8 Haziran’da Hürriyet gazetesinin bir haberi gözümüze çarptı. Aslında öteden beri milletçe birilerinin bizi “korumasına” alıştığımız için pek de çarpmadı ama neyse… Haber “Almanlar gitti, İtalyanlar böyle geldi” başlığıyla okurlara sunulmuş hatta haberin içeriğine bırakılan izleti ile de bu “geliş” görsel olarak desteklenmişti.[1] Haber, geçtiğimiz Aralık ayında şehirden ayrılan Almanya Patriot Hava Savunma Birliği‘nin yerini NATO‘nun -yani ABD’nin- isteği üzerine bundan böyle İtalya‘dan gelen Hava Savunma Sistemi‘nin alacağını müjdeliyordu okurlarına… Getirilen sistemin kumanda merkezi, radar ve füze rampalarının yerleştirileceği alanlar için tıpkı Almanlar’da olduğu gibi Kahramanmaraş’taki Gazi Kışlası seçilmişti.

*

2014 yılından itibaren kullanımına başlanan, kısaltılmış adı MEADS olan, Orta Menzilli Hava Savunma Sistemi (MEADS – Medium Extended Air Defense System) NATO tarafından yönetilen, Patriot (Phased-Array TRacking and Intercept Of Target) füze sisteminin yerini alması düşünülen, yer tabanlı, taşınabilir bir füze savunma sistemidir. Bu sistem ABD, Almanya ve İtalya tarafından geliştirilen 3 uluslu yeni bir proje olmasıyla da dikkatleri üzerine çekiyor.[2] Yine bu sistem geçmişi 90 yıla yaklaşan, yıllık geliri görünen yüzüyle 25 milyar dolar olan, dünya çapında 63 bin çalışana sahip ABD’nin “Raytheon” adlı silah, savunma şirketinin üretimini yaptığı bizim Patriot olarak tanıdığımız uçaksavar füzelerinin 40 yıla yaklaşan hükümranlığına son verdiği gibi, piyasada İtalyan sistemi olarak kabul edilse de asıl üreticisi yine bir başka ABD şirketi Western Electric olan Nike Hercules füzesini de yürürlükten kaldırıyordu. Nike Hercules füzesi Türkiye ve Güney Kore dışında hiçbir devletin askeri kurumunun envanterinde bulunmamaktadır. 1959-1964 yılları arasında “ABD’nin (NATO’nun) desteğiyle” 72 adet alınan bu füzeler, günümüz teknolojisi ve savaş tekniğiyle uyuşmadığı gerekçesiyle işlevsiz hale gelmiştir. Ancak yarım asırdır işlevini yitirmeyen sözüm ona “ABD’nin desteği” olmuştur.

*

“Türkiye, NATO toprağıdır.”, “Türkiye-Suriye sınırı NATO’nun sınırıdır.” şeklinde tam bağımsızlık şuurundan uzakta Cumhurbaşkanlık ve Başbakanlık katından yapılan açıklamalara tanık olduğumuz, birilerinin iyilik meleği(!) NATO’nun, kirli ilişkilerini şirketler aracılığıyla nasıl kurduğunu yukarıda kısaca açıkladığımıza göre şimdi yapbozun parçalarını birleştirerek “kimliksel” tespitlere geçebiliriz. NATO yani ABD, başta ülkemiz olmak üzere birçok devlete gönderdiği bu savunma sistemleriyle sözüm ona o ülkeyi “korumaya” alarak büyük fedakarlıklarda bulunur. Bu sistemleri üreten ABD’nin savunma şirketlerinin bütçesi ise açlığın kol gezdiği ülkelerin değil kıtaların bütçeleriyle denk olur ve sosyal adalet NATO nezdinde tesis edilmiş olur. İş bununla da sınırlı kalmaz, yine o şirketler gelirlerinin yaklaşık yüzde doksanının sıcak çatışma bölgelerinden geldiğini bildikleri için o bölgeleri hiçbir zaman soğutmazlar ve bu sistemleri o ülkelere koruyucu (hami) gibi göndererek güç gösterisinde bulunurlar. Mevcut ülkeleri askeri, ekonomik ve siyasi olarak kendilerine daha sıkı bağlayıp daha doğru bir ifadeyle hapsedip çatışma bölgesindeki pastaya da kaşık uzatırlar. Ne güzel kurgu değil mi? Görünen ve anlaşılan yüzüyle bile milyarlarca doların döndüğü bu kurgunun görünmeyen, gösterilmeyen yüzünde neler olduğunu düşünmeye ne dersiniz?

*

Geçtiğimiz yıl Ekim ayında ABD tarafından “Raytheon” adlı savunma şirketi aracılığıyla 2 bin 200 parçadan oluşan çeşitli bomba türleri, 70 milyon doları bulan maliyetiyle Türkiye’ye satılmıştı. ABD Savunma Güvenliği İşbirliği Ajansı‘ndan yapılan açıklamada, bu satışın ABD’nin ulusal çıkarları için NATO müttefiki Türkiye’nin desteklenmesi açısından hayati önem taşıdığı (!) vurgulanırken aynı zamanda Türk Hava Kuvvetleri’nin savunma kabiliyetine ve “gelecekteki NATO operasyonlarına” katkı sunmasına yardımcı olacağı ifade ediliyordu. Ve ekleyerek “bu malzemeler bölgedeki temel askeri dengeyi değiştirmeyecektir.” denilerek de bölgedeki diğer müttefiklerin (terör örgütlerinin) yüreğine su serpiliyordu.[3] Bugün Türkiye’nin ABD ile içine düştüğü PKK/PYD sarmalını gelin Kahramanmaraş’a gönderilen savunma sistemi eşliğinde şimdi bir daha düşünelim. Kendi silahı ve savunma sanayisi olmayan, üretmeyen bir ülkenin bu “kan emici” tayfa tarafından nasıl bir denklemin içine düşürüldüğünü bir kez daha anlayalım. Rusya ile NATO’nun karşılıklı gövde gösterilerine tanık olduğumuz bu sıcak günlerde ülkemiz topraklarının hangi pastaya krema yapılmaya çalışıldığını gelen İtalyanlarla bir kez daha sorgulayalım. Şunu da ekleyelim, Türkiye Cumhuriyeti her ülke ile birçok konuda anlaşma yapabilir. Ancak yapılan anlaşmalar iki ülkeyi de eşitlik zemininde kavuşturmak zorundadır. Oysa bugün, topraklarımız bu eşitlik zemininden uzakta; nükleer depolamadan tutun, radar sistemlerine, füze sistemlerinden tutun hava üslerine kadar onlarca üsse NATO şemsiyesi adı altında göz yummakta, Kahramanmaraş’ta yaşadığımız “işgalin” benzerleri birçok yerde görünmekte ve yaşanmaktadır. Sanılmasın ki bu üsler, gelen savunma sistemleri sadece Ortadoğu’da ve bölgede yaşanılan gelişmeleri takip etmekte… Ülke içinde veya dışında TSK’nin olası bütün hareketleri harp daireleri tarafından titizlikle izlenmekte ve kayıt altına alınmaktadır. Şartlar bu çerçevede iken Diyarbakır Ana Jet Üssü‘nden havalanan F-16 jetlerimizin NATO bilgisi ve izni olmadan hava bombardımanı yapması söz konusu olabilir mi? Üstelik Diyarbakır’da ABD’ye ait “Erken Uyarı Radar, İzleme ve İstihbarat İstasyonu” varken? Yukarıda belirttiğimiz kurgudaki askeri ve siyasi anlaşmaların, ülke eline nasıl bir pranga olduğu ve anlaşmalarda eşitlik zemininin olması gerekliliği vurgusu sanırım daha açık anlaşılmıştır.

*

Tam bağımsızlık şuurundan uzakta açıklamalarına tanık olduğumuz kişilerden sayın Cumhurbaşkanı’nın “Libya ve NATO” konusundaki sözlerinden esinlenerek bir soruyla yazıyı noktalamak istiyorum: NATO, Maraş’ın Maraşlılara ait olduğunu tespit ve tescil için mi buraya gelmiştir? Yoksa kirli kasalarına akan milyar dolarların üzerindeki masumların kanlarını tespit ve tescil etmek için mi?

Burak KETMEN
29 Haziran 2016

DİPÇE:

[1] http://www.hurriyet.com.tr/almanlar-gitti-italyanlar-boyle-geldi-40114982
[2] http://www.kokpit.aero/hava-savunma-fuzeleri-meads
[3] http://www.ntv.com.tr/dunya/abdden-turkiyeye-70-milyon-dolarlik-akilli-bomba,tISyUxR0U0u2VaVwHh8neg