İtilaf Devletleri’nin İstanbul’a girdiği günlerde, İngiliz donanmasına ait zırhlılar İstanbul Boğazı’na girip demir atmıştır. Toplarını Osmanlı Devleti’nin merkezi, karargâhı olan Dolmabahçe Sarayı’na çevirmiştir. Devlet, ağır şartlar içeren Mondros Mütarekesi hükümleri çerçevesi içerisinde işgalci İtilaf Devletleri’ne resmiyette olmasa da fiilen teslim olmuştu. İşte bu sıralarda yaveri Salih Bozok’un gözyaşları içinde Mustafa Kemal’e dönerek İstanbul Boğazı’na demirlenmiş İngiliz zırhlılarını göstermesi üzerine Mustafa Kemal: “Geldikleri gibi giderler” demiştir. Tarihin tozlu sayfalarına milli mücadelenin inanç ve kudreti olarak giren bu konuşma, kaybedilen 1. Dünya Savaşı’ndan sonra topraklarımızı işgal etmeye yönelik dayatılan antlaşmalardan, Türk milletinin mücadelesi ile kazanılan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulmasına vesile olan milli mücadelenin hiç kuşkusuz parolasıdır.


Kazanılan Kurtuluş Savaşı’nın ardından İtilaf Devletleri ile TBMM Hükümeti tarafından İsviçre’nin Lozan şehrinde yapılan Lozan Barış Antlaşması görüşmelerine, Türkiye Büyük Millet Meclisini temsilen İsmet İnönü gönderilmişti. İsmet İnönü’ye dayatılmaya çalışılan kararlar, topraklarından emperyalist güçleri milli bir mücadele ile söküp atan ülkenin temsilcisine değil de savaşta yenilgiye uğramış ve işgal devletlerinin himayesi altında bulunan bir ülkenin temsilcisine karşı sunuluyor gibiydi. İsmet İnönü ise savaş galibi İngiltere ile aynı güçte olduğunu savunmuş bunu da; ” Biz buraya Mondros’tan değil, Mudanya’dan geliyoruz.” [1] diyerek göstermiştir. Mustafa Kemal’in de İsmet İnönü için “Lozan kahramanı” demesinin hiç kuşkusuz sebeplerinin başında, her konuda kararlı mücadele etmesi gelmektedir.


Mustafa Kemal’in, İsmet İnönü’den Lozan ile ilgili kesinlikle taviz vermemesini istediği önemli noktalar vardı. Bunlar; Kapitülasyonlar, Ermeni meselesi, ordunun denetlenmesi, Musul sorunu ve Boğazlar. Kısacası bir ülkenin bağımsızlığı için gereken hangi noktalar var ise Mustafa Kemal o konularda taviz verilmesini istememiştir. İsmet İnönü’nün toplantılar devam ederken sunulan tekliflerde sürekli Ankara’yı arayarak karar vermesinin sebebi de budur. İsmet İnönü dayatmalara karşı dik duruşu ve Ankara’dan da aldığı destek ile “Lozan kahramanı” olarak görüşmeleri sonlandırmıştır. Musul sorunu dışında birçok konuda lehimize sonuçlanan Lozan görüşmelerinin önemi ise silahla kazanılan mücadelenin hukuki alanda da zaferle taçlandırılmasıdır.


Lozan Barış Antlaşması, verilen milli mücadeleden sonra gerçekleşmiş, sınırlarından boğazların kontrolüne kadar birçok konuda Türkiye lehine kararlar alınmıştır. Bu sebepten ötürü Lozan, Türkiye Cumhuriyeti’nin tapusu olarak görülmektedir. Bir barış antlaşmasına süre konulması gibi bir durum o süre sonunda yeni bir savaşa sebep olacağından dolayı, Lozan Barış Antlaşması’nın da bir süresi bulunmamaktadır, ebedi yapılıdır.


Emperyalist devletlerin isteklerinin sonuca ulaşamamasının arkasında neyin olduğunu uzaklarda aramamak gerekir. Toprakları işgal altındayken ve bağımsızlık kelimesinin bir anlamı kalmamış durumdayken Türk milletinin vermiş olduğu ulusal bağımsızlık mücadelesi, milletimizin içinden çıkarılamayan bağımsızlık ateşidir. İngilizlerin ve diğer emperyalist güçlerin, Türkiye Cumhuriyeti üzerine himaye kuramadığı için üzülmesinin yanında kendilerinin otorite kurduğu ülkelere Türkiye Cumhuriyeti’nin bir örnek olmasından korkmalarıdır. Ve ilerleyen süreç hiç kuşkusuz bu korkularında ne kadar haklı olduklarını göstermektedir. Emperyalizme teslim olmuş birçok ülke için Türk milleti örnek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ise ideal bir lider olmuştur…


Hasan Raşit İNAN

25.07.16


Dipnot
1 “Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Devrimi” Afet İnan, TTK, 1977, sf.101

Bir Cevap Yazın