Selda Bağcan‘ın içleri yakan türküsü… Bu türkü her çaldığında gözleri dolar babamın; önce oradan yer etmişti sanırım bende… Kesin bir tarih söylemek zor ama muhtemelen ilkokul yıllarımdı, ilk bu türküyle birlikte tanıştım ben Uğur Mumcu‘yla.

Ne diyordu Bağcan onu anlatmak için: ‘İsimsiz korkuları katmadım yüreğime’
Gerçekten de katmamıştı.
Sadece ‘kalem’i ve yüreği vardı yaptığı her işinde. Tehditler, baskılar, zorlamalar yıldıramadı Mumcu’yu, döndüremedi yolundan.

Ve 24 Ocak…
‘Ucuz can pazarıydı’
Türkiye’nin ‘Uğur’unu aldılar o karlar altında buz gibi cehennem gününde.
Işıklar söndü.
Onun kalemi aydınlıktı.
Cumhuriyet devrimleriydi yolu.
Anti-emperyalizm ilkesiyle Kemalist bir Türkiye’ydi tek amacı.
Bu yüzdendir zaten 24 Ocak’ta o hain pusuyla aramızdan ayrılışı.
Çünkü başka türlü susturamamışlardı, durduramamışlardı tam bağımsız Türkiye’yi anlatan kalemini.

Her ölüm yıl dönümünde hatıralar tazelenir, ilk günkü kadar yürektedir acılar.
O kara günde benim gibi henüz doğmamış olanlar, Uğur Mumcu belgesellerinden bilir 24 Ocak’ın acısını; sanki o gün oradaymış gibi.

Asla hafızalardan silmemeli 24 Ocak’ı;
Uğur Mumcu’nun nasıl alçakça katledildiğini, onun katillerinin hala aramızda olduğunu asla unutmamak için, fikirlerimizle ve kalemlerimizle gerici düşmanı yenmekte kendimizde o gücü bulmak için, onu satırlarımızda yaşatmak için asla silmemeli…

Yıllar geçti, daha çok okudum, daha çok öğrendim onu. Benim gibi binlerce genç okudu, öğrendi.
Yine başaramamışlardı işte, bir ‘Uğur’u öldürmüşlerdi ama onun kaleminden binlerce ‘Uğur’ doğurmuşlardı.
Mustafa Kemal’in izinden, Uğur Mumcu’nun kaleminden giden binlerce genç…

Bir ulusun aydın insana en çok ihtiyaç duyduğu zamanlarda en ‘aydın’ını kaybetmesi, o ulusun yaşayabileceği felaketlerden en kötüsüdür belki de. Türkiye bunu 24 Ocak 1993’te Uğur Mumcu’yu kaybederek yaşadı.

Ve ‘bir keskin kalem’ kaldı ‘yürekli yiğitlere’ ondan geriye…

‘Uğurlar olsun…’

Zeynep Nur GÖZÜTOK
25.01. 2016

Bir Cevap Yazın