Hiç düşündünüz mü “Kimin ne kadar para, hangi marka araba kazandığından ya da kimin kimden elektrik alıp alamadığından bana ne’’ diye?

Sınır komşunuzda akan ve ucu size dayanan kanlar umrunuzda olmaz. Bir ayda verdiğiniz onlarca şehidin de sizin için bir anlamı olmaz. Ama bu akşam izleyeceğiniz dizi önemlidir sizin için. Kimin ne kadar para kazandığı ya da bir adada kimin hangi oyuna galip geldiği, kime ihanet ettiği önemlidir. Dışarıda milyoner olanların küçük bir adadaki açlığı vicdanınızı sızlatır, dışarıda gerçekten aç olan evsizler umrunuzda değildir bu sıra. Dünya meseleleri sıkıcıdır ne de olsa. Düşünmek yorucu ve zahmetli bir iştir, onun yerine bir moda programındaki gereksiz kavgaları izlemek zevklidir ama.

Gün gelip yanı başımızda savaş sesleri duymaya başladığımızda, evimizde huzurluca oturup hangi beyin uyuşturucu programı izleyeceğiz acaba?

Neden izliyoruz peki, bu bizi hiç ilgilendirmeyen programları? Ya da kimler sunuyor bu zehirli ama tatlı yemekleri önümüze? Yorgunsunuzdur ve düşünmek daha da yoran bir eylemdir. Eğlenmek istersiniz ama eğlenme amacıyla yaptığınız bu eylemin sizi içten içe zehirlediğinin farkına varmazsınız. Düşünmezsiniz. Zaten bu programları önümüze sunanlar da düşünmemizi istemeyenlerdir. Çünkü birileri sizin düşünmenizden korkar. Çünkü küçük bir düşünce tohumu tüm dünyayı değiştirebilecek güçtedir. Düşünce ile başlar her eylem. İnsan beyninin üretebildiği en tehlikeli şey şüphesiz fikirdir. Bir çeşit hipnoz ile uyutulursunuz. Dışarıda, gerçek dünyada olup bitenler tatsızdır, bu yüzden ekranlardaki renkli hayatları izlemek daha çekici gelir insana.

İktidarın en gözde aracıdır medya. Medyayı elinde tutabilirse istediği çoğu şeyi gerçekleştirir. Hem yaptığı şeyleri gizleyebileceği bir paravandır medya iktidar için hem de yaptığı haksızlıkları savunacak yandaş…

Eminim son zamanlarda Artvin halkının verdiği haklı mücadeleden haberiniz yoktur, olsa bile Artvin halkını muhtemelen isyancı ilan etmişsinizdir. Çünkü medya size böyle öğretti. ‘‘Bana inan ve benim dediğimi tekrarla’’ dedi. Son yıllardaki bilimsel gelişmelerden ve icatlardan bahsetmiyorum bile. Muhtemelen o sıra şu gereksiz yarışma programlarından birini izliyordunuz.

Televizyon artık tam anlamıyla bir zehir küpü. İzlediğiniz haberler, vicdanınızı tatmin etmeniz için ekrana koyulan tarih dizileri… Hepsi sizi oyalamak, dışarıdaki gerçeklere gözünüzü kapatmanızı sağlayan, düşünmenize engel birer araç. Gerçek olan çoğu şey ekranlara yansımaz. Ekrana yansıyanlar sadece işin yüzeysel kısmı ve bazı yalan aktarımlardır. İşin gerçek yüzünü asla ekranlarda göremeyiz. Çünkü takdir edersiniz ki televizyon, günümüzdeki en etkili kitle iletişim aracıdır ve her evde en temel eşya durumuna gelmiştir. Ve birileri bu durumu çok iyi değerlendirmektedir.

Film yönetmeni Ellen Russo, Nicholas Rockefeller ile yaptığı konuşmayı şöyle anlatıyor: “Bir gece beni aradı ve bir şeyler olacak dedi. ‘Afganistan’a gireceğiz, Hazar’dan boru hattı geçireceğiz. Petrole kavuşacağız, oraya konuçlanacağız. Venezuela’ya gireceğiz.’ Söylediklerinden ikisi gerçekleşti. Bana gülerek ‘Oralara hiç bulamayacağımız birilerini aramaya gideceğiz.’ diyordu. Terörle savaş lafını tekrarlıyordu. Malum terörle savaşı kimse kazanamaz! Ama bu bahane sana çok şey için imkan verir. ‘Nasıl herkesi bu kadar saçma bir bahaneye ikna edebilirsin ki?’ diye sordum… ‘Medyayla’ dedi. ‘Unutma, bir şeyi çok tekrarlarsan herkes inanır!'”

Medya size doğruları, öğretilmesi gerekenleri değil kendi çıkarlarına uygun olanları öğretir. Ya kurdu kuzu yapar ya kuzuyu kurt… Ya da birilerinin yaptıklarını görmeyesiniz diye önünüzde oyun oynatıp sizi oyalar, hipnoz eder. Çok başarılı algı operasyonları yönetilir bir ekran sayesinde. Herkesi bir yalana inandırmayı başarabilir.

Çok değil kısa bir zaman önce terör örgütü PKK masum gösterilmedi mi bize? Hümanizmin öncüsü konumuna getirilmedi mi? Halen kanımızı döküyor olmasına rağmen ‘‘masum direnişçiler’’ olarak adlandırılmadı mı? Seçim zamanında Selahattin Demirtaş medya sayesinde sempatikleştirilmedi mi? Bunlar medyanın, halka zehrini enjekte etmesidir ve acısızdır, hissedilmez, kana çabuk karışır.

Medya sayesinde kötü adamlar iyi, iyi adamlar ise kötü anlatılır bize. Ve bunu farketmeyiz bile. Çünkü araştırmayız, öğrenmek için çabalamayız, önümüze sunulanla yetiniriz, zihnimizin işgal edilmesine seve seve razı oluruz…

Oldukça zor olsa da önümüze sunulanlarla yetinmemeli, araştırmalı, irdelemeliyiz. Her türlü bilgiyi düşünce süzgecinden geçirmeliyiz. Medya, iktidarın ve belirli güç odaklarının kontrolünden çıkmalı. Böylelikle medya olumlu yönde gelişebilir ve kulağı yalanlarla aşındırılmış halk doğru bilgiler ile yönlendirilebilir. Böylelikle medya bir eğitim kaynağı haline getirilebilir.

Beyza ÇALDIR

2 YORUM

Comments are closed.