19 Mayıs 2016 günü Anıtkabir’in, her vatandaşın milli ruhunu alevlendiren atmosferini solumaya gittik. Gazi Paşa’nın evlatları oradaydılar. Küçüğünden büyüğüne, gencinden yaşlısına, elinde bastonuyla adımını zor atanlara kadar…

Günler öncesinden yapılan tüm tehditlere rağmen halk, ay yıldızlı al bayrağıyla cesurca oradaydı. Kimisi elinde kitabıyla gelip şiirini okumuştu o koca topluluğa, kimisi Gençliğe Hitabe‘yi kendisine vazife kabul etmişcesine haykırmıştı, kimisi ise mozoleye çiçeğini bırakmıştı küçük bir sevgi göstergesi olarak.

Jpeg

Türk ulusunun sevgisi oradaydı. Büyük mirasın sahibi olan gençler oradaydı.

Mozoleye çıktıktan sonra dışarıda bulunan “Hakimiyet kayıtsız şartsız milletindir” yazısının önüne oturmuş, elinde Türk bayrağıyla Gazi Paşa‘yı anmaya gelen insanları izliyorduk. Yaşlı bir teyze gelip gülümseyerek yanıma oturdu. Bir süre sonra bana “Bir şey fark ettim kızım.” dedi. “İnsanlar buradan, Ata’sının yanından gitmek istemiyor. Bakıyorum, herkes mozoleye çıktıktan sonra bile gelip oturuyor burada, gitmiyor.” Saat 14.00 civarıydı. “Sabah 9’dan beri buradayım, gitmiyorum, gitmek istemiyorum.” dedi.

Çünkü bu ortam güzeldi. Yüzlerce vatanseverin o aydınlık yüzleriyle aynı ortamda bulunmak güzeldi. Bir ulusun önderine, tarihine minnetini, saygısını görmek güzeldi. Bu milli ruhu tatmak ve görmek insanın en derininden gelen bir duyguydu.

Jpeg

Küçükten büyüğe her yaştan insanın Atatürk‘e koşması birilerinin hedeflerine ulaşamadığını kanıtlar nitelikteydi. 78 yıllık bir karşı devrime rağmen Mustafa Kemal’in 15-20 yılda inşa ettiği devrimler hala Türk ulusunu aydınlatmaktaydı. O kadar temelliydi, o kadar sağlamdı…

Saat 16.00’da Anıtkabir 19.00’da tekrar açılmak üzere boşaltıldı. Sebebi cumhurbaşkanının gelecek olmasıydı. Gülünç bir korkunun resmiydi bu. Halkından bu derece soyutlanmış ama “halkın cumhurbaşkanıyım(!)” sözlerinde direten bir cumhurbaşkanı… Şairin de dediği gibi “Hiçbir korkuya benzemez, halkını satanın korkusu”.

Laikliğe saldırıyı kabul edememiş gençler haykırıyordu “Türkiye laiktir, laik kalacak.”

Bir grup insanın İstiklal Marşı’nı okumaya başlaması halinde o alanda bulunan herkesin hazırola geçip İstiklal Marşı’nı okumaya başlaması milli bilincin ölmediğine işaretti.

***

Atatürk’ün dediği gibi “Bu milletle neler yapılmaz”.

Kiralık katillerin öldürmeye çalıştığı milli ruh hala dimdik ayakta. Gazi Paşa’nın izlerini ne kadar uğraşsalar da silemeyecekler. Çünkü onun, bu millette bıraktığı izler sanılandan çok daha derin.

Jpeg

Bu ulusun genetik hafızasını hiçbir zaman yenemeyecekler. Bu ulus, şanlı tarihini ilmek ilmek dokudu Anadolu’ya. “O gün” geldiğinde yine bağımsızlığı uğruna başkaldırır bu millet, birileri yine “Geldikleri gibi giderler”. Vatansa eğer söz konusu, gerisi yine teferruat olur…

***

Gazi Paşa, Kurtuluş Savaşı’nı kaleme aldığı Nutuk’u “… milli varlığı sona ermiş sanılan büyük bir milletin; bağımsızlığını nasıl kazandığını, bilim ve tekniğin en son verilerine dayanan milli ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmaya çalıştım.

Bugün ulaştığımız sonuç, yüzyıllardan beri çekilen milli yıkımların yarattığı uyanıklığın ve bu aziz vatanın, her köşesini sulayan kanların karşılığıdır.
Bu sonucu Türk gençliğine emanet ediyorum.” dedikten sonra Gençliğe Hitabe ile bitirir.

Bütün ümidi gençliktedir. Çünkü Türk genci vatanı için her şeyi gözünü kırpmadan yapabilecek niteliktedir.

Bizler, cumhuriyetin mirasçıları olan gençler, Atatürk’ün her bir ilkesini beynimize nakşettik. Çünkü biz, Atatürk’ün açtığı yolda gösterdiği hedefe durmadan yürüyeceğimize ant içtik.

Jpeg

Yol yine “Kemalizm”de birleşmekte, “Ben Atatürk’üm” diyebilmekte.

Beyza ÇALDIR
21 Mayıs 2016