Sadece kürsü dokunulmazlığı dışındaki dokunulmazlıklar kaldırılsın talebi, sade vatandaş kimliğimizle de siyasete ilgi duyan, düşünen ve araştıran kimliğimizle de uzun süredir dile getirdiğimiz bir talep idi. Evet talep idi yazıyorum, çünkü bu talep bir kısmımız için güncelliğini korumuyor ve ciddi bir tartışma- hatta tartışma sayılmaz boş gürültü- tufanı alıp gidiyor.

Şimdi sürece bir baştan bakalım: AKP tarafından dokunulmazlıklar terörle açık ve net ilişkisi olan HDP milletvekillerinin yargılanması için kaldırılmak istendi. İlk başta CHP’nin tavrı ”HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına hayır deriz” yönündeydi. Yapılan müzakereler ve konunun kamuoyunda ısınması sonucunda ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dokunulmazlıkların kaldırılması olayında kararının ”evet” yönünde olacağını açıkladı. Bu talep olgunlaşıp Meclis gündemine yaklaştıkça ise bugüne kadar siyasi kariyerini futbol takımı tutar gibi Genel Başkan tutarak sürdüren çevrelerden Kemal Kılıçdaroğlu’na karşı yoğun bir karşıtlık yükselmeye başladı.

Şimdi bu durumun sebeplerine ve açık mektup yazanlara açık mektubumuzu yazmaya başlayalım:

1- Kılıçdaroğlu evet demek zorundadır, hem de bunu yapmaya sizin yüzünüzden ve sizin için mecburdur. Çünkü sizin HDP seviciliğiniz, partinizin 6 okla ifade edilen dünya görüşüne ve Türkiye gerçeklerine yabancılığınız maalesef siyasi duvara toslamıştır. Balıkesir gibi bir ilde bir milletvekilimiz AKP’den daha fazla hedef olarak görülmüştür ve saldırıya uğramıştır. Dokunulmazlıkların kaldırılmasına partinin vereceği hayır oyu, partinin siyasal kimliğine uygun olmayan sizlerin söylemleri ile partinin vekillerine değil Mustafa Kemal’in 6 okuna bakan kitlede kırılma yaratacak, bugün yine sizlerin sayesinde partinin zayıfladığı Karadeniz ve İç Anadolu’da parti binalarımızı ve partililerimizi hedef haline getirecektir.

2- Genel Başkan Kılıçdaroğlu’nu bu konuda tek başına karar almakla eleştiriyorsunuz: Kılıçdaroğlu bugüne kadar partiyi göstermelik sözde parti içi demokrasi hamleleriyle ve kendi ajandası ile yönetti. Parti tabanını yansıtan yöneticiler görevlerinden el çektirilirken, sizler ya durumu alkışlayarak paraşütle geldiğiniz yeni görevlerinizi kutluyordunuz ya da bu operasyonlara dahil edeceğiniz arkadaşlarınızı planlıyordunuz. En yakın gelecekten, parti meclisi ve MYK etkisizleştirilip parti bir ”genel başkan ve danışmanları partisi”ne dönüşürken hepiniz ”genel başkanım çok yaşa” demekle meşguldünüz.

3- Arkadaşlar bugün milletvekillerine dokunulmazlık sağlayanlar, Anayasa ile birlikte kendilerine vekillik tayin eden milyonlardır. Yani tabanı temsil etmeyen tavanın, yani sizlerin arkasında kararlılıkla durmayacak milyonlardır. Yoksa Silivri zindanını yıkmak için mücadele eden, milli bayramlarda barikatları yıkarak Ata’sına koşan halk, vekilleri gerçekten onları temsil ederse onları Meclis’te de sokakta da sahipsiz bırakmaz.

4- Parti içinde düşünen, sorgulayan, ülkesinin kurtuluşunu CHP’nin ilkelerinde bulan insanlar feryat ederken, eleştirirken onların hepsini Vatan Partili ilan ettiniz, çağdaş Türkiye mücadelesinden gelen pratikle yapılan bütün savunmaları Aydınlık yayınlarından etkilenmiş parti düşmanı olarak adlandırdınız. Bugünse Genel Başkanın iki dudağıyla bütün siyasal gücünüzü elde ettiğiniz için siyaseti etkilemek istediğiniz yön yine Genel Başkanın iki dudağının arasıdır.

Konuyu noktalamadan bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum. AKP’nin dokunulmazlık kaldırılsın teklifinin CHP tarafından Anayasa’ya uygun olmadığı tespiti bir köşede dururken, Anayasa’ya aykırı bir yasaya CHP tarafından gösterilen “Anayasa’ya aykırı ama kabul edeceğiz” tavrı da açık veya gizli olarak AKP’nin yeni anayasa sürecine zemin oluşturmaktır.

Siyasette herkes hatalar yapabilir, genel başkanlar da, milletvekilleri de sade üyeler de… Umarım evet ya da hayır yönü belirtmeyen bu yazım bazı yanlışlara yönelik farkındalık yaratmıştır.

Saygılarımla.

Hakkı GÜGEN

20 Nisan 2016

1 Yorum

  1. ÜÇÜNCÜ YOL, YANİ TEK VE DOĞRU YOL HER HAL VE ŞARTTA İLKELİ POLİTİKA YANİ KÜRSÜ DOKUNULMAZLIĞI DIŞINDA DOKUNULMAZLIKLARIN KALDIRILMASININ YILMAZ SAVUNUCUSU OLMAK OLMALI İDİ….

Bir Cevap Yazın