Çok değerli bir ağabeyimiz bir söz söylemişti:

“Sağı solu yok, bu iki hegemonya yıkılmadan bu memlekette hiçbir şey düzelmez;
1) Dinozorlar Hegemonyası
2) Vasıfsızlar Hegemonyası”

İnsanın yapıcı denetleme mekanizması ile yaşaması insanın yararınadır. Hele de bu insan az gelişmiş toplumun bir ögesi ise bu mekanizma hayati önem taşır.

İşte böyle durumlarda vasıfsız insanlara yüklenen anlam ve o insana verilen değer, o insandan bir canavar yaratır.

Bu durumun faturasını da o kişiden daha fazla onun çevresi öder. Hatta bazen vasıfsız bir kişi, yükseldiği yerin etkisiyle toplumun tamamına zarar verir.

***

İsmail Hakkı Pekin.

Kimdir?

Emekli Korgeneral, Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Ulusal Kanal Yayın Kurulu Başkanı, Talat Paşa Komitesi Başkanı. [1]

Pekin, 7 Nisan 2016 tarihinde Ulusal Kanal’da yayınlanan Ulusal Özel programında şunları söyledi:

“(…)
Şöyle bir şey söylemem gerekiyor. Bir defa, en önce söylemem gereken şey, kesinlikle, şeyin, Türk Ordusunda iki yerde Dursun, sayın milletvekili Dursun Çiçek bir şey söylemiş, yüzde 10 falan demiş. Ondan sonra Emekli Hakim Albay Zeki Üçok, daha fazla ben biliyorum isim isim demiş. Yani biliyorsa açıklasın. Bugün de galiba Rasim Ozan Kütahyalı, hiç izlemediğim adam öyle bir şey yazmış. Hava Kuvvetlerinde şu kadar adam var. Uçak böyle düştü, ben de biliyorum falan demiş. BİLMEDİKLERİ KONULARA LÜTFEN GİRMESİNLER. TSK’de neyin ne kadar olduğu belli. TSK’DE BU KADAR ADAM YOK. SIRF BİLMEM NEY KALACAĞIZ DİYE BİLMEM NE YAPMASINLAR. EVET, TSK’DE FETHULLAHÇI VAR. VAR. GENERAL DÜZEYİNDE DE VARDIR. TSK DE BU AĞUSTOS’A KADAR ONLARI TEMİZLEYECEK ZATEN. TEMİZLİYOR ŞU AN. HEPSİ ÇIKACAK ZATEN. TEMİZLEMEK ZORUNDA. TEMİZLEMEZSE ZATEN OLMAZ. İNSANLAR BİLMEDİKLERİ KONULARDA ŞUNU DA BİLİYORUZ, BUNU DA YAPIYORUZ, İSİMLERİ BİLİYORUZ DİYE YALAN SÖYLEMESİNLER. YA DA İNSANLARI YANILTMASINLAR. TEK TEK BİLİYORUM DİYE YANILTMASINLAR İNSANLARI.” [2]

İsmail Hakkı Pekin’in, Rasim Ozan Kütahyalı ve Dursun Çiçek ile eşitlemeye çalıştığı Emekli Albay Ahmet Zeki Üçok’un kim olduğu sorusuna yanıtı Araştırmacı-Yazar Yavuz Selim Demirağ’ın İmamların Öcü kitabındaki cümleleri ile verelim:

“Ahmet Zeki Üçok ile ilgili internetteki arama motorlarında 1,5 milyon haberle karşılaşıyoruz. 50 binden fazla e-posta gönderilmiş. Yani dibi görülmeyen bir kuyu sanal alemde Üçok… Yedi ayrı mahkemede açılan davalarda 724 yıl hapis cezası istendi. Balyoz davasıyla 18 yılı Yargıtay’da onandı… 13 yaşındaki kızı hakkında “böbrekleri sökülerek öldürüleceğine” dair tehditler yağdı. Yasadışı biçimde ya da kılıfına uydurulup telefonları dinlendi. Gece gündüz takip edilip fotoğrafları çekildi. Yıllarca bir zaafını tespit edip kasete almak için çalıştılar. Fuhuştan, rüşvete kadar yüzlerce iftiraya maruz bırakıldı. Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım’dan dizi oyunlarına kadar birçok kişiyle irtibatlandırılmaya çalışılan Üçok, ünlü işkadını Sibel Fatma Çarmıklı ve oğlu Murat Çarmıklı ile beraber suç örgütüne üyelik, nitelikli yağma ve dolandırıcılık gibi suçlardan bile yargılandı. 54 kez nitelikli dolandırıcılıktan 102 ile 357 yıl, kamu görevini kötüye kullanmaktan 129 ile 413 yıl arası değişen hapis cezaları istendi.” [3]

“Bilmedikleri konulara girmesinler”, “İsim biliyorsa söylesin” diyen Pekin’in kastettiği açıklamalardan Ahmet Zeki Üçok’a ait olan röportaj Hürriyet’te yayımlandı. [4] Bu röportajın yayımlanmak için gazetede 2 hafta bekletildiğini kendisi biliyor mu?

Peki ya Ahmet Zeki Üçok’un isim vermek istediğini, isim olmasa bile baş harflerini belirtmek istediğini biliyor mu?

Bunu bilmiyor olsa bile Ahmet Zeki Üçok’un A Haber’de katıldığı program ile ilgili yaptığı 10 Nisan 2016 tarihli açıklaması kendisini aydınlatacaktır:

“Değerli Arkadaşlarım, 08.04.2016 tarihinde A Haber’de Memleket Meselesi isimli programa katılmak üzere İstanbul’a gittim. Konu TSK’deki FETÖ yapılanması ve Ahmet Hakan ile yaptığım röportajda isimleri yazılmayan kişiler hakkındaydı. Ben TV kanalına gittiğimde program yapımcısı ve koordinatörü yanıma gelerek Genelkurmay Başkanlığından bir general tarafından Genel Müdürlerinin arandığını ve benim programda isimlerin açıklamamın TSK’nin terör ile mücadelesini olumsuz etkileyeceğini bu nedenle benim isimleri açıklamamın engellenmesinin istediğini söyleyerek isimleri açıklamamamı rica ettiler. Bu konuda program sunucusunun da bilgilendirildiğini söylediler. Ben önce programa çıkmamayı düşündüm. Ancak daha sonra ben bu isimleri birçok farklı kanalda nasılsa açıklayabilirim burada en azından TSK’den ilişiği kesilen yüzlerce arkadaşımızın ve spekülasyon konusu yapılan haksız tutuklamaya ilişkin bilgilendirme yapabilirim düşüncesi ile programa katıldım. Bu paylaşımı TSK’nin son durumunu bilgilerinize sunmak amacıyla yaptım. Hepimiz bu mücadelenin içinde yer almadığımız takdirde birkaç kişinin sesini kesmenin ne kadar kolay olduğunu gözlerinizin önüne sermek istedim. Program sonrası bana teşekkür eden yapımcı Genel Müdür’ün ilk defa bir programı başından sonuna kadar izlediğini ve eğer isimleri söyleseydim program yayınını kestirmek için talimat verdiğini belirttiler. Saygılarımla.” [5]

(Ayrıca Ahmet Zeki Üçok ve birçok kumpas mağduru subay, cemaat yapılanması ile ilgili isimleri bizzat Genelkurmay’a iletmiş, fakat bunlarla ilgili hiçbir işlem yapılmamıştır. ÇB)

Bu açıklamayı yapan Ahmet Zeki Üçok’un aynı zamanda Kumpas-Der Başkanı olduğunu belirttikten sonra bazı soruları kendimiz sorup kendimiz yanıtlayalım.

Bilmedikleri konularda konuşmasınlar, yalan söylemesinler diyen İsmail Hakkı Pekin kimdir?

Kumpas davaları kapsamında yapılan operasyonlarda;
-McAfee anti-virüs programı,
-İlk yardım ders notları,
-Anadolu Türk Denizciliği’ni anlatan ders notları,
-Liderlik ve sağlık ders notları,
-Gemilerde kullanılan halatlarla ilgili bilgiler,
-Aden Körfezi’ne ait Google Earth fotoğrafları,
-Deniz Harp Hukuku notları,
-Atatürkçülük ders notları

gibi belgelere DEVLET SIRRIDIR imzasını atan döneminin GENELKURMAY İSTİHBARAT BAŞKANI. [6][7]

Ki bu imza yüzünden birçok subay Askeri Casusluk davası kapsamında zindanlara atıldı.

Ve “Bilmedikleri konularda konuşmasınlar” diyen dönemin GENELKURMAY İSTİHBARAT BAŞKANI İsmail Hakkı Pekin, bu belgeye attığı imzanın ne anlama geldiğini yine kendisi yüzünden hapse giren subayların Hasdal’da kendisine ifade etmesi ile öğrendi. [8]

Ne kadar da konusuna hakim ve ilgilendiği konuları BİLEN bir subay değil mi?

Tam bu sırada Ali Türkşen’in konuyla ilgili Kardak’ta Kahraman Hasdal’da Esir kitabındaki sözlerini anımsayalım:

Dijital taarruzların başladığı dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız, İstihbarat Başkanı İSMAİL HAKKI PEKİN ve en önemlisi de Adli Müşavir Tümgeneral Hıfzı Çubuklu’nun yaklaşan fırtınayı görememeleri, kendilerinin de bugün cezaevlerini doldurmalarına müebbet hapis istemiyle yargılanmalarına yol açmıştır.”[9]

Aynı zamanda kendisi, AKP’nin Süleyman Şah Türbesi operasyonunu da başarılı bulmuş Vatan Partisi Genel Başkan Yardımcısı’dır. (Bir de Zaman gazetesine verdiği röportaj vardı değil mi, üstelik Zaman’a kayyum atanmadan önce?)

Vatan Partisi demişken biraz geriye gidelim.

Vatan Partisi grubunun aktif yayınevi Kaynak Yayınları iken pasif yayınevi diye nitelendirebileceğimiz Aydınlık Yayınlarından (Aydınlık gazetesi ya da Aydınlık dergisi değil) bir kitap çıkar Mart 2012’de. (O dönem Vatan Partisi’nin adı İşçi Partisi’dir.) (Aydınlık Yayınlarının çok çok uzun yıllar kitap basmadığı da iddia edilmekte.)

Kitabın adı, “Kaşif Kozinoğlu’nun Mezara Götürmediği Sırlar”dır. MİT Asya Bölgesi Başmüşaviri Kaşif Kozinoğlu’nun kumpas davaları kapsamında Silivri 1 No’lu L Tipi Cezaevi B-1 koğuşundaki şüpheli ölümünden sonra yayımlanır kitap. Kitabın sunuşunda şu tabiri kullanır Yayınevi:

“Vatanseverliğine Saygı ve Güvene Saygı”[10]

Peki, Aydınlık Yayınevlerinin vatansever olarak değerlendirip notlarını kitaplaştırdığı Kaşif Kozinoğlu ne der kitabında?

“Korgeneral İsmail Hakkı Pekin (Hakan Fidan’a olan yakınlığı dikkatimi çekmiştir.)[11]

“Emre Taner ofisinde defalarca Savcı Zekeriya Öz ile görüşmüştür. Z. Öz ile çok sık görüşen ve TSK’yi SATAN MİT’çiler E. Taner, Afet Güneş, Ahmet Köksoy ve İsmail Nişancı’dır. Aynı ekip aynı zamanda Turan Çolakkadı ile de sık sık görüşüyorlardı. Söz konusu görüşmeler TSK’den kesinlikle SAKLANIYORDU. TSK’ne ilişkin bilgileri de son dönemde yoğunlukla Afet Güneş, İSTİHBARAT BAŞKANI KORGENERAL İSMAİL HAKKI PEKİN’DEN ALIYORDU. ÇOK ÖNEMLİDİR.
İnternet Andıçı’ndan tutuklanmış olmasına karşın 2 yıldır terfi ettirilmeyen sağılan İ. HAKKI PEKİN TSK’NİN EN BÜYÜK İHBARCILARINDAN BİRİSİDİR.(TSK’YE AİT BİLGİLERİ MİT’E İLETEREK KENDİSİNİ KURTARMAYA VE RÜTBE ALMAYA ÇALIŞMIŞTIR.)

İhbarcının 1 numarası, en büyüğü Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’dir.(1972’li) (Anılanın elinde Hakan Fidan’a ilişkin çok önemli bilgiler olmasına rağmen bunları MİT ile özellikle paylaşmamıştır.)

– İsmail Hakkı Pekin
– Serdar Özgüldür (Em. Hakim Albay / Anayasa Mah. Üyesi)
– Ayhan Özgüldür (kardeşi) (Öğretmen Albay / K.H.O.’da)
– (E) Orgeneral Yaşar BÜYÜKANIT

Bu dördünün TSK’deki iltisakları ve bu iltisakların AKP bağlantıları incelensin, TSK içerisindeki ihbarcıların büyük bir çoğunluğu bulunur. Şenkal Atasagun (2005 yılında) döneminde bu dört şahıs ve bağlantıları ile ilgili geniş kapsamlı bir ÇALIŞMA gerçekleştirilmiştir.” [12]

Kaşif Kozinoğlu bu notları yazdığında 17-25 Aralık süreci yaşanmamış, Cemaat ile AKP ayrımı da henüz gerçekleşmemişti.

Bu kitap neden Kaynak Yayınlarından değil de Aydınlık Yayınlarından basıldı?

Bu kitabı basan yayın grubunda İsmail Hakkı Pekin çok kısa sürede nasıl ve hangi nedenle en tepelere kadar yükseldi?

Kumpas davalarından sonra partide görev alan kişilerin de içinde bulunduğu heyetin, bizzat Perinçek ile yaptıkları görüşmede kapsamlı bir şekilde Pekin hakkındaki rahatsızlıkları dile getirmesine rağmen Perinçek neden Pekin’e sahip çıktı?

Bugün özellikle de Perinçek’in, Erdoğan ve Genelkurmay Başkanı ile ilgili duruşuyla Kozinoğlu’nun iddiaları arasındaki uyuşmadan ne anlamalıyız?

CHP’deki “vazifeli” kişilere haklı olarak tepki gösteren Vatan Partisi seçmen ve görevlileri, bu durumu nasıl hazmedebilmektedir?

Apaçık ortada olan çelişkiler de “bizim çelişkilerimiz” ve “onların çelişkileri” diye ikiye mi ayrılmaktadır?

Neden, nereden, nasıl destek aldığını çözemediğimiz İsmail Hakkı Pekin, belki de bu güç zehirlenmesinin de etkisiyle 20 Mart 2016’da yine Ulusal Kanal’da yayınlanan Ulusal Özel programında şunları söyledi:

“Devre arkadaşım benim şu anki Genelkurmay Başkanı.(…) Siyaset ile askerliği ayıran birisi ve sadece ülkenin güvenliğinden sorumlu olarak değerlendirir kendisini. Öyle birisidir. TAM BİR KEMALİSTTİR, ATATÜRKÇÜDÜR. O da İkinci Başkan da diğer Komutanlar da.” [13]

İnsanların bilmediği konularda konuşmamasını söyleyen döneminin GENELKURMAY İSTİHBARAT BAŞKANI’na yine hatırlatalım. Kendisinin de dahil olduğu üst komutadaki tasfiyeler, Hulusi Akar’ın Genelkurmay Başkanı olabilmesi için yüksek sesle birçok yerde konuşulmaktadır. Ayrıca bir süre kaldığı Hasdal Askeri Cezaevinde kendinden önceki dönemde askerlere tek tip kıyafet giydirmeye kadar çok ağır uygulamalar yapıldığı sırada Hasdal Askeri Cezaevinin bağlı olduğu 3. Kolordu’nun o dönemki komutanı da Hulusi Akar’ın ta kendisiydi.

(Süreçte ağır bedel ödeyen askerlerin dışında özellikle Mustafa Önsel’in Ağacın Kurdu: ‘’TSK’de Şakirtlerin İşgali mi?” kitabıyla Yavuz Selim Demirağ’ın “İmamların Öcü: TSK’de Cemaat Yapılanması” kitaplarını okuyanlar Hulusi Akar gerçeğine belgeleriyle ulaşabilirler. Bu kitaplardan bağımsız araştırma yapmak isteyenler de “Binbaşı Erdoğan” ismini anahtar kelimeler olarak kullanabilirler)

***

Bu yazıda yazılanlar, İsmail Hakkı Pekin ve kendisi üzerinden Vatan Partisi – Genelkurmay – AKP ilişkileri ile ilgili çorap söküğü niteliğinde ve buz dağının görünen kısmı doluluğundadır.

Ahmet Zeki Üçok gibi kişilerden “yalancı”, “bilmediği konularda konuşan kişi”; Hulusi Akar gibi kişilerden de Kemalist devşirmeye çalışan zihniyet, iktidar partisinin seçmenlerine biatçı ve koyun derken kendi partisindeki skandalları görmezden gelen parti seçmenlerinin bizzat kendisinden cesaret ve güç almaktadır.

Herhangi bir partiyi karalama, başka bir partiyi de bu kapsamda AKlama kaygısı içermeyen bu yazı, eminim ki birileri tarafından yazının yazarını “F-TİPİ”, “GLADYO”, “CIACI” ilan edecektir.

Fakat Vatan Partisinin vatanseverliğinden şüphe duymadığım seçmeninin önemli bir kısmı da en azından bir “acaba” diyecektir diye umuyorum.

Çağdaş BAYRAKTAR
11 Nisan 2016

DİPÇE

[1] http://vatanpartisi.org.tr/genel-merkez/temel-belgeler/ismail-hakki-pekin-12710?x=qiAK/Tebb21jqR2NRDBpCuHUNEULuzh0c3LQYKX8vYw=
[2] https://www.youtube.com/watch?v=UW7sMj0Wmag
[3] İmamların Öcü: TSK’de Cemaat Yapılanması, Yavuz Selim Demirağ, syf 151
[4] http://sosyal.hurriyet.com.tr/yazar/ahmet-hakan_131/ordu-icindeki-fethullahci-general-ve-albaylari-isim-isim-biliyorum_40082175
[5] https://www.facebook.com/mustafa.onsel.1/posts/1562994790665962?pnref=story
[6] http://odatv.com/bir-dava-ancak-bu-kadar-guzel-anlatilabilirdi-1212131200.html
[7] Casusluk Kumpası: Kim Bunlar?, Mustafa Önsel, syf 53-54-55
[8] Kardak’ta Kahraman Hasdal’da Esir, Ali Türkşen, syf 352
[9] Kardak’ta Kahraman Hasdal’da Esir, Ali Türkşen, syf 352
[10]  Kâşif Kozinoğlu’nun Mezara Götürmediği Sırlar, Ergün Gedek, syf 13
[11] Kâşif Kozinoğlu’nun Mezara Götürmediği Sırlar, Ergün Gedek, syf 119
[12] Kâşif Kozinoğlu’nun Mezara Götürmediği Sırlar, Ergün Gedek, syf 193-195
[13] https://www.youtube.com/watch?v=ktCZpEOtdKo&nohtml5=False

Paylaş
Önceki İçerik“Fertler Ölür, Millet Yaşar”
Sonraki İçerikTürkiye Cumhuriyeti Toprak Kaybetmeye Devam Ediyor!

Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü’nin her kademesinde görev aldı.

Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte “Kemalizm”in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T’ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi
Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı.

2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte “Vardiya Bizde Adana”nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu.

Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı.

Milli Mücadele döneminde kurulan ve “Kemalizmin İleri Karakolu” unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana’daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti.

Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu’nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı.

Genç Yeni Adana’daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol’u kurdu.

Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı’nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta.

Milli İrade Birliği’nin “Milli İrade Nedir?” ve Mustafa Mutlu’nun “Dön Kardeşim” kitaplarında yazıları yayınlandı.

Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın