Atatürk, her alanda olduğu gibi Türk sporuna da yeni bir benlik kazandırmıştır. Spora devlet politikalarında da yer veren bir lider olan Mustafa Kemal“Müsbet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar, beden terbiyesinde de kabiliyeti arttırmış ve yükselmiş olan erdemli, kuvvetli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.” sözleriyle de bunu ifade etmiştir.

Türk devriminden önce de Albay rütbesindeki Mustafa Kemal’in spora bakış açısı belliydi. Bu konu hakkında Osmanlı Genç Dernekleri Genel Müfettişliğinde aldığı görevden ötürü dönemin hükümetine sunduğu raporda şu maddeler yer alıyordu:

Yeni neslin fikrî ve bedenî eğitimi için genç dernekleri ve izcilik ele alınmalıdır.
Gençler 12 yaşından itibaren esaslar dahilinde yetiştirilmelidir.
Spor kulüplerinde sağlığın korunması, spor fizyolojisi ele alınmalıdır.
Spor kulüp başkanları siyasetin dışında kalmalıdır.
Jimnastik ders saatleri arttırılmalıdır.

Atatürk’e göre spor her şeyden önce bir vatan vazifesiydi. “Açık ve kat’i söyleyeyim ki, sporda muvaffak olmak için her türlü muavenetten ziyade, bütün milletçe sporun mahiyeti ve kıymeti anlaşılmış olmak ve ona kalben muhabbet ve onu vatanî vazife telakki eylemek lazımdır” sözleri bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Türkiye’nin ilk spor federasyonu olan Türkiye İdman Cemiyetleri İttifâkı 1922’de İstanbul’da kurulmuştu. Cumhuriyet ilkelerine bağlı olan bu ilk spor federasyonunun yöneticileri seçimle belirlenmekteydiler. İdman Cemiyetleri İttifakı‘nın ilk başkanlığına Ali Sami Yen, asbaşkanlıklara da Burhan Felek ve Ali Seyfi getirilmişti. Atatürk, Türk sporunun bu şekilde organize olmasına çok sevinmiş ve “Esas olan, bütün her yaştaki Türkler için beden terbiyesini sağlamaktır” diyerek, esas hedefin spor ile halk sağlığına dikkat çekmek olduğunu belirtmiştir. Bu teşkilat, 1938’de Atatürk tarafından Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğüne çevrilmiştir.

Türklerin sporla ilişkisi seneler evveline dayanmasına rağmen, spora verilen değerin ve gösterilen ilginin arttırılması ancak Cumhuriyet’le birlikte sağlanmıştır. 1924 yılında, savaştan yeni çıkmış ve Osmanlı döneminden kalan dış borçlarla boğuşan yeni Türk Devleti, bu dar boğaza rağmen, bir altın değerinin 10 lira olduğu dönemlerde, sporcuların Paris’te yapılacak Olimpiyat Oyunları’na en iyi biçimde hazırlanması için İdman Cemiyetleri İttifakı‘na 17 bin lira bütçe sağlamıştır.

1924 yılında yayınlanan köy yasasıyla köylerde nişan alma, cirit, güreş gibi köy oyunlarını öğretecek ve özendirecek hükümlere yer verilmiştir.

Atatürk, Halkevleri programına da sporun eklenmesini istemiş ve “Halkevleri Teşkilatının Umumi Esasları’ndan spor ve beden hareketleri, Türk gençliğinde ve Türk halkında spor ve beden hareketlerine sevgi ve ilgi uyandırmalı, bunlar bir kitle hareketi, milli bir faaliyet haline getirilmelidir” diyerek, sporun millî bir hareket olduğunu vurgulamıştır.

Atatürk, sporun “devlet koruması ve teşviği” ile yapılması gerektiği emrini vermiş, Alman Spor Uzmanı Dr. Carl Diem’e hazırlatılan 3530 sayılı Beden Terbiyesi Kanunu 29 Haziran 1938 günü kabul edilmiştir.

Atatürk önderliğinde beden eğitimi dersleri zorunlu kılınmış ve yeni Türk Devleti sporu okulların çatısı altına almıştır.

Gazi, sporu yalnızca özendirmiyor, kendi hayatında da önemli bir yer ayırıyordu. İstanbul’a her gelişinde Florya’da denize giriyor ve yüzüyordu. Çoğu zaman sandalla denize açılıp kürek çektiği de bilinirdi. Ayrıca ata binmeyi çok sever, sık sık güreş tutardı. Güreşin Türklerin ata sporu olduğunu savunurdu.

“Ben sporcunun zeki, çevik aynı zamanda ahlâklı olanını severim” sözleriyle de beden terbiyesi kadar ahlâkın da önemini vurgulamıştı.

Bağımsızlık Savaşı‘mızın ilk adımı olarak görülen ve millî mücadelenin sembolü olan 19 Mayıs’ı, gençlerin spora vermesi gereken önemi hatırlatmak amacıyla “Gençlik ve Spor Bayramı” olarak ilân edilmesini istemişti.

Sporu her fırsatta millî bir devinim olarak gördüğünü dile getiren Türk ulusunun daimi ve yüce önderi Gazi Mustafa Kemal‘e saygı, sevgi, özlem ve minnet ile…

Mehmet Anıl Parlak
19 Mayıs 2016

Not: Bu yazı ilk defa Yeni Adana Gazetesi‘nin gençlik eki olan Genç Yeni Adana‘nın 18 Aralık 2014 tarihli 23. sayısında yayımlanmıştır. Üçüncü Yol için bizzat yazarı tarafından tekrar gözden geçirilmiş, düzenlenmiştir.

Paylaş
Önceki İçerikZeki, Çevik ve Ahlaklı
Sonraki İçerik“Bu Milletle Neler Yapılmaz”
23 Eylül 1990’da Mersin’de doğdu. İlköğretimini tamamladıktan sonra lise öğrenimini İngilizce ağırlıklı bir lisede bitirdi. Çukurova Üniversitesi Matematik Bölümünü tamamladıktan sonra pedagojik formasyon alarak öğretmenlik hayatına başladı. Milli Mücadele döneminde kurulan Yeni Adana Gazetesinin Genç Yeni Adana bölümünde yazıları yayımlandı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. 2014 yılında yayın hayatına başlayan Üçüncü Yol'un kurucularındandır. Hayattaki en büyük hedefi, ulusuna bağlı nesiller yetiştirmek…

Bir Cevap Yazın