ADD Gençliği Üzerine…

Siyasi çöküş bir yandan devam ederken, kendi evimiz ile ilgili birkaç kelime etmeyi kendimde hak gördüm.

19 Mayıs 1989… Aydınlanmanın meşalesinin yakıldığı, Büyük Önder’in Samsun’a çıktığı o güzel günün 70. yıl dönümü. Bugün çatısı altında olmaktan, yıllarca mücadele etmekten onur duyduğum, duymaya devam ettiğim Atatürkçü Düşünce Derneği kuruluyor. Neden? Çünkü “Kemalist düşünce”yi “Kenanist düşünce” ile karalamak isteyen, Atatürk adı ile ona karşı her şeyi yapan bir dönem daha başlamış. Yani 1980 darbeci zihniyeti sahnede. 1938’den sonra başlayan ihanet farklı bir yüzle çıkmış ortaya. Atatürkçülük adında da bir sözcük türemiş ki, devrimlere sahip çıkmayan, karşı devrimcilerle el ele olanlar da “biz de Atatürkçüyüz, biz de onu seviyoruz” diyebilsinler diye. İşte tam bu ortamda yumruk gibi düşmüş ADD gırtlaklarına, zihinlerine. Yedirememişler içlerine. Kurucusu Muammer AKSOY’u, emek verenlerinden Ahmet Taner KIŞLALI’yı, gönül verenini, yazarını, aydınını şehit etmişler. Bir büyüğümün dediği gibi: ”Buna sevinilir mi bilmem ama şehidi olan bir örgüttür ADD.”

Ama bugüne gelindiğinde bakıyoruz ki birçok kişinin siyasete girmeden önce, vekil olma yolunda basamak olarak kullanmaya başlamasından sonra olduğunu düşündüğüm bir slogancılık var. Kürsü sevdirilip, gençler farklı bir atmosfere itiliyor. Sosyal medyada, çalışmalarda, yemek yerken, su içerken bile bildiğini fark ettirmek adına sloganlar uçuşturuluyor.

– Siyasetçi gibi halkın içinde dolaşmamalı bir ADD genci. Doğal olmalı. Halka seslenişle, yukarıdan esmeyi iyi ayarlayabilmeli.

– Vefalı olmalı. Bayrağı ona bırakanların anısına da, hatırasına da, emeğine de sahip çıkıp saygı duymalı.

– Gözünü budaktan sakınmamalı. “Korkak bin kez, cesur bir kez ölür” diyerek inandığı uğurda çalışmaktan geri durmamalı. Haksız olan kim olursa olsun, çıkıp karşısına konuşmalı. Kimsenin etkisi altında kalmadan düşüncelerini özgürce söyleyebilmeli. Derneği kimsenin kendi çıkarları için iş yeri gibi kullanmasına müsaade göstermemeli.

– Gücünü bilgisinden almalı. Derneğe ayırdığı zaman kadar derslerine de zaman ayırmalı. Her yerde başarısı ile ADD gençliğini simgeleyebilmeli. Ne iş yaparsa yapsın o işte en iyisi olmalı.

– Alçak gönüllü olmalı. Gücünü oturduğu koltuktan, aldığı unvandan, verilen makamdan değil, yola çıktığı dostlarından, şiar edindiği felsefeden ve düsturdan almalı. Yola çıktıklarını yolda bulduklarına değişmemeli.

– Eleştirel akılcı olmalı. Birilerinden duyduğuna değil, araştırıp okuyup öğrendiğini bilgi saymalı. Birileri eleştiriyor diye kızmak yerine, eleştirilebilir ve eleştirilerden ders çıkarır olmalı.

– Atatürk gibi düşünmeli bir ADD genci. Atatürk olsaydı ne yapardı diyerek en çaresiz kaldığı anlarda hemen baş kitabı Nutuk’u açarak kendine yol aramalı.

– Bilim, ilim, hukuk çerçevesinde çalışmalarını yapmalı. Film gösterimi ile, konferans, yürüyüş, basın açıklaması ile düzelmeyen şeyleri gördükçe, “Düşünce Derneği” olduğumuzu düşünce üreterek ispatlamalı.

– Tam bağımsız olmalı. Bağlılık ile bağımlılık arasındaki farkı bilmeli. Derneğinin partilerin arka bahçesi olmasına izin vermediği gibi partilerden bağımsız çıkar gruplarının da derneğinde yaşam alanı bulmasına izin vermemeli.

– Bu ülkenin gençleri olarak “halka inmeliyiz” diyenlere, “biz zaten halkız” diyerek tokat gibi cevap vermeli, halka umut aşılamalı ADD genci. Bunu da ancak halka dokunarak, onu yargılamak yerine anlamaya çalışarak yapabileceğini bilmeli.

– Ayrıca, yüzleşmeci ve devrimci olmalı. Bu söylenenlere hak verirken kendisinin ne yapıp ne yapmadığını da gözden geçirmeli. Devrimin, değişimin önce kendisinden başlayacağını bilmeli, vakit kaybetmeden de başlatmalı.

16 yılını doldurmuş, derneğin birçok kademesinde görev almış birisi olarak daha birçok şey ekleyebilirim.

Ha olur ya ”Sen umut oldun mu?” diyenler olursa sözüm şu: “Bizleri umudumuz sizlersiniz diyenler ağır aksak işlettiler. Elimizden gelenden fazlasını yapmak için birçok can arkadaşımla mücadele ettik. ADD gençliğini anladığım şekilde temsil etmeye gayret ettim, ettik. Bugün bile dün de olduğu gibi düşüncelerimi saklamadan söylüyorum, söylüyoruz. Ancak ADD, gençliğinden aldığı güçle şahlanmadan bu ülkede siyaset rotasına giremez. Bu ülkeye bir düşün örgütü gerek ve bu örgüt ADD. Bu nedenle siyaset trenini raya oturtmak için gençlik üzerine düşeni yapmalı, sloganları bırakıp daha samimi ve daha eleştirel olmalı.”

Adem YARDIMCI

Eski ADD Gençlik Kolları Başkan Yardımcısı

1 Mayıs 2016