Günümüzde hala HDP ile PKK’nın aynı safta olduğunu kabullenmek istemeyenler, HDP-PKK’yı “barış savunucusu” olarak nitelendirenler var. PKK’nın terör örgütü olduğu, HDP’nin ise onun uzantısı olduğu unutulmakla birlikte sempatizanlık yapılmaktadır.

Peki bu duruma nasıl geldik?

Saz çalan sempatik Demirtaş pozlarıyla, aydın geçinen kesimin ve sevilen sanatçıların HDP destekçisi sözleriyle…

Hükümet, teröre kapısını açmış; HDP ile aynı masaya oturmuş, çıkar anlaşmaları imzalamış, Barzani’ye “seninle gurur duyuyoruz” diye çığlık atmıştır. Muhalefet, seçim dönemi HDP’yi meclise sokabilmek için hiçbir yardımı esirgememiştir. Teröre hiç olmadığı kadar açık çek verilmiş, kutsallaştırılmıştır. Terör ile aynı masaya oturularak terör resmileştirilmiş, konumlandırılmıştır. PKK’lı Karayılan, “Tarihin hiçbir döneminde bu kadar imkan elimize geçmemiştir. Halkımızın ve dostlarımızın bu gerçeği bilmeleri gerekiyor.” diyerek bir nevi teşekkürünü sunmuştur onu destekleyenlere.

“Çözüm süreci” denmiş, halka “terör bitecek” umudu verilmiş ama perde arkasında çok büyük oyunlar çevrilmiştir. Bu süreçte PKK beslenmiş, silah zulalamıştır. Kısacası; süreç, amacına ulaşmıştır…

Terörün amacı insanları sindirmek ve korku yaratmaktadır. Son zamanlarda üst üste gelen hain terör saldırıları sonucu genç, yaşlı, çocuk yüzlerce insan hayatını kaybetmiştir. Hayatta kalanlar ise yaşamını korku ve panik ile sürdürmektedir. Nitekim insanlar evinden dışarıya adım atmaya korkar duruma; işine, okuluna gidemez hale getirilmiş, bir korku hegemonyası oluşturulmuştur.

Saldırıların düzenlendiği alanlar Kızılay, İstiklal gibi şehrin kalbi diyebileceğimiz oldukça merkezi yerler. Hepimiz günün bir diliminde oralardan geçiyoruzdur ya da geçmemizin muhtemel olduğu yerlerdir. Bu yüzden hayatta kalan herkes tesadüfen orada değildir aslında.

Suudi Arabistan Kralı öldüğünde bayrağını yarıya indirip milli yas ilan edenler, onlarca vatandaşı katledildiğinde -sanki terör bu durumdan utanırmış gibi- sadece kınama ile yetinmektedir.

Hiçbir zaman ağızlarından “barış” sözcüklerini düşürmeyenlerin böyle zamanlarda bu sözcükler hafızalarından uçup gitmektedir. Bunun yerini teröriste taziyeler alır, birçok insanın ölümüne sebep olan kişi kahraman ilan edilerek kavramlar kirletilir.

Halk, olası terör olaylarına alıştırılmakta, yadırgamaz duruma getirilmektedir.

Yadırgamalıyız…

Her gün insanların tatlı telaşını gördüğün sokak kan kokuyorsa, terörden en ağır darbeyi almışsa kalbine bir şehir, yolunda değildir bir şeyler.

Bu yüzden yadırgamalıyız. Teröre yüz verip onu yaşamın bir parçası konumuna getirmekten vazgeçmeliyiz. Teröre alışırsak, çözülmesi çok daha zor olaylarla yüz yüze gelmek zorunda kalırız.

Son olarak bir de sorum olacak.

Eğer bir iktidar halkın en doğal hakkı olan güvenliği sağlayamıyorsa varlığının amacı nedir?

Canlı bomba listesini elinde tutanlara ama eylem yapmadan tutuklayamayanlara sormalı bunu…

Beyza ÇALDIR

22 Mart 2016