TBMM’den yapılan açıklamaya göre, yaşanan terör saldırıları, Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgelerinde sürdürülen PKK operasyonlarında şehit düşen askerler nedeniyle Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı resepsiyon programı iptal edildi.

Evet, ulusal egemenliği tam da bir yumruk gibi ulus olarak hep birlikte hareket etmemiz gereken şu günlerde iptal ettiler.
Bu ilk defa olmuyor.
İktidarın, ülkeyi yönetenlerin milli bayramlarımıza karşı adeta bir savaşı var.

İşte sadece son beş yılda iptal edilen milli bayramlar.

30 Ağustos 2011:
30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü nedeniyle Genelkurmay’ın vereceği resepsiyonlar iptal edildi. Gerekçenin artan terör olayları ve şehit haberleri olduğu bildirildi.

29 Ekim 2011:
Başbakan Tayyip Erdoğan, yayımladığı genelgeyle Van Depremi dolayısıyla
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenlerinin yapılmamasını istedi. Valilikler, yürüyüş ve resepsiyonlarını iptal etti.

30 Ağustos 2012:
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kulağındaki rahatsızlığından dolayı hastanede tedavi
görmesi nedeniyle 30 Ağustos Zafer Bayramı iptal edildi.

19 Mayıs 2013:
Gençlik ve Spor Bakanlığı, Hatay Reyhanlı’daki bombalı saldırılar üzerine 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kutlamalarını iptal etti.

19 Mayıs 2014:
13 Mayıs’ta Manisa Soma’da yaşanan maden faciası dolayısıyla tüm kutlamalar iptal edildi.

29 Ekim 2014:
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Karaman Ermenek’teki maden faciası nedeniyle 29 Ekim resepsiyonunu iptal etti.

30 Ağustos 2015:
Başbakan Davutoğlu, 30 Ağustos kutlamalarının terör olayları nedeniyle yapılmamasını istedi.

23 Nisan 2016:
Meclis, PKK operasyonlarında şehit düşen askerler nedeniyle resepsiyon programını iptal ettiğini açıkladı.

Fırsat buldukça, değişik sebeplerden dolayı milli bayramlarımızı iptal ettiler.

Bayramların öncesinde yaşanan, ülkeyi yaralayan olaylar mı sizce milli bayramlarımızı iptal etmelerinin nedeni?
Milli bayram denildiği zaman ne anlıyoruz?
İptal edilebilecek eğlence olarak mı görüyoruz?
Eğer milli bayramlarımızı belediye konserleri gibi algılamaya başladıysak şimdiden geçmiş olsun.

Şimdi de Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramını şehitlerimiz, terör saldırıları ve devam eden operasyonlar nedeniyle iptal ediyorlar.
İhanet sürecini “analar ağlamasın” gibi vicdanlara oynayan bir sloganla bu ülkeye bela edenler,
Annelerin üzerinden siyaset yapanlar,
Bugün milli bayramları iptal etmek için o gözü yaşlı anaların her gün bir bir şehit düşen evlatları üzerinden siyaset yapıyor.

Bugüne kadar şehit olmuş vatan evlatları ne için şehit oldu?
Ulusal egemenlik ve bağımsızlık için, milletin birliği ve vatanın bütünlüğü için şehit oldular.
Ancak şimdi milli bayramları iptal ederek ulusu için şehit düşmüş kahramanlarımıza en büyük haksızlık yapılıyor.

İhanetin bu kadar vicdansız, ahlaksız olduğu bir yerde,
Türk ulusu gereğini yapıyor mu?
Biz ulusun parçalanmak istendiği bu günlerde ulus olmanın gereğini yerine getiremeyeceksek,
her gün çocuk istismarının olduğu ve adaletin kör olduğu, bu olanlara siyasi organların göz yumduğu bu günlerde dünyada tek olan “çocuk bayramı”nı kutlayamayacaksak,
ve yapılan bu ihanete sessiz kalacaksak ne anlamı vardı ki ulus olmanın…

Milli bayramlar bir belediye konseri değil, bu ülkenin tarihidir, geleceğidir, şerefidir, onurudur ve gururudur.
Senin elinden onurunu ve şerefini, tarihini ve geleceğini alıyorlar sesini çıkartmıyorsun, hesap sormuyorsun. O zaman kardeşim ne anlamı kaldı ki vatan olmanın?

Ülkeyi yönetenler milli bayramları, “kötü günler geçiriyoruz” diye iptal ediyor ama bir stad açılışında olmuşlar ortada yuvarlak, ağızları kulaklarında gülerek birbirlerine pas atıyorlar, gösteri yapıyorlar…
Sonra “başbakan topla ne güzel hareket yaptı” diye saçma sapan bir gururlanma ile kendini kandırıyorsun.
Arkadaş, ulusunu elinden alıyorlar, gururlanacak bir şeyin kalmayacak ama hala ihanet oynuyor sen izliyorsun.

Nereye kadar izleyeceksin?
Bu ulus sadece ateşin düştüğü yer değildir, ne zaman anlayacaksın?
Yoksa yine milli bayramları iptal etmek için açıklanan bu bahanelere inanıp vicdanında, aklında günü kurtarmaya mı çalışacaksın?
Günü kurtarmak, bahane üretmek; işte bu ikisinin hainlikten aşağı kalır yanı yok.
Çünkü kurtaracak günümüz kalmadı, geleceği kurtarmak istiyorsak ilk önce ulusa ve bu ulusu oluşturan milli değerlere sahip çıkmak zorundayız.
Üretecek bahanemiz de kalmadı, zaten bahane üreten bir topluluk ne millet olabilir ne de ulus.
Bunu, bu ülke kurulurken savaşın ortasında, ateşin içinde ülkenin eğitiminin nasıl olacağını tartışmak ve planlamak için “eğitim kongreleri” yapan Mustafa Kemal Atatürk’ten anlayabilirsiniz.

Bu ülkenin temelinde bahane üretmek yok, bunu anlamalıyız!
Ulusal egemenliği iptal ediyorlar.
Çocuklarımıza bayramı bile çok görüyorlar.
Bağımsızlığımızı elimizden alıyorlar.
Anaların, babaların vicdanları üzerinden siyaset yapıyorlar.
Şehitlerimize sıkılan her kurşunda parmağı olanlar, akan her kanda o kirli ellerini yıkıyorlar.
Ancak şunu unutuyorlar: Bugün kanımız akıyorsa, akan her damla kan için hesap soracağız.
Bugün çocuklarımız siyaset eliyle karanlığa itiliyorsa, her evladımız için, geleceğimiz için hesap soracağız.
Milli bayramlarımız, değerlerimiz en ağır derecede ihanete uğruyorsa bunun hesabını soracağız.
Çünkü ulus olmak bunu gerektirir.

Mustafa BOZTEPE

17 Nisan 2016

Bir Cevap Yazın