“Yeni Anayasa” diye diretenlerin “darbe anayasası” söylemlerinin ardında yatan asıl amaç; Türksüz ve Atatürksüz bir anayasa oluşturmaktır. Bu bir kimliksizleştirme politikasıdır. Defalarca söyledik, şu anki Anayasa ne 1982’den bu yana hiç değişmeden varlığını sürdürmüş bir anayasadır ne de anti-demokratik niteliklerini değiştirmek için yeni bir anayasa yapmaya ihtiyaç (ve konuyla ilgili faaliyet gösteren komisyonda böyle bir yetki) vardır. ‘Daha demokratik bir anayasa’dan söz eden yöneticiler de daha mevcut Anayasa’nın demokrasiye çizdiği sınırı bile fazla görüp ona tecavüz eden kişilerdir.

Yeni anayasa ile değiştirilmesi planlanan noktalar dişe dokunmayan şeyler değildir. Tam aksine devletin temel niteliklerinin değişmesidir bahsedilen. Yeni Anayasa hiç şüphesiz ki emperyalizmden ithal bir anayasa olacaktır. Kendine hukuki düzende zemin hazırlayan ve yapacaklarını meşrulaştırmaya çalışan hükümet, masasında duran beğenmediği anayasayı çöpe atıp yerine emperyalizmin kalemi ile yazılacak, kendi çıkarlarını koruma amaçlı “Yeni-Sivil Anayasa” başlıklı bir ferman hazırlayacaktır. Yeni bir anayasa devrim ya da darbelerden sonra yapılır. Peki şimdi neden değişiyor? Bu demektir ki normal bir zaman diliminde değiliz. Olağanüstü bir süreçten geçtiğimizi söyleyebilir miyiz? Eğer olağanüstü bir süreçten geçiyorsak halk olarak bizim olağan davranmamamız şarttır.

Uzun zamandır kulaklarımıza aşina edilen bu “Yeni-Sivil Anayasa” söylemcilerinin çantasında taşıdıkları;

-Terörün bölücülüğüne hizmet etmek.
-Türklük kavramına saldırmak.
-Atatürk’ün ilkelerini tasfiye etmek.
-Anayasadan Kemalizmin izlerini silmek.

Bölücü terör örgütü PKK’nın meclisteki uzantısı HDP yıllardır anayasanın değiştirilmesi konusundaki isteklerini çekinmeden dile getiriyordu. Hatta bu dile getirmeden de öte bir dayatma, tehdit niteliğindeydi.

Okyanus ötesinden sık sık ziyarete gelenler, Türkiye’den ayaklarını eksik etmeyen emperyalist siyasiler de Türkiye’nin anayasasından rahatsızdılar. Anayasanın değişmesi gerektiğini tavsiye görünümlü tehdit sözleriyle söylüyorlardı.

***

Türkiye’nin yönetim sisteminin değiştirileceğini cumhurbaşkanı “İster kabul edilsin ister edilmesin, Türkiye’nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken bu fiili durumun hukuki çerçevesinin yeni bir Anayasa ile netleştirilmesi, kesinleştirilmesidir”[1] sözleriyle belirtmiş, başkanlık sistemine göz kırpmıştır.

Yeni anayasacıların korkuyla baktıkları, Mustafa Kemal’in hakimiyeti kayıtsız şartsız millete verdiği cumhuriyet rejimi, hedef tahtasına kondu. Amaç bellidir; devletin bölünmez bir bütün olarak görüldüğü üniter yapının, bölünmenin temelini oluşturacak federalizme aşama aşama geçilmesidir.

Egemenliğin millete verildiği bir yönetim şeklinin üstünü çizip emperyalizmin ekmeğine yağ sürecek bir yönetim biçimi getirmek kesinlikle akıl karı değildir.
Devletin görevi nedir?

Ülkenin bölünmez bütünlüğünü korumaktır, bölmek değil. Bu önemli ayrıntıyı bölme politikası güden siyasilere hatırlatmak gerekiyor.

Laiklik ilkesi de saldırılara maruz kalan bir diğer değerimiz. TBMM Başkanı İsmail Kahraman “Yeni anayasada laiklik maddesi olmamalı” [2] sözlerini söyleyerek yeni anayasanın amaçlarından birini açıkladı. Dindar bir anayasa olmasından bahsetti. Anayasaların dini olmaz, bireylerin dini olur.

Her işini dini kullanarak görmeye alışanlar laiklik kavramını insanlara öcü gibi gösterip, dinsizlikle bağdaştırıyorlar. Laiklik demek dinsizlik demek değildir. Laiklik, akıl ve bilim demektir. Laiklik, geri kalmışlığa savaş açmaktır. Tarihçi-Yazar Sinan Meydan’ın da dediği gibi “Laiklik sudur, ekmektir.” Çağdaş, ilerici, özgür bir ülke için vazgeçilmez bir değerdir.

***

Emperyalistlerin çıkarlarına hizmet edecek olan bu Yeni Anayasa Türk milletinin önüne neler getirecek? Ya da daha doğrusu neler götürecek?

-Birleştirici niteliği olan Türk ulusal kimliği, anayasadan silinerek bölünmenin önünü açacak.
Üniter yapının yerini federasyon alacak. Bu da şekli olarak bölünmeyi gerçekleştirecek.
Türkiye Cumhuriyeti’nin ideolojisini sıfırlayacak.

Birileri çıkıp “Laiklik yeni anayasada olmamalı.” diyor. Birileri “Biz her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık.” diyor. Bir taraftan cumhuriyet kaydırılıyor. Diğer üç ilkenin içi zaten boşaltıldı. Ne kaldı peki bize Atatürk’ten miras? Atatürk’ün çağdaş Türkiye’sinin temellerinde yatan bütün ilkeler tasfiye ediliyor. Temel kaydırılıyor ve elbet zemin de oynayacaktır yerinden. Bu sarsıntıdan sağlam çıkmak mümkün mü? Türkiye’nin bu sarsıntıdan olumsuz yönde etkileneceği kesin. Birilerinin vadettiği gibi aydınlığa değil karanlığa sürükleyecek bu süreç bizi.

NOT: Yazarın ilk kez 2 Mayıs 2016 tarihinde yayımlanan “Yeni – İthal Anayasa” başlıklı bu yazısı, içerisinde yanlış anlaşılmalara yol açabilecek bazı ifadeler olması sebebiyle yine yazarın düzenlemeleriyle birlikte yeniden yayımlanmıştır.

Beyza ÇALDIR

7 Mayıs 2016

DİPÇE:

[1] http://www.hurriyet.com.tr/turkiyenin-yonetim-sistemi-fiilen-degismistir-29815380

[2] http://www.haberturk.com/gundem/haber/1230895-tbmm-baskani-kahramanin-laiklik-sozleri-tartisiliyor

1 Yorum

Comments are closed.