23 yıl oldu. 23 yıl önce bugün Sivas’ta Madımak Oteli gericiler tarafından ateşe verildi. Bu katliam girişiminden sonra 37 kişi (ikisi otel görevlisi ikisi de saldırgan olmak üzere) hayatını kaybetti. 4 yıl önce ise 13 Mart 2012 tarihinde dava zaman aşımına uğrayarak düştü. Bu gelişmeyi dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan “Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun.” diye yorumlayarak yıllardır kanayan yaraya tuz bastı.

Aradan 23 yıl geçmesine rağmen ne yazık ki ülkemizde değişmeyen bir zihniyet var ve bu zihniyetin kininden beslenen, bu zihniyetin kinine kin katan bir iktidar mevcut. 23 yıl önce yaşanan insanlık suçunda, sanıkların avukatlığını üstlenenler arasında günümüze kadar iktidar partisi (AKP) içerisinde belirli kademelere gelmiş kişiler var. Bunlardan birkaçına değinecek olursak;

Hayati Yazıcı, AKP’nin kurucu üyeleri arasında ve aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti 60. Hükümeti’nde başbakan yardımcılığı ve devlet bakanlığı görevlerini yaptı. 61. Hükümette ise Gümrük ve Ticaret Bakanı olarak yer aldı.
Mehmet Ali Bulut, AKP Kahramanmaraş Milletvekili ve Anayasa Komisyonu Üyesi
Reşat Yazak, Anadolu Ajansı Eski Yönetim Kurulu Üyesi
Tayfun Karali, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Zabıta Daire Başkanlığı
Ferrun Aslan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Basın Yayın Müdürlüğü
Bülent Tüfenkçi, 64. Hükümet’in Gümrük ve Ticaret Bakanı

Onlarca ismin arasından yalnızca 4-5 tanesinin daha önce bulunduğu ve halen görev aldığı mevkileri görüyoruz. Diğer isimlerin ise AKP ile doğrudan ve dolaylı olarak net bir bağlantısı var.

Sivas’ta yaşanan insanlık suçuna ortak olarak gözü dönmüş canilere avukatlık edenlerin günümüz iktidarınca devletin belli kademelerinde görev almalarının sağlanması ve yerleştirilmeleri tesadüften ibaret olamaz herhalde?

Gelelim 23 yıl öncesine. 1 Temmuz günü Pir Sultan Abdal Geleneksel Kültür Etkinlikleri Sivas’ta başlamıştı. Henüz şenliğin ilk gününde dışarıda gericiler boş durmayarak “Bugün hesap günüdür.” başlıklı bildiriler dağıtmaya başlamıştı. 2 Temmuz günü şenlik etkinliklerine devam edildi. Ancak yerel basın gerçekleştirilen şenlik ile ilgili nefret söylemleri kullanarak “Müslüman Mahallesinde Salyangoz Sattılar.” başlığını atmıştı. Cuma namazı çıkışı gericiler, gerici sloganlarla yürüyüşe geçtiler. Kültür merkezinde karşılaşan iki grup arasında büyük bir kavga çıktı. Olaylar hızla büyüyor ve gerilim gittikçe tırmanıyordu. Polis müdahalede bulunamıyor, asker olay yerine geliyor ancak müdahale etmek yerine beklemeyi tercih ediyordu. Belediye Başkanı’nın konuşması ile dağılacak olan grup, yeniden toplanarak Madımak Oteli’ne doğru “Kahrolsun laiklik, şeriat isteriz.” sloganları ile yürüyordu. Kalabalık git gide artarak 15 bin kişiyi buluyordu. Buna karşılık güvenlik güçleri sayısı yalnızca 500 idi. Bu önlemsizlik karşısında katliam adeta “geliyorum” diyordu ve gelmişti de…

Yaşanan bu katliama dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel “Olayda ağır tahrik var.” diyebildi. Başbakan Tansu Çiller ise pişkince “Olaya katılan vatandaşlarımızdan hiçbirine zarar gelmedi.” demişti. 2012’de dava düşünce Tayyip Erdoğan da “Milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun.” demişti.

Aradan geçen 23 yıl boyunca gericilik ve irtica, gücünü hiç kaybetmemiş hatta dava avukatlarının geldikleri makamı görünce daha da çok güç kazandığını görüyoruz. Dün Sivas’ı yakanlar bugün Firuzağa’da “içki içiyorlar” gerekçesiyle bara saldırdılar. Saldırdıkları yetmezmiş gibi Sivas’ta yaşananların cezasız kalması onları cesaretlendirmiş olacak ki “Yakarız burayı.” diyerek insan canı alarak kokuşmuş ahlakı yerine getireceklerini sanıyorlardı.

Seçmen kitlesine kin ve nefret aşılayan, yayın organlarının pek çoğuna hedef gösteren (ör: Akit, Yeni Şafak), toplumu kutuplaştıran iktidar, Sivas’ın zaman aşımına sevindiği gibi Firuzağa’da yapılan gerici saldırının da üzerinde pek durmayacaktı. Sivas’ta yaşanan insanlık suçu ile Firuzağa’da yapılan gerici saldırıları düzenleyenlerin birbirinden farkı yoktur. Kişiler farklıdır ancak roller ve zihniyetler hep aynıdır…

Sivas Katliamı’nda yaşamını yitiren “masum” insanlarımızı saygı ile anıyoruz.

H. Deniz Yılmaz
02.07.2016

Paylaş
Önceki İçerikGericiliğe Kafa Tutanlara Selam Olsun
Sonraki İçerikCem Aziz Çakmak, Deniz Müzesi’nde Anıldı
H. Deniz Yılmaz, 17 Ağustos 1994 tarihinde Niğde'de doğdu.İlk ve orta öğrenimini İstanbul'da gördü. Niğde Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünden mezun oldu. Aynı zamanda Niğde Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü'nde Denetleme Kurulu üyeliği ve başkan yardımcılığı yaptı. İlgi alanları futbol, tenis, sinema ve fotoğrafçılıktır. Kocaeli Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde eğitimine devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın