Öncelikle şunu belirtelim. Yıl 2016 oldu, hala kendimizi “terör bir insanlık suçudur” diye yazmak zorunda hissediyoruz. Bu gerçek, “nasıl günler yaşadığımızın” bir göstergesi olarak önümüzde durmakta.

Terör bir insanlık suçu olduğu gibi, terörü veya şiddeti meşru gören hiçbir düşünce yahut siyaset meşru olamaz. HDP, öncelikle terörün meşruiyet kazanması için kuruldu, terörün siyasi uzantısı olarak hareket etti ve varlığını bu şekilde sürdürdü. Hiçbir dönemde terörle arasına paravan çekmedi. Çünkü rolü buydu. PKK saldıracak, HDP çiçek çocuk olacaktı.

(Öncelikle vurgusu yapıyoruz çünkü HDP’nin tek amacı bu değil. Bundan farklı ama ilişkili biçimde “Halklar” vurgusu ile başka etnisite ve mezhepleri kaşıma, bunu da “Türkiyelileşme” adıyla yapma planı da HDP “projesi”nin kuruluş amaçları arasında bulunmaktadır.)

Bu bağlamda defalarca terörü desteleyen ve terörün sözcüsü olarak davranan HDP’nin, hala parlamentoda varlığını sürdürmesi, vekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılıp yargılanmaması Anayasa’nın 68. maddesinde geçen “Siyasî partilerin tüzük ve programları ile eylemleri, Devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, insan haklarına, eşitlik ve hukuk devleti ilkelerine, millet egemenliğine, demokratik ve lâik Cumhuriyet ilkelerine aykırı olamaz; sınıf veya zümre diktatörlüğünü veya herhangi bir tür diktatörlüğü savunmayı ve yerleştirmeyi amaçlayamaz; suç işlenmesini teşvik edemez.” fıkrasına açıkça aykırı.

HDP’nin terörü güzellediği ve meşrulaştırmaya çalıştığı onlarca örnekten sadece bir tanesini hatta en güncelini versek yeterli olur sanırım:

Geçtiğimiz günlerde HDP Van Milletvekili Tuğba Hezer, Ankara’da 29 canımıza mal olan saldırının faili Abdulbaki Sömer için Van’da kurulan taziye çadırını ziyaret ederek HDP’nin terörle nasıl bir bütün olduğunu kanıtladı.

Bu olay üzerine Cumhurbaşkanı ve Başbakan’dan arka arkaya sert tepkiler geldi.

Önce Başbakan, “Terörü kınayamamaları bir tarafa, HDP’nin bir milletvekili vatandaşlarımızın canına kasteden terörist için taziyeye gitti. Masum insanları öldüren bir katilin taziyesine katılmak, onu saygıyla anmak insanlığa karşı yapılabilecek en büyük ihanettir.” dedi. [1]

Sonrasında da Cumhurbaşkanı, “Birileri ne yapıyor? Gidiyor Ankara’daki alçak eylemle 28 kişinin kanına giren teröristin sözüm ona taziyesinde boy gösteriyor. Bir başkası Meclis’te bu alçaklığa sahip çıkıp, devleti suçlamayı sürdürüyor. Böyle milletvekilliği, böyle siyasetçilik, böyle siyaset olmaz. Dünyanın hiçbir yerinde intihar bombacılarına sahip çıkan siyasetçi göremezsiniz. Meclisimizin önümüzdeki günlerde milletimizin hissiyatını karşılayacak önlemleri alacağına inanıyorum, fezlekeler Meclis’te karşılığını bulmalıdır. Bu fezlekeler parlamentoda tozlanmamalıdır, gereği yapılmalıdır. Parti kapatma konusundaki tavrım belli, karşıyım. Suçu işleyen kurum değil bireydir. Ceza bireye verilmelidir.” dedi. [2]

Cumhurbaşkanı ve Başbakan’ın tepkisine katılmamak mümkün değil.
Fakat Sayın Cumhurbaşkanı,
Fezlekeleri “sadece HDP’li vekiller” için istiyorsanız işte buna itirazımız var.

Neden mi?

1) 2009 yılında, çözüm sürecinin başlangıcı sayılan Oslo görüşmeleriyle, PKK yöneticilerinden Mustafa Karasu ve Sabri Ok ile istihbarattan Hakan Fidan ve Afet Güneş’i görüştüren siz değil miydiniz Sayın Erdoğan?

2) 2012 yılında, “MİT her türlü hareketi yapabilir. Mesela yarın İmralı’ya gitmek gerekiyorsa müsteşarıma ‘Gerekeni yap’ derim.” diyerek, Hakan Fidan’ı İmralı’ya gönderen siz değil miydiniz Sayın Erdoğan? Buna tepki gösterip hesap soranlaraysa, “PKK ile görüşen arkadaşı ben gönderdim, sıkıntısı olan bana söylesin.” demediniz mi Sayın Erdoğan?

3) 2009 yılında, Habur’da dağdan inen teröristlere özel “çadır mahkemeler” kurdurup hakim ve savcıları teröristin ayağına gönderen, katilleri serbest bıraktıran siz değil miydiniz Sayın Erdoğan?

4) “HDP, Hakan Fidan’la Öcalan’ın başbaşa verip gerçekleştirdikleri güzel bir proje. HDP’ye büyük rol verildi, biz onlara siyasetin içinde tekrar etkili rol verdik. Aslında onlar çok da eleştiri alıyorlardı yani parlamentodaki çalışmalarıyla ilgili. Biz bir anlamda onları güçlendirdik.” diyen AKP Van Milletvekili Beşir Atalay değil miydi Sayın Erdoğan?

5) Şubat 2015’te Dolmabahçe’de, HDP grup başkanvekilleri Pervin Buldan, İdris Baluken, HDP İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile bir toplantı gerçekleştirip, bebek katili Apo’nun istekleri doğrultusunda PKK’nın silah bırakması ve sorunun anayasa ile çözülmesi gerektiğini kamuoyuna açıklayanlar Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan ve İçişleri Bakanı Efkan Ala değil miydi Sayın Erdoğan?

6) Dolmabahçe’de Öcalan’ın isteğiyle PKK’ya silah bırakma çağrısı yapıldıktan sonra, “Ben teşekkür ediyorum. Silahların bırakılması çağrısı bizler için çok çok önemli bir beklentimizdi. Şimdi de çözüm süreciyle devam eden ve artık bunu noktalayalım diye bir çağrıdır. Çağrılar güzeldir, bu uygulama seçim öncesinde araziye ne kadar yansıyacak, göreceğiz. Her şey eninde sonunda uygulamaya dayalıdır. Bu uygulama da nedir silahların bırakılmasıdır. Ne istendi de hükümet vermedi 12 yıldır.” şeklinde açıklama yapan siz değil miydiniz Sayın Erdoğan?

7) Sosyal medya hesabından fotoğraf paylaşarak, açıklamasına “Dicle deran köyünde Şengal’de çatışmada yaşamını yitiren Abdulkadır Durgın’ın taziyesindeyiz. Allah rahmet eylesin.” yazıp, öldürülen YPG’li teröristin cenazesine gittiğini açıklayan AKP Diyarbakır Milletvekili Galip Ensarioğlu değil miydi Sayın Erdoğan?

8) “Ben başından beri eğer HDP barajı aşarsa Abdullah Öcalan’ın gücünün azalacağını düşünüyordum. İnşallah yanılırım.” diyerek Abdullah Öcalan’ın birincil güç olması gerektiğini savunan AKP Mardin Milletvekili Orhan Miroğlu değil miydi Sayın Erdoğan?

9) “Ülkemizin kurtuluş felsefesi 1920 Meclis’inde ve 1921 Anayasası’nda karşılığını bulan kapsayıcı Anadolu felsefesiydi. Bütün Anadolu kimlikleri eşit unsurlar olarak sürecin içindeydi. 1924’le birlikte kuruluş felsefesine geçildi. Kuruluş felsefesi dışlayıcı ve baskıcı ulus yaklaşımı üzerine kuruldu. Bu felsefeden tek etnik ve dilsel kimlik esaslı Türk milleti ideolojisine dayanan devlet pratikleri çıktı. Kuruluş felsefesi 2002’den itibaren Türkiye toplumu tarafından tasfiye sürecine sokuldu. ‘İkinci kuruluş dönemi’ diyebileceğimiz bu sürecin felsefesi kapsayıcı ve özgürlükçü millet yaklaşımıdır. İşte bu yaklaşımı benimseyen Türkiye toplumunun bugün oluşturmaya çalıştığı millet artık Türkiye milletidir. Kürt sorununun çözümü de esasen, Türkiye’deki bütün etnik, dilsel, dinsel ve farklı yaşam tarzı kimliklerinin tamamının eşit parçası olduğu, Türkiye milletinin oluşum süreciyle iç içe geçti. Yani dışlayıcı ve baskıcı Türk milletinden kapsayıcı ve özgürleştirici Türkiye milletine geçiş sürecinde Kürt sorununun kalıcı çözümünün gerçekleşeceği bir siyasal realite söz konusudur. Gerçekten de Türkiye toplumu, özellikle AK Parti hükümetleriyle birlikte bir Türkiye milleti inşa süreci yürütüyor. Bu tamamlandığında sadece Türkiye bakımından değil, bölgedeki Kürtler ve diğer tüm toplumlar bakımından da çok önemli imkânlar doğacağı görülüyor.” diyerek anayasaya aykırı söylemlerde bulunan, 7 Haziran’da AKP’den Kars Milletvekili, şimdilerde ise baş danışmanlığınızı yapan Mehmet Uçum’un ta kendisi değil miydi Sayın Erdoğan?

Örnekler uzayıp gidiyor…

Şimdi talebimizi açıklayalım:

2009’da Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının açıkladığı, Demokratik Toplum Partisi (DTP)’nin kapatılma gerekçelerinde yer alan;

“Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddianamesinde davalı siyasi parti üyelerince ve parti organlarınca gerçekleştirildiği iddia edilen eylemler,

-Anılan terör örgütü ve bu örgütün elebaşısıyla işbirliği halinde hareket edilmesi,
-Terör örgütünün propagandasının yapılması,
-Bu örgütün varlığının ve eylemlerinin mazur ve meşru gösterilmeye çalışılması,
-Terör örgütüne yardım ve destek sağlanması,

şeklindeki beyan ve fiillerden oluşmaktadır.

Bir siyasi partinin, siyasi faaliyet görüntüsü altında ülkenin tamamının asayiş ve güvenliğini olumsuz yönde etkileyen, tüm bireylerin temel hak ve hürriyetlerinden yararlanmalarını engelleyen veya ortadan kaldıran terör eylemlerini destekleyen, zemin hazırlayan ve meşrulaştırmaya çalışan söylem ve eylemlerde bulunması hiçbir demokratik sistemde koruma göremez.

Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğe aykırı eylemlerin odağı haline gelen ve bu şekilde;

-Anayasa’nın 68. Maddesinin 4. Fıkrasına
-2820 sayılı Siyasi Partiler Yasası’nın 78, 80, 81, 82 ve 90. Maddelerine,
aykırı eylemlerde bulunduğu açıkça anlaşılan DTP’nin temelli kapatılmasına
ve partinin kapatılmasına neden olan üyeleri hakkında beş yıl süreyle parti üyeliği yasağına karar verilmiştir.”

açıklaması emsal alınarak, “HDP’nin kapanması, vekilleri hakkında da fezleke hazırlanıp yargılanmaları” gerekmektedir.

Fakat aynı karar metninden yola çıkarak yukarıda örneklerini verdiğimiz açıklamalar, eylemler ve görüşmeler sonucu AKP hakkında da kapatma davası açılmalı, yukarıda adı geçen tüm isimler de yargılanmalıdır.

Sayın Cumhurbaşkanı eğer sözlerinde gerçekten samimiyse buyursun, hukuk orada. “Parti kapatma konusundaki tavrım belli, karşıyım. Suçu işleyen kurum değil bireydir. Ceza bireye verilmelidir.” deyip oyunbozanlık yapmasın.

Tabii eğer HDP hakkında yapacağı parti kapatma talebinin kendisini de AKP’yi de zor durumda bırakacağından haberdar ve bundan endişe duyuyorsa, ona bir şey diyemeyiz.

Biz talebimizi açık açık yazdık.

Bundan sonrası sizde:

“Fezlekeler hazırlansın.”

Mehmet Anıl PARLAK
5 Mart 2016

Kaynaklar:
– http://www.cnnturk.com/video/turkiye/cumhurbaskani-erdogandan-fezleke-cagrisi
– http://www.aktifhaber.com/erdogandan-meclise-talimat-gibi-fezleke-cagrisi-1310092h.htm
– http://www.cnnturk.com/turkiye/davutoglu-taziyeye-giden-hdpli-vekile-sert-cikti
– https://aa.com.tr/TR/turkiye/terorist-icin-kurulan-taziye-cadirini-ziyarete-giden-hdpli-vekile-sert-tepkiler/527238
– http://www.ensonhaber.com/ankara-bombacisinin-taziyesine-katilan-hdpli-vekil-2016-02-22.html
– http://acikistihbarat-bilgipaylasim.blogspot.com.tr/2015/07/hdp-pkknin-partisi-ise-akp-nedir.html
– http://www.aydinlikgazete.com/politika/akp-ve-hdp-den-dolmabahce-de-ortak-surec-aciklamasi-h64038.html
– http://www.habervaktim.com/haber/430006/bu-sozleri-soyleyen-hdpli-degil.html
– http://www.biyografi.info/kisi/mehmet-ucum
– http://odatv.com/n.php?n=iste-o-taziyedeki-akp-milletvekili-2602161200
– http://www.gazete2023.com/gundem/akp-li-vekil-ocalan-icin-dua-etti-h38347.html
– http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/01/06/erdogan-hdpli-vekiller-icin-harekete-gecilmeli
– http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/402431/Meclis_e_girecekler_belli_oldu…_iste_550_milletvekili.html
– http://www.hurriyet.com.tr/ankaradaki-saldiriyi-yapanin-kimligi-kesinlesti-abdulbaki-somer-40059220
– http://www.aksam.com.tr/guncel/habur-karari-teror-bitsin-diye-verildi–153876h/haber-153876
– http://www.ntv.com.tr/turkiye/iste-64-hukumetin-bakanlari,GOu5Ye7bDk28YLJH8g_xrA
– http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/224047/Dolmabahce_anlasmasi.html
– http://www.sozcu.com.tr/2015/gundem/erdogandan-cagri-aciklamasi-757771/
– http://www.radikal.com.tr/turkiye/dtpnin-kapatilma-gerekcesi-aciklandi-972076/
– http://www.anayasa.gov.tr/files/insan_haklari_mahkemesi/sunumlar/TulenSiyasiPartilerinKapatilmasi.pdf

Paylaş
Önceki İçerikAydınlanma… İyi de Nasıl?
Sonraki İçerikKuramsal Aktarım ve Metin Aydoğan: ÇÖKÜŞE GİDEN YOL: AVRUPA GÜMRÜK BİRLİĞİ

23 Eylül 1990’da Mersin’de doğdu. İlköğretimini tamamladıktan sonra lise öğrenimini İngilizce ağırlıklı bir lisede bitirdi. Çukurova Üniversitesi Matematik Bölümünü tamamladıktan sonra pedagojik formasyon alarak öğretmenlik hayatına başladı.

Milli Mücadele döneminde kurulan Yeni Adana Gazetesinin Genç Yeni Adana bölümünde yazıları yayımlandı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte “Vardiya Bizde Adana”nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. 2014 yılında yayın hayatına başlayan Üçüncü Yol’un kurucularındandır.

Hayattaki en büyük hedefi, ulusuna bağlı nesiller yetiştirmek…

Bir Cevap Yazın