#BenimİçinUğurMumcu

“Bir pazar sabahıydı, Ankara kar altında…”

Farkında olmadan da olsa bu dizelerle başladı bende Uğur Mumcu sevdası.

Babamın sazını eline aldığında mırıldandığı, annemin de eşlik ettiği bu dizelerle.

Yaşımı hatırlayamıyorum, okuma yazma bilmediğimden eminim, hayli küçüktüm anlayacağınız ama annemle babamın bu türküyü dillendirirken gözlerinde oluşan buğu ve hüzün sanki dün yaşanmış gibi hatırımda.

Bir kitap dururdu yatak odamızda, kitaplığın başköşesinde.

Annem beni o güzel ninnileriyle uyutmadan hemen önce gözüm hep ona takılırdı.

Kapağında eski üniformalar içinde, elinde silaha benzemeyen bir şey bulunan kafası olmayan bir asker vardı. Çok tuhaf gelirdi bu bana o zamanlar.

Gülerdim belki de.

Bir gün yatağın üzerinde bırakmıştı babam o “Kafasız Askeri”.

Heyecanla incelerken sayfalarından birini yırtmıştım, iyi anımsıyorum babam biraz kızmıştı bana. Merak etmiştim neydi onu bu kadar değerli kılan. Bundan dolayı okumayı söktüğüm zaman, soluğu ilk bu “Kafasız Asker ”in yanında almıştım.

Kitabın yazarı Uğur Mumcu’ydu.

Evet, evde türküsü söylenen adam. Bir hışımla okumaya kalktım, okuyamadım tabii.

Yıllar geçti aradan, babam “vakit tamam” dedi belki de.

Koydu önüme kitabı. Okudum, okudukça daha çok hak verdim babamın bana olan tepkisine. Belki az bile yapmıştı dedim.

Ben, emperyalizme karşı boyun eğmemeyi, ulus olma bilincini, devrimci duruşu, Cumhuriyet kazanımlarının amansız bekçisi olmayı annemden, babamdan, amcalarımdan öğrendim.

Onlar da kuşkusuz çok sevdikleri sevgili Uğur Mumcu’dan öğrenmişlerdi.

Kendimi bilmeye başladığımdan beri benimle olan Uğur Mumcu benim için “savaşmak“ kelimesinde anlam kazanır.

Ne olursa olsun, doğru bildiklerimiz için savaşmak…

Doğru bildiklerimizden hiç vazgeçmeden…

Senin yolunda, senden öğrendiklerimizle…

Sevgi, saygı ve özlem ile…

Barış Ozan ÖZDEMİR
24 OCAK 2016

#SakıncalıPiyade