#BenimİçinUğurMumcu

İnsanca, ülkece girdiğimiz her bunalımda şunu düşünmeden edemiyorum Uğur ağabey :

”Senin gibi göçüp gidenler mi şanslı yoksa ardında kalanlar mı?”

Bilemiyorum…

Ne kadar yaşadığımızın değil, yaşadığımız süre boyunca neler yapmamız gerektiğinin cevabını seni tanımaya çalıştıkça alıyorum. Taraf olanları bertaraf ettiğin yazılarını okuyorum. Bir gazeteciden ziyade sen ‘halk’ olabilmişsin. Bizim yerimize görmüş, yazmış ve bedel ödemişsin. Cebindeki cüzdanına karşı bile daha çok sorumlu hissedenler senin değerlerin için verdiğin onurlu mücadeleyi ne kadar anlayabilir?

Gerçi bugün seni anladığını iddia edenler bile fotoğraflarının altına sözlerini yazıp paylaşmaktan ileriye gitmiyorlar. Yapabileceğimiz en önemli şey senin kadar cesur olabilmenin dışında onurlu kalabilmek ve bize söylediğin gibi her parçandan yeniden daha güçlü doğabilmek…

İlk günkü kararlılıkla.

Biliyor musun onlar hala korkuyor ağabey, bize devrettiğin bayrağı taşıdığımız sürece de korkmaya devam edecekler. Korkuyorlar demişken işte tam burada seninle ilk nasıl tanıştığımdan bahsetmek istiyorum. 8-9 yaşlarımdaydım, annemle Cumhuriyet kutlamaları için alana gidiyordum.

Dolmuştaydık, Adana’yı pek bilmeyen bir amca :

“Uğur Mumcu Meydanı’na gider mi?”
diye sordu. Arkamızda oturan kişi “İstasyona gider” dedi, kaşlarını çatarak.

Dolmuşun atmosferi bir anda değişti…

Annem bana dönerek:

“Adını anmaktan bile korkuyorlar çocuğum görüyor musun? Onun ismi Adana’da bir meydan ismi değil. İlerde onu anlayacağın çok zamanın olacak, şimdilik şunu bilmelisin çocuğum: O da Atatürk gibi sadece ülkesini düşünürdü.”

Annemin yüzü gölgelendi, birden dışarı baktı sonra bana kimsenin duymasını istemediği bir sır veriyormuşcasına seslendi,

“Onu öldürdüler ama onu öldürenlere karşı o hala güçlü.”

İşte o zamanlar anlamıştım senin yenilmez olduğunu, kaleminin kılıçtan keskin olduğunu ağabey. Bizler senin açtığın yolda, gösterdiğin hedefte bugün de Mustafa Kemal’in izm’inde yılmadan yürüyeceğiz!

Büşra Tokcan
24 Ocak 2016

#KırÇiçekleri