Terör örgütü IŞİD salı günü Irak’ta Kerkük’ün Tazehurmatu kasabasına saldırdı. IŞİD uzun süredir hâkimiyeti altında tuttuğu Beşir köyünden yine bir Türkmen kasabası olan Tazehurmatu’ya havan mermileri ve katyuşa füzeleriyle saldırıda bulundu.

Kerkük Valisi Necmeddin Kerim saldırıda kullanılan bazı havan mermilerinin içinde bir tür kimyasal madde bulunduğunu açıkladı. Irak Türkmen Cephesi Başkanı Erşad Salihi saldırılarda klor gazı kullanıldığını söyledi.

Çok sayıda insanın solunum rahatsızlığı ve cilt yanmalarından dolayı hastanelere başvurduğu belirtildi. Tazehurmatu Devlet Hastanesi Başhekimi Dr. Ahmet Haydar, IŞİD saldırısı sonrasında Fatma Semir isimli iki buçuk yaşındaki bir kız çocuğunun hayatını kaybettiğini açıkladı. Türkmenleri Kurtarma Müessesesi Başkanı Ali Beyati ise kimyasal saldırıdan 350 kişinin etkilendiğini ve bunların 30’unda ciddi boğulma ve cilt yanması görüldüğünü dile getirdi. Konuyla ilgili olarak ulaştığımız Özdemir Hürmüzlü, Tazehurmatu’nun yalnız şubat ayında 147 füze saldırısına uğradığını, son saldırıda ise kasabaya 45 füze düştüğünü bildirdi.

Saldırıyı bir insanlık suçu olarak nitelendiren Irak Başbakanı Haydar İbadi, IŞİD’e en sert yanıtın verileceğini belirtti. ITC Başkanı Erşad Salihi ise Bağdat yönetiminin Türkmenleri korumada aciz kaldığını ifade etti. Salihi “Can güvenliği tehlikesinden dolayı Tazehurmatu’dan insanlar göç etmeye başladı. Bunun önüne geçmek için merkezi hükûmetin müdahale etmesi gerekiyor.” dedi.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı ise resmî internet sitesinde bir açıklama yayınladı ve en iyi yaptığı şeyi yaparak saldırıyı kınadı.

Irak Türkmenleri kan ve gözyaşıyla kavrulan bölgenin en sahipsiz topluluğu… AKP hükûmetinin Irak’taki en büyük müttefiki Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi. Bağdat hükûmetinin tepkilerine rağmen IKBY kontrolündeki bölgelerde çıkan petrolü yasa dışı bir şekilde İsrail başta olmak üzere dünya pazarına taşıyan AKP, Irak’ta Barzani’nin Türkmen bölgelerini ele geçirme politikalarına göz yumduğu gibi Türkmenleri de IŞİD tehdidine karşı ihtiyaç duydukları yardımlardan mahrum bırakıyor. Mezhepçi ve gayri millî dış politikanın bir sonucu olarak, önemli bir Şii nüfusa sahip olan Irak Türkmenleri yalnız bırakılıyor. Üstelik Suriye’deki rejimi zayıflatmak için IŞİD’e göz yumuluyor. Ankara 13 yıl önce de henüz ortada bir “bölgesel yönetim” yok iken Irak’taki ABD işgâli ile Türkmen bölgelerinde nüfus ve tapu dairelerinin yakılmasına, demografinin Türkmenler aleyhine ve siyasî gücün Kürtler lehine değiştirilmesine sessiz kalmıştı.

Birileri bölgede yaratılan IŞİD canavarı “sayesinde” siyasî ve demografik yapıyı kukla bir Kürdistan için paramparça etme fırsatını yakaladı. Emperyalist merkezlerin hiçbir desteği esirgemediği bu süreçte doğası gereği anti-emperyalist olması beklenen “Türkiye solu”nun önemli ölçüde bu projenin açık veya zımnî destekçisi olması durumu ne yazık ki bu vahşî saldırıda da değişmedi. IŞİD’in yine bir terör örgütü olan YPG ile çatışmalarını “katliam” olarak haberleştirenler, IŞİD’in sivillere yönelik terör eylemleri sonrasında IŞİD düşmanlığını kimseye bırakmayanlar bu kez susmayı tercih ettiler. Üstelik kimyasal silah kullanımı gibi çok önemli bir durum söz konusu iken… Tazehurmatu’ya kulaklarını tıkadılar, gözlerini yumdular. “Duyar makinesi” gibi kullandıkları Twitter ve Facebook hesaplarını Türkmenlere kapattılar. Bu kez “demagoji” türünde müzik, şiir, edebiyat eserleri vermediler.

Irak Türkmenlerinin acısını paylaşıyoruz, hayatını kaybeden Türkmen kızına Tanrı’dan rahmet diliyor, Türkmeneli’ne geçmiş olsun diyoruz.

Irak Türkmenlerinin ve bölgedeki masum, mazlum, meşru müdafaa dışında silaha başvurmayan, kan ve gözyaşı ortamını “fırsat”a çevirip siyasî hesaplar peşinde koşacak kadar alçak olmayan tüm toplulukların barış, huzur, selâmet içinde yaşamalarını umut ediyoruz. Irak Türkmenlerine sahip çıkmayan sorumluları ve vicdanlarını etnisiteye göre çalıştıranları kınıyoruz.

Bir Cevap Yazın