Fethullah Gülen’in onursal başkanı olduğu Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’na bağlı bir “çalışma grubu” olan Abant Platformu’nun 34. toplantısı 30-31 Ocak 2016 tarihlerinde “Demokrasinin Türkiye Sorunu” başlığıyla Bolu’da gerçekleştirildi.[1] İktidar partisi dışında bütün ihanet içerisindeki kesimlerin temsilcileri oradaydı neredeyse; Abant Toplantıları’nın düzenleyicisi olarak Cemaat, Can Dündar’ın Y-Cumhuriyet’i, Y-CHP, HDP/PKK, liberaller, kendisini “sosyalist” olarak tanımlayan Birikim dergisi, son zamanlarda gündemi fazlasıyla meşgul eden malum bildiriye imza atan bazı akademisyenler, hatta bazı eski AKP vekilleri…[2]

Toplantıda yeni ve sivil bir anayasanın yapılmasının önündeki engellerden ‘’Kürt sorunu’’na kadar tüm konular masaya yatırıldı, değerlendirildi. Örneğin “34. Abant Toplantısı Özet ve Değerlendirme Metni”nin 9. Maddesine bakalım:

“Kürt sorunu merkezli çok yönlü şiddetin yoğun olarak yaşandığı Sur ve Cizre ilçeleri başta olmak üzere, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde sivil insanlarımız zarar görmekte, göç etmek zorunda kalmakta ve kadim kültür mirasımız yok edilmektedir. Kürt sorununun çözüm yöntemi silahlı mücadele ve şiddet değildir; şiddetin tırmandırılması bölge halkına da demokrasiye de hizmet etmemekte ve dahası otoriterleşme sürecini beslemektedir.”

Bu maddenin Tayyip Erdoğan ve AKP karşıtlığından beslenerek PKK ağzıyla “Sur ve Cizre başta olmak üzere, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde” aslında çok daha önce başlatılması gereken operasyonları “sivil insanlara zarar verme, göçe zorlama, kadim kültür mirasını yok etme” olarak niteleyerek, gerek içeride gerek dışarıda ne tür bir algı yaratmaya çalıştığı gayet açık değil midir?

***

Birileri yine Türk milleti adına atıp tuttu. “Demokrasiyi birlikte inşa edebilecek miymişiz?”, bunu konuştu. Türk milleti adına, Türk milletinin menfaatlerini, ülkenin bölünmez bütünlüğünü savunacak kimseye yer verilmeyen bu toplantıda ‘’demokrasi’’ gibi kavramlar, ihanete kılıf oldu yine.

Özellikle iktidarla arasındaki çıkar kavgasından sonra -bu kavganın da etkisiyle- toplumumuzun artık büyük bir bölümü Cemaat’in ülke için ne denli büyük bir tehdit oluşturduğunu gördüğünden Abant Toplantısı’nı düzenleyen Cemaat hakkında uzun uzun konuşmaya gerek yok. Aynı şekilde Türk düşmanlıklarına “demokrasi, özgürlük, barış, kardeşlik’’ gibi kavramlarla kılıf uyduran, PKK’nın meşrulaştırılan siyasi partisi olan HDP’nin “ülkenin bölünmez bütünlüğüne ve üniter yapısına” karşı tutumu düşünülünce HDP vekillerinin de toplantıda yerlerini almaması şaşırtıcı olurdu zaten.

İşte bu yüzden bizim asıl derdimiz bugün hala Atatürkçülük maskesi takan CHP’nin ve birilerince hala Atatürkçü bir yayın organı sanılan Can Dündar Cumhuriyeti’nin hangi ihanet odaklarıyla birlikte hareket ettiklerini, yine “demokrasi” kılıfıyla hangi toplantılara katıldıklarını göstererek maskelerini düşürmektir.

***

Cumhuriyet okurlarına soralım;

Cumhuriyet Gazetesi madem Atatürkçü bir çizginin, laik bir devlet modelinin devamını savunuyor öyleyse gazetenin yazarlarından Nuray Mert, Aydın Engin ve Ahmet İnsel’in Cemaat’le, HDP’yle yan yana, omuz omuza bu toplantılarda ne işi var? Üstelik Nuray Mert toplantının kurumsal çağırıcıları arasında yer aldı. Gerçi zamanında “Bu isimlerin Cumhuriyet gazetesinde ne işi var?’’ sorusunu sormayanlar, sorup da cevaplardan kaçanlar, yahut gerekli tepkiyi vermeyenler, “Cumhuriyet yazarlarının bu toplantılarda ne işleri var?” diye sorgularlar mı, orası da ayrı bir tartışma konusu…

Bir soru da bugün CHP’yi ve genel başkanı Kılıçdaroğlu’nu Atatürkçü çizgide ‘’gören’’ CHP seçmenine soralım;

Hadi bu dönem milletvekili olamayan CHP’li Binnaz Toprak’ın toplantıya katılımını bir kenara koyalım. Peki CHP Parti Meclisi Üyesi seçiminde Kılıçdaroğlu’nun anahtar listesinde yer alan İştar Gözaydın’ın Abant Toplantıları’nın açılışını yapmasını nereye koyacağız?

Bu da mı kabullenilecek CHP seçmeni tarafından, bu da mı rahatsızlık vermeyecek?

Cevap malum: Evet, bu da rahatsızlık vermeyecek. Atatürkçülük ya da muhaliflik, yalnızca AKP karşıtlığına indirgendiği müddetçe bu da rahatsızlık vermeyecek.

***

Biz gerekli takibi yapıp kimin ne zaman, nerede, nasıl konumlandığını not ediyoruz. İhanetin hangi boyutlara ulaştığını gözlemliyoruz. İstiyoruz ki samimi Atatürkçüler, CHP seçmenleri, Cumhuriyet okurları da gerçekleri görsün. Görsün ki yarınlarda ödeyeceğimiz bedeller bir nebze olsun azalsın.

Hem ihanetin böylesine ayyuka çıktığı, gizlenmek zorunda kalmadığı bu ortamda bazı şeyleri görmek çok da zor olmasa gerek. Kabullenmek noktasında sıkıntı çekiyoruz belki. Ama anlamalıyız ki, “hastalık”a doğru “teşhis” koyulmadan doğru “tedavi” de uygulanamaz!

Ali KARAKÜÇÜK
9 Şubat 2016

DİPÇE:

[1] http://www.abantplatform.org/…/34%20Abant%20Toplant%C4%B1s%…
[2] http://www.haber10.com/…/abant_platformu_toplantisina_katil…

 

Bir Cevap Yazın