurlarının endişesi ve isyanı işte bu noktada yatmaktadır. Cumhuriyet ismi ile özdeşleşen bilim savunuculuğundan bu aciz gerekçe ile vazgeçilerek, bilimsel yaklaşımı ticari kaygılar ile kullanan popülist çevrelerin eli güçlendirilmiştir. Bu hatadan acilen dönülmediği müddetçe, gazete yönetimi satışlardaki olağanüstü değişimi izleyerek bahsettiğimiz gerçeği kuşkusuz görecektir.

Durum, görmek isteyenler için tam da Haluk Şahin‘in ifade ettiği gibidir:

… Bence, Cumhuriyet yönetimi BT’yi, gazetenin kendisi hasta olduğu için kapattı, dergi hasta olduğu için değil. Dergi gazeteye ağır gelip onu dibe çekmedi, su almakta olan gazete dergiyi dibe doğru çekti.“[1]

***

Birçoğumuz evrimden yapay zekaya; çevre kirliliğinden genel göreleliğe; jeofizikten Plütonun kaderine… vb. pek çok alanda merak biriktirerek, bilim okuryazarlığımızı CBT ile büyüttük. Yeni bir bilgiyi öğrenmenin yarattığı heyecanı, bunu toplumla paylaşma isteğini hep o ince sayfaları çevirirken tattık.

Cumhuriyet‘in kurucu felsefesini özümsemiş ve kurucunun tek manevi mirasına sıkı sıkıya bağlı bizler için CBT‘ye biçilen mevcut kader kabul edilemezdir. Bu düşüncemizi derginin pek çok yazarında ve teknik çalışanında da görebiliyoruz. Şu zamana kadarki ürettikleri için onlara çok şey borçluyuz. Tüm zorluklar göze alınarak, dergi emekçileri ve takipçileri olan bizler için bu durum sonun başlangıcı olmamalı, ya tıkanmış yol açılmalı ya da yeni bir yol bulunmalıdır. Aksi takdirde bu büyük mücadele adına tarih karşısında mahkum olmaktan kurtulamayız.

Çağatay UNCU

Dipçe:
[1] abcgazetesi.com, Haluk Şahin, “Bilim Teknoloji dergisi neden kapatıldı?”, 31 Aralık 2015

Paylaş
Önceki İçerikKİMİN NASIL ÖLECEĞİNE “BAŞKAN” VE TERÖRİSTİN KARAR VERDİĞİ ÜLKE
Sonraki İçerik“Toros” Unutulmayacak!
Çağatay Uncu. 1992, Kütahya doğumlu. İlk ve orta öğrenimini İzmir'de tamamladı. 4 yıl boyunca Çukurova Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünde lisans öğrenimi aldı. Mezuniyetine 1 yıl kala okulunu dondurarak, 2015 yılında, Rusya Ulusal Nükleer Araştırmalar Üniversitesi Moskova Fizik Mühendisliği Enstitüsü'nde lisans öğrenimine başladı. Şu an bu öğrenimine devam etmektedir. Adana'da yaşadığı dönem boyunca 3 yıl süresince ÇÜ Atatürkçü Düşünce Kulübü üyeliği ve yöneticiliği yaptı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuk mücadelesine katıldı. İlgi alanları; bilim felsefesi ve tarihi, popüler bilim, tarih, spor

Bir Cevap Yazın