heybesinde yılan işaretleri
baldıran zehiri yüzüğünün içinde
ve yanında kav taşıyan ben
tekinsizim size göre
ibret için yakılması gereken

Metin Altıok, Sürgün

Türkülerin, şiirlerin, öykülerin, sazın, sözün buluştuğu gündü 2 temmuz.

93’ün Sivasında; saz, olacaklardan habersiz tıngırdıyor, söz, yaralı bir kuşun yaralarını sarıp yeniden gökyüzüne havalandıracak kadar cesur ve kendinden emin çıkıyordu ağızdan. Yürekten de güç alarak…

Beyinleri yosun bağlamış sarıklı cellat sürüleri çıktılar ortaya ellerinde fetvalarla: CUMHURİYET SİVAS’TA KURULDU SİVAS’TA YIKILACAK.

Büyük abileri böyle emretmişti, buydu gericilerin yola çıkış hedefi.

Yaktılar sazı, yaktılar sözü.

Tek silahı sazın teline vuran mızrabı olan, kurşun kalemi çizgisiz kağıdı olanlar, merdiven basamaklarında
çaresizce otururlarken, bir umut kurtarılmayı beklerken, gericiliğin kin cehenneminde veda ettiler yaşama…

Anmak yetmiyor artık sadece.

Kuru bir şiir dinletisiyle, her yıl atılan boş nutuklarla yaşatamazsınız Madımak‘ın mirasını…

Nasıl yaşatırsınız?

Dün olduğu gibi, bugün de sazınızla ve sözünüzle her türlü gericiliğe, mezhepçiliğe ve etnikçiliğe karşı “omurgalı” durmalısınız.

Sazınızın bir teliyle “rızkımı veren Hüdâ’dır, kula minnet eylemem” derken, diğer telinden etnikçiliği kaşıyan türküler tıngırdatmamalısınız.

Dün gericiliğe karşı aynı otelde, yan yana saf tutan arkadaşını, orada kurban verirken, 20 yıl sonra gericiliğin ve Cumhuriyet’in en tepesindeki muktedirin elini sıkmamalısınız.

Arkadaşınızı satmamalısınız…
Davanızı satmamalısınız…
Cumhuriyet’i satmamalısınız…

*

23 yıl önce bugün, sazıyla sözüyle gericiliğe kalkan olmaya çalışırken hayatlarını kaybedenlere selam olsun…

Saygıyla.

Bir Cevap Yazın