foto 3

Bir 23 Nisan daha bitti.

Üçüncü Yol’un Ankara ekibi olarak Anıtkabir’deydik dün(23.04.2016).

Eğer ki ülke, toplum ile ilgili sorulara yanıt arıyorsanız, onun cevabını da yine o toplumu oluşturan insanlarda aramalısınız.

Dün Anıtkabir’de gördüklerimizden sonra bazı soruları sormanın tam da zamanı olduğunu bir kez daha anladık.

İçinde “Türk” geçen her şeyle savaşınız var biliyoruz.

Her yerden kaldırmaya çalıştınız. Yetmedi. Ne kadar düşman varsa da masaya oturdunuz, el sıkıştınız.

Milli olan tüm unsurları kurumlardan tasfiye ettiniz. İnsani hiçbir kaygı duymadan bu kurumları “milli” yapan insanları hedef yaptınız, itibarsızlaştırdınız hatta öldürdünüz!

“Milli Eğitim”de ne milli kaldı ne eğitim. Size en lazım olan, sorgulamayan, düşünmeyen, biat eden “kul”lardan oluşacak tebaa, yığındı. Bu hedef doğrultusunda böyle bir program belirlediniz.

Çocuklara, kadınlara cinsel istismar da cabası.

Ayaklarınızın altına aldığınız milliyetçilik, köklerini bu topraklardan almasının gücüyle uçan halıydı aynı zamanda sizin için. Sıkıştığınız anda onunla yükseldiniz. Fakat hala altındaydı sizler için, göremediğimizi sandınız ama yanıldınız.

Ve de laiklik. Size küfür gibi geldi. Bilinçaltınızda var olan, bilinçaltınızdan dilinize taşan karanlığınızda Cumhuriyet dönemi yarasalarıydınız.

Karşı devrimin mahsülü olan sizlerin bu ülkeye çıkardığı faturanın detayları uzar gider.

Esas soru şu:

İnsanları itibarsızlaştırdınız, zindanlara attınız, öldürdünüz. Sizden olmayan, sizin gibi davranmayan, düşünmeyen herkese her fırsatta gözdağı verdiniz.

foto 10

Peki ruh?

Atatürk’ü ve Kemalist devrimi ruhlardan nasıl sileceksiniz?

Bakın, bugün Anıtkabir’de binlerce insan vardı. Çok az bir kısmı dışında hiçbir toplu taşıma ve organizasyon yoktu.

Bugün oradaki herkes, elindeki Atatürk posterli bayrak gibiydi. Binlerce bayrak yürüdü Anıtkabir’e. Sizlerin etkinliklerinizde olanın aksine her şey içeriye giriş sürecini zorlaştırmak için vardı. Hadi haksızlık etmemek için “kolaylaştıran hiçbir şey yoktu” diyelim yine de.

foto 2

Askerlerin görev değişimi sırasında yaptığı yürüyüşü göremediği için ağlayan 5 yaşındaki çocuk, militarist oluyordu değil mi neo-liberal terminolojiye göre? (O terminolojinin terör örgütlerine nasıl baktığını, daha doğrusu bakamadığını anlatmaya gerek yoktur herhalde.)

Kıyafetleriyle, bayraklara dönüşmüştü bugün insanlar.

O kadar çok çocuk ve genç vardı ki. Yine genç sayılabilecek aileler, -neredeyse tamamının üzerinde milli simgeler barındıran kıyafetleriyle- getirmişlerdi çocuklarını Ulu Önder’in huzuruna.

Zaten getirmeleri ile çocukları zaptedememeleri bir oluyordu.

Bu noktada bir hususu belirtmeyi hayati görüyorum. İyi niyetli bile olsa olmayanı olmuş gibi gösteren motivasyon yazılarının uzun vadede çok zararlı olduğuna inanırım. Benim için umut tacirliğidir bu.

Yani bu yazı, görülmeyenlerin yazılmaya çalışması değil, görülenlerin yazılmadığı durumda yaratacağı vicdani rahatsızlık ihtimaliyle yazılmıştır.

Yazılmadığı yerde ruh, vicdan, akıl rahat etmemiştir.

Sadece gençler mi vardı, hayır. Dedeler, teyzeler de oradaydı. Hele de bir dedenin kendi yazdığı şiiri okuması ve onu dinleyen bazı teyzelerin gözyaşlarını tutamaması sadece o anı yaşayanların anlayacağı türdendi.

dedeeeee

***

Birilerinin “İyi tamam da siz ülkenin şu kısımlarını biliyor musunuz?” dediği yerde bazı insanların da başka bilmedikleri ya da bilmezlikten geldiği yerlerin vurgulanmasında fayda var.

Birilerinin “laikçi teyze” dediği kişiler de yine birilerinin “türbanlı bacımız” dediği kişiler de oradaydı bugün.

Hatta yanyana oturuyorlardı. Yine birilerine kurgu gibi gelecek ama, “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” yazısına çıkan basamaklara dayayarak sırtlarını… ve yan yana.

Bizleri bir arada tutan ve bizim biz olarak kalmamızı sağlayacak yegane şeyin “Ulusal Egemenlik”, ulusal egemenliği savunacak kişilerin de gençlik olduğunun farkında aslında bilinçaltlarımızdan taşan genetik mirasımız.

Yine Üçüncü Yol yazarlarından Mehmet Anıl Parlak’ın dediği gibi, “Buradaki bazı kişilerle farklı düşündüğümüz noktalar olsa da elbet mutlaka bir yerde buluşacağız. Sadece bazılarıyla o noktaya gelmek biraz uzun sürecek.”


foto 4

Hadi diyelim ki oraya gelenler, “bir kurtarıcı bekleyen” kişilerdi. Bir çoğu için sadece “ritüel”di yapılan.

Peki ya değilse?

foto 1

Hadi diyelim öyle. Ya aslında onları oraya getiren hissiyat, bir gün doğru yolu görüp de harekete geçerse?

Tam olarak da bundan korkuyorsunuz değil mi?

Altın tepside sunulan değerlerin içinde yaşarken biz, bedel ödememenin bedelini ödüyoruz.

Ve kazanımlarının değerlerini kaybettikçe anlıyoruz.

Tamamen kaybetme noktasına geldiğimizde bu şekilde yaşayamayacağımızı anlayıp elbette ki yeniden bir mücadeleye girişeceğiz.

Sorun, ortam puslu. Kurtuluşun felsefesi belli olsa da çözüm yolu konusunda kafalar biraz karışık.

Fakat öyle ya da böyle biz varız.

Bugün o insanlar orada vardı. Ve oraya gelemeyen milyonlarca öyle insan var.

foto 6

Bizi n’apacaksınız?

15 yıl geçti neredeyse. Birilerini dönüştürseniz de biz dönüşmüyoruz. Üstümüze boca edilen algı operasyonlarını da reddediyoruz.

Ve iddia ettiğinizin aksine azalmıyoruz.

Elinde bayrağı coşkuyla saldıran binlerce çocuk vardı bugün. Atatürk derken gözleri parlayan.

Bu güneşe balçık mı yeter?

foto 7

Ne mi yapacaksınız? Söyleyeyim. Yaptığınızı sanacaksınız ama bizlere hiçbir şey yapamayacaksınız.

Su akacak, yatağını bulacak. Göç yolda düzelecek.

Bu konuda harekete ne kadar geç geçersek bedel o kadar ağır olacak ama o gecikmenin suçluluğuyla o bedel de bizlere koymayacak.

foto 8

Ne birilerinin düşündüğü gibi her şey kaybedildi

ne de birilerinin düşündüğü gibi her şey güllük gülistanlık.

Yaklaşık yüz yıl önce bu durumda üçüncü bir yolu, çıkış yolunu bulanlar o yolu yine bulacak. Üstelik 100 yıl öncekilerin açtığı hedef sayesinde onlardan daha şanslı biçimde.

Tarih bizi, söylediklerimizi, savunduklarımızı doğruluyor. Doğrulamaya da devam edecek.

Yeter ki doğrularımızın hakkını verelim.

Dinlenmemek üzere yola çıkalım.

Sonrasında “Dinlenmemek üzere yola çıkanlar asla yorulmayacak”, Ulu Önder yine haklı çıkacaktır.

Zaten hep o haklı çıkmadı mı?

foto 9

ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR
24 NİSAN 2016

Paylaş
Önceki İçerik23 Nisan Çocuk Bayramı ve Atatürk Gerçeği – Sinan MEYDAN
Sonraki İçerikKim Suçlu?

Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü’nin her kademesinde görev aldı.

Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte “Kemalizm”in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T’ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi
Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı.

2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte “Vardiya Bizde Adana”nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu.

Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı.

Milli Mücadele döneminde kurulan ve “Kemalizmin İleri Karakolu” unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana’daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti.

Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu’nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı.

Genç Yeni Adana’daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol’u kurdu.

Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı’nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta.

Milli İrade Birliği’nin “Milli İrade Nedir?” ve Mustafa Mutlu’nun “Dön Kardeşim” kitaplarında yazıları yayınlandı.

Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın