Karşı devrimciler, karşı oldukları devrimin simgelerine alternatif simge üretirler. Alternatif tarih yazarlar. Diğer taraftan da devrimin sızabildikleri kurum ve kuruluşlarında simgesel dönüşümü amaçlarlar.

Şekil aynı şekil, isim aynı isim ama içeriği tamamen farklı.

***

7 Mayıs 2016’da Cumhuriyet gazetesinin kuruluş yıl dönümü etkinlikleri yapıldı. [1]

9 Mayıs 2016’da “Varan 2” olarak Aslı Aydıntaşbaş’ın “Can Dündar Cumhuriyeti”ne transferi şu cümleler ile duyuruldu:

“Ankara’nın nabzını tutan yazıları, diplomasideki tecrübesi ve televizyon yorumlarıyla tanınan gazeteci Aslı Aydıntaşbaş, Cumhuriyet ailesine katıldı. Uzun yıllar yurtdışında da görev yapan Aydıntaşbaş, yorum ve haberleriyle çok yakında Cumhuriyet’te olacak.”[2]

“Diplomasi Tecrübesi” deyince akla bir kare geliyor.

ABD’nin Akdeniz’deki gücü 6. Filo askerlerini denize döken, Vietnam Savaşı sırasında Güney Vietnamlıların “zeka ve gönülleri”ni kazanarak pasifize edilmesinde önemli rol oynamış dönemin ABD Ankara Büyükelçisi Robert Komer’in arabasını ters çevirenlerin “Anti emperyalist” mirasını sömüren “Neo” solcuların önde gelenlerinden olan Aslı Aydıntaşbaş’ın ABD’nin 2 numarası Joe Biden ile olan fotoğrafı. [3]


Siz kendisine solcu, aydın, entelektüel diyen bu kişilerin, ABD’nin iki numarasının müstemleke valisi gibi gelmesinden rahatsız olacağını mı sanmıştınız yoksa?

Aslı Aydıntaşbaş, Joe Biden ile çekildiği fotoğrafı yüzünden belli olan bir gurur ve cümle ile paylaşıyor:

Biden’la ne konuştuk anlatayım mı 😉[4]

(Sevgilisi olan HDP vekili Garo Paylan konuşulanlara hakim olabilir ama bizim ne konuşulduğuna dair bilgimiz yok, hangi eksende bir görüşme yapıldığı konusunda kafamız net olsa da.)

Belki de atıf yapılan “diplomasi tecrübesi “ tam da böyle bir şeydir.

Yalnız fotoğrafta bir kişi daha var arkadan kadraja girmeye çalışan:

Kadri Gürsel.

Amerika’nın Sesi’nde ses olan, her fırsatta soluğu Amerikan kaynaklarının civarında alan Kadri Gürsel.

Parçalar asla eksik kalmamalı, dostlar ayrı gayrı düşmemeli değil mi?

Aslı Aydıntaşbaş’ın “Varan 2” olarak tanıtıldığı Cumhuriyet’te Kadri Gürsel transferi de “Varan 1” olarak 8 Mayıs 2016’da Can Dündar Cumhuriyeti’nden ilan ediliyor. [5]

Böylece ekip tamamlanıyor.

Kadri Gürsel deyince akla en başta “Dağdakiler” kitabı geliyor. Kitabı hakkında şunları söylemişti Kadri Gürsel:

“Anlattığım insanlardan hiçbiri muhtemelen artık o dağlarda değil. 17 yıl geçti. Dağdakiler bir şekilde yerlerini kendilerinden sonra gelenlere bıraktı. 30 yıldır değişmeden süren de işte bu. Nesiller gelip geçiyor. Bu kitabı yazmama neden olan olayın başımızdan geçtiği yıl doğan Kürt çocuklarının bazılarının şimdi dağda olduğunu kolaylıkla tahmin edebiliriz. Bir yanıyla iç sızlatıcı bir şey ama şimdi okuduğumda kitabın hâlâ eskimediğini görüyorum. Çocuk denecek yaşta Kürtler bugün de bu kitapta anlatılan nedenlerden ötürü dağa çıkıyorlar.” [6]

Tabi kitabın editör notunu da anımsamakta fayda var:

“O zamandan bugüne, binlerce cana, benzersiz acılara, kitlesel göçlere sebep olan ve bugün de devam eden bir çatışmanın bir tarafında “dağa çıkmış” insanlar… Bütün bu yıllar boyunca medyada ya “terörist”tiler, ya “itirafçı”, ya da “ölü ele geçirilmişlerdi”. Dağdakiler’de anlatılan hikâye ise ailelerinden ayrılıp dağa çıkmış, dağlarda yaşayan, etten kemikten insanlara dair bir hikâye… Dağdakiler kim? Nasıl yaşıyorlar? Ne düşünüyorlar?” [7]

7 Mayıs 2016, Cumhuriyet gazetesinin kuruluş yıl dönümü.
8 Mayıs 2016, Varan 1: Kadri Gürsel’in transfer açıklaması.
9 Mayıs 2016, Varan 2: Aslı Aydıntaşbaş’ın transfer açıklaması.
11 Mayıs 2016, Varan 3: Osman Ulagay’ın transfer açıklaması.

Aslı Aydıntaşbaş’ın gazetedeki ilk yazısının başlığı “Safımız belli zaten”di. Osman Ulagay’ın da safının ne olduğunu anla(t)mak açısından yazdığı bir iletiyi ve gazeteye “geri dönmesi” ile ilgili yayınlanan haberde geçen bir kısmı aktaralım:

“Batı, demokratikleşme yolunda adımlar atan AKP Türkiye’sini finanse etti. Batı karşıtı söylemi ve buyurgan otoriter rejimi finanse etmez.” [8] (Düşüncenin anlaşılması için ikinci cümlenin başına “Aynı Batı,” ekleyerek okumak gerekli.)

“1991 yılında yapılan genel seçimlerde ANAP kaybetmiş, Demirel’in başında olduğu DYP ve Erdal İnönü’nün başında olduğu SHP tek başına iktidar olamadığı için koalisyon görüşmeleri başlamıştı. Osman Ulagay bu dönemde DYP’nin ANAP ile koalisyon kurması gerektiğini yazmış, bu yüzden de gazetenin önemli kalemleri İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Ali Sirmen gibi yazarlar ile karşı karşıya gelmişti. Ulagay’ın yazılarına destek veren dönemin Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Hasan Cemal ve Yazı İşleri Müdürü Okay Gönensin ile diğer yazarların gerilimi gazetenin hissedarlarına da yansımış, ibre Hasan Cemal’den yana dönünce İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Ali Sirmen gibi yazarların da içinde olduğu 80’den fazla çalışan gazeteden istifa etmişti. Gazete okurlarının boykotu ve şirketin kötü giden ekonomisi de eklenince Hasan Cemal yönetimindeki Cumhuriyet iflas isteminde bulunmuş, bu kez Hasan Cemal ve Okay Gönensin istifa ederken İlhan Selçuk, Uğur Mumcu, Ali Sirmen gibi yazarlar gazeteye geri dönmüştü. Bu süreçte Osman Ulagay da gazeteden ayrılmak zorunda kalmış ve Sabah’a transfer olmuştu.” [9]

***

Peki bununla yetindi mi Can Dündar? Hiç bununla yetinir mi Can Dündar?

Tabi ki hayır.

Özgür Gündem Genel Yayın Yönetmeni’nin “Terör örgütü propagandası yapması” kapsamında tutuklanması üzerine 22 Haziran 2016’da Özgür Gündem gazetesinde nöbetçi genel yayın yönetmenliği yaptı, Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar.

Özgür Gündem gazetesinin kimler tarafından kurulup ne çizgide yayın politikası belirlediğini Cumhuriyet gazetesi deyince insanların aklına ilk gelen kişi olan Uğur Mumcu’dan dinleyelim:

“Özgür Gündem Gazetesi İmtiyaz sahibi, kimyevi madde pazarlamacısı, işadamı ve Kürt milliyetçisi Yaşar Kaya yine “sapla samanı” karıştırarak Cumhuriyet Gazetesini karalamaya çalışıyor. Geçenlerde Şeyh Sait ayaklanması davasına bakan mahkeme üyelerini karıştırdı. Şimdi de 22 Şubat 1962 ve 27 Mayıs 1963 ihtilal girişimleri ile 9 Mart-12 Mart olaylarını birbirine karıştırıyor. Kürt milliyetçiliği ile solculuğu, solculukla ırkçılığı birbirine karıştırdığı gibi… Kaya’nın kafası Cudi Dağları’ndan da karışık. (…) Cumhuriyet Gazetesi Kurtuluş Savaşı’nda Kalpaklı Kuvayı Milliyecilerce Ankara’ya taşınan “Yeni Gün Matbaası” ile kuruldu. Uyuşturucu madde kaçakçılığı davası sanıklarının paraları ile değil! Evet, Behçet Cantürk, Özgür Gündem gazetesini çıkaran “Ülkem Basın ve Yayıncılık San. Tic. Ltd. Şirketi” ortaklarındandır. Cantürk, bu suçlardan yargılanmış ve aklanmıştır. Bunlar biliniyor. Ancak Cantürk’ün zenginlik kaynağı nedir? Bu bilinmiyor.” [10]

(…)

“Kürt milliyetçiliğinin yayın organı “Özgür Gündem” gazetesinde bana ve İlhan Selçuk’a karşı saldırılar sürüyor. Gazetenin imtiyaz sahibi, işadamı Yaşar Kaya, Kürtler ve Kürt ayaklanmaları konusundaki araştırmalarımıza ve yayımladığımız belgelere çok kızıyor. “Kürtçü” sözcüğüne de pek öfkeleniyor. Araştırmadan, incelemeden ve aydınlanmadan korkmamak gerekir. Ben kendi hesabıma Kürt milliyetçilerinin bütün yayınlarını okuyor ve bunlardan yararlanıyorum. Yakında yayımlanacak bir yayınımda, Kürt milliyetçileri ile istihbarat ajanları arasındaki ilişkilere ışık tutacak ilginç belgeler açıklayacağım. Umarım, Kürt milliyetçisi ve işadamı Kaya da bu yayınlardan yararlanır…” [11]

Uğur Mumcu’nun bunları yazdığı 1993 yılının Ocak ayında bu yazılardan hemen sonra Özgür Gündem’de bir yazı yayınlanır. İçinde şöyle bir kısım vardır:

“Herkes maskesini çıkarsın, yoksa yüzlerindeki maskeleri biz yırtacağız. Biz yırtmasak bile Kürt halkının dinamiği yırtacak. Herkesin notu, karnesi belli olmuştur. Kürt düşmanlığı yapmamak bile bir namus ölçüsüdür.” [12]

Uğur Mumcu’nun eşine ve İlhan Selçuk’a söylediği şu sözler çevresi tarafından da bilinir:

“Gürdal, galiba bunlar beni öldürecek.”
“İlhan Ağabey, bunlar bizi öldürecek.”

Sonrası 24 Ocak 1993.

***

Özgür Gündem, PKK’nın resmi olmayan yayın organıdır. HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın açıklamalarındaki “PKK’nın amasız olarak silahlı eylemlerini durdurması lazım.” kısmını sansürleyecek kadar da terör örgütünden taraftır, şiddetten taraftır, kandan taraftır. [13]

Can Dündar, 22 Haziran 2016’da Özgür Gündem’de yayımlanan “Gündem: Özgürlük!” başlıklı yazısına şöyle başlar:

“Özgür Gündem’in toplantı masasının çevresinde ağırlıkla kadınlar var. Güler yüzlü, genç, kararlı kadınlar… Kadınların ağırlığını sadece gazetenin içinde değil, sayfalarında da görüyorsunuz. İkinci sayfa: Kadın sayfası… Üç: Yaşam… Sonra emek, gündem, siyaset sayfaları geliyor. Gazetenin ve çalışanlarının gördüğü baskılar nedeniyle, siyasi mücadele, gazetecilik faaliyetinin bir parçası haline gelmiş. Söz hakkımızı savunma çabası, hepimizi, -isteyelim, istemeyelim- yoğun siyasi mücadeleye çekti.” [14]

Bahsedilen toplantı masasının Can Dündar’lı fotoğrafı da paylaşılır. Masada oturanların ortasında Can Dündar, toplantı masasının duvarında bebekkatili Apo ve geçen sene öldürülen Sakine Cansız’ın fotoğrafları asılı. Can Dündar bu karenin belki de en memnunu, en az rahatsızı. [15]

Can Dündar’ın “Emek, gündem, siyaset sayfası” diye normalleştirdiği Özgür Gündem gazetesinden sadece Can Dündar’ın yazdığı günde yayımlanan bazı haber başlıklarını, yazı alıntılarını paylaşalım:

Sayfa 1: Dayanışma Serhildanı [16]

Sayfa 1: “Licê, Henê, Farqin ve Hezro bölgesinde uçak ve tankların bombardımanı sonucu ormanlar yanıyor.” (Burada adı geçen şehirler, Türkiye Cumhuriyeti’nin içinde bulunan, bölgelerin sözde Kürdistan’daki adları. Bahsedilen yangın da Hint Keneviri tarlalarının ateşe verilmesi.)[17]

Sayfa 2: “Kürdistan’da tam da sömürgeci iktidarların yapacağı türden faaliyetler tüm hızıyla sürüyor.(…) Bu coğrafyanın adını vermeden olanları paylaşsanız, ortalama bir akıl bunu, bir ülkenin işgali olarak tanımlar emin olun.(…) Kürdistan’daki sömürge planı tehlikeye düşen muktedir, bir yandan zulmünü artırırken, bir yandan da Kürt halkı ile dayanışanlara açıkça sopa sallıyor böylece. Belki daha dehşetengiz yöntemlere de başlayacak. Ama olmayacak. Çünkü biz bir çiçek büyütmüşüz, saksıya sığmıyor! Bu da muktediri çok korkutuyor! (Ayşe Batumlu’nun Sonun Başlangıcı yazısından.) [18]

Sayfa 2, PKK şehir yapılanması KCK yetkilisinin açıklaması. [19]

Sayfa 3, “Amed’de yurttaşlar dolandırıldı”. [20]

Sayfa 3, “Kürdistan’da Yeryüzü Sofraları yayılıyor. Sêrt’te(Siirt) KJA öncülüğünde kurulan sofralar…” [21]

Sayfa 5, “Geçen gün Cumhuriyet’te Aydın Engin yazmıştı. Erdoğan’a iç savaş çıkar Reis” demiş adamın biri, Reis de “ezer geçeriz” demiş. Ezersin ezmesine de bil ki “geçemezsin.” Yepyeni İTTİFAKlar karşına dikilir. Örneğin: Yeni “nöbetçi” Genel Yayın Yönetmenimiz Can Dündar.” (Veysi Sarısözen’in “Elinde çocuk çenesi, bileğinde kelepçe” başlıklı yazısından.) [22]

Sayfa 7, “HPG eylemleri sürüyor”. “HPG Basın İrtibat Merkezi gerçekleşen çatışmalara ilişkin açıklama yaptı.”, ”Gerilla güçlerimiz Van’ın Başkale ilçesine bağlı Kısımlı karakoluna yönelik bir suikast eylemi gerçekleştirmiş ve 1 asker öldürülmüştür.”, “Eylemden sonra TC ordusu Şehit Dilber tepesini obüs ve havanlarla bombalamıştır.”, “19 Haziran günü saat 18:30’da Gerilla güçlerimiz Şırnak’a bağlı Çelê Nimêja karakoluna yönelik ağır silahlarla bir eylem gerçekleştirmiştir. Bu eylemde ölü ve yaralı sayısı netleştirilememiştir.” [23]

Sayfa 7, “Bir gerilla yaşamını yitirdi.” “HPG, Dersim Mazgêrd ilçesine bağlı Sisik ormanları ile Çeper alanındaki operasyonda, Colemêrg doğumlu Ercan Ateş(Kemal Sidar) isimli gerillasının yaşamını yitirdiğini duyurdu. Yaşamını yitiren gerillaya ilişkin şu ifadelere yer verildi: “O yoldaşlarından aldığı güçle Kürdistan halkına verdiği zafer sözünü yerine getirdiği kararlı duruşunda istikrarlı yürüyen örnek yoldaşlarımızdan olmuştur. Kemal arkadaş; düşmana karşı öfkesini taktik savaş stratejisinde en zengin hale getirerek eyleme dönüştüren yoldaşlarımızdan olmuştur.” [24]

Sayfa 10, “ÖZGÜRLÜK VE BARIŞ ÖCALAN’LA GELECEK”, “Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a özgürlük için dört yıldır başlatılan Özgürlük Nöbeti eylemi, Avrupa’nın birçok kentinde eş zamanlı açılan çadırlarla büyütülüyor. Çadırla birlikte kurulan stantlarla da Kürdistan’da devlet tarafından Kürt halkına uygulanan soykırım saldırıları ve Kürt Halk Önderi’ne yönelik tecrit politikası protesto ediliyor.” [25]

Sayfa 14, “Bu baskılarla savaşa savaşa, önce zulme karşı kararlılık ve cesaretle, bir arada, yanyana durmayı öğreneceğiz. Sonra da bu mücadele içinde yeni, demokratik, özgür bir cumhuriyetin temellerini atacağız. Şimdi gündemimiz özgürlük. O yüzden Özgür Gündem’leyiz.” (Can Dündar’ın “Gündem: Özgürlük” yazısından.) [26]

***

Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Yaban adlı romanında ağır bir toplum eleştirisi yaptıktan sonra şöyle der:

“Bunun nedeni, Türk aydını, gene sensin! Bu viran ülke ve yoksul insan kütlesi için ne yaptın? Yıllarca, yüzyıllarca onun kanını emdikten ve onu bir posa halinde katı toprak üstüne attıktan sonra şimdi de gelip ondan tiksinmek hakkını kendinde buluyorsun.

Anadolu halkının bir ruhu vardı. Nüfus edemedin. Bir kafası vardı aydınlatamadın. Bir vücudu vardı; besleyemedin. Üstünde yaşadığı bir toprak vardı, işletemedin. Onu hayvani duyguların, cehaletin, yoksulluğun ve kıtlığın elinde bıraktın. O katı toprakla kuru göğün arasında bir yabani ot gibi bitti. Şimdi, elinde orak, buraya hasada gelmişsin. Ne ektin ki ne biçeceksin? Bu ısırganları, bu kuru dikenleri mi? Tabi ayaklarına batacak. İşte, her yanın yarılmış bir halde kanıyor ve sen acıdan yüzünü buruşturuyorsun. Öfkeden yumruklarını sıkıyorsun. Sana ıstırap veren bu şey, senin kendi eserindir. “

İşte Can Dündar’ın gazetede bu “karşı devrim yapma” cesareti bulmasında da AKP’ye muhalif ve karşıtlık ekseninde popülist siyaset güden Türk yurttaşı, suçlu –maalesef- sensin!

Haklılık içeren AKP, Erdoğan nefretin, gözünü öyle kör ediyor ki ülke için tek tehdit Erdoğan ve onun dışındaki –hele de ona karşı olan- tüm unsurlar masummuş, her muhalif vatansevermiş, senden yanaymış gibi bir algıya kapılıyor, yönlendiriliyorsun.

Üstelik bunu kendi hür iradenle yaptığını sanarak, sistemin her kesim için “birilerini” parlatacağını hesaba katmayarak.

Ya da bu gerçeğe gözlerini kapatıp reddederek.

İşte eserin.

Tercih illa ki senin.

Fakat bu olan bitene susarak olan biten tüm kaosun suçunu “sadece” AKP ve AKP seçmenine atabilir misin?

Bırak birleşsin HDPKK (ve resmi olmayan yayın organı Özgür Gündem) ile (2.) Cumhuriyet. (Hatta Y-CHP).

Sen çekil aradan, ülkenin bölünmesi için yapılan kurumsal işgali gör ve diren. 100 yıl önce Mustafa Kemal Atatürk’ün konumlandığı şekilde konumlan. Tarih de seni “vatansever” olarak kaydetsin.

Kendi içimizdeki çürükleri, “vazifeli”leri ifşa edip temizledikten sonra kısalacak güzel günlere giden yol.

Aksi halde bu şekilde yürüdüğün yol, yol değil bilesin.

Can Dündar’a da bir-iki çift lafımız var elbet:

İşgal orduları komutanı gibi kumpas davalarının yarattığı iklim ile İlhan Selçukların, Uğur Mumcuların, Ahmet Taner Kışlalıların gazetesine tepeden indirildin. Ama bu topraklarda Mustafa Kemal Atatürk de, onun fikirlerinin bütünü Kemalizm de asla yenilmez.

Maskeni indirmeye devam edeceğiz. Sen de ge(tiri)ldiğin gibi gideceksin.

Çünkü Kemalist devrimin kazanımları sahipsiz değildir.

ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR
26 HAZİRAN 2016

DİPÇE [1] http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/529008/Cumhuriyet_92_yasinda…_Korkmadan_yilmadan.html [2] http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/530573/Asli_Aydintasbas_Cumhuriyet_te.html
[3][4] http://www.ensonhaber.com/asli-aydintasbastan-joe-biden-tweeti-2016-01-22.html [5] http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/529916/Kadri_Gursel_Cumhuriyet_te.html
[6][7] http://www.metiskitap.com/catalog/book/4409
[8] https://twitter.com/oulagay/status/344063588417286145
[9] http://www.gazeteciler.com/gundem/cumhuriyet-gazetesi-krize-sokan-o-yazar-24-yil-sonra-geri-dondu-97766h.html
[10] Uğur Mumcu – Cumhuriyet / 13 Ocak 1993
[11] Uğur Mumcu – Cumhuriyet / 8 Ocak 1993
[12] http://bayraktarcagdas.blogspot.com.tr/2015/06/yorumsuz-cagdas-bayraktar.html [13] http://odatv.com/demirtasa-ozgur-gundemden-sansur-2308151200.html
[14] http://t24.com.tr/haber/ozgur-gundemin-nobetci-yayin-yonetmeni-can-dundar-simdi-gundemimiz-ozgurluk,346514
[15] http://www.sabah.com.tr/gundem/2016/06/21/can-dundar-abdullah-ocalanin-fotografinin-onunde-toplanti-yapti
[16][17] http://www.gazeteoku.com/gazete-mansetleri/2016-06-22/ozgur-gundem-gazetesi.html
[18] http://ozgurgundem.biz/yazi/135836/sonun-baslangici
[19] http://www.ozgur-gundem.com/haber/170399/kadina-saldirilar-orgutlulukle-asilir
[20] http://www.ozgur-gundem.com/haber/170411/amedde-yurttaslar-dolandirildi
[21] http://www.ozgur-gundem.com/haber/170406/paylasim-sofrasi-s-rtte-kuruldu
[22] http://ozgurgundem.biz/yazi/135837/elinde-cocuk-cenesi-bileginde-kelepce
[23] http://www.ozgur-gundem.com/haber/170426/hpg-eylemleri-suruyor
[24] http://ozgurgundem.biz/haber/170431/bir-gerilla-yasamini-yitirdi
[25] http://anfmobile.com/guncel/ocalan-in-ozgurlugu-icin-cadir-eylemleri-basladi (Sitede yazının linki olmadığı için sitenin haberi aldığı haber ajansının linki konuldu.)
[26] http://t24.com.tr/haber/ozgur-gundemin-nobetci-yayin-yonetmeni-can-dundar-simdi-gundemimiz-ozgurluk,346514

Paylaş
Önceki İçerik“Tonguç Baba”yı Saygıyla ve Özlemle Anıyoruz
Sonraki İçerikİNGİLTERE’NİN AB REFERANDUMU, SAĞIN YÜKSELİŞİ VE “ULUSAL ÇIKAR” MESELESİ
Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin'de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü'nin her kademesinde görev aldı. Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte "Kemalizm"in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T'ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı. Milli Mücadele döneminde kurulan ve "Kemalizmin İleri Karakolu" unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana'daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti. Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu'nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı. Genç Yeni Adana'daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol'u kurdu. Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı'nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta. Milli İrade Birliği'nin "Milli İrade Nedir?" ve Mustafa Mutlu'nun "Dön Kardeşim" kitaplarında yazıları yayınlandı. Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın