Siyasi iktidarın gökten zembille indiği 2002 yılından bu yana, liyakata, yani yetenek ve bireysel üstünlüğüne göre bireye görev verme sistemi ortadan kalktı. İş, eş, dost, damat, enişte; liyakata bakılmaksızın istenen makamlara getirildi. Kumpas davalarla vatansever subayların ordudan tasfiye edilmesi sürecinden bugüne, liyakatın ne kadar önemli bir kavram olduğunu yeni yeni anlıyor gibi ülkemiz insanları… Sadece TSK değil, son yıllarda yapılan KPSS ve benzeri sınavlarda ve sonrasındaki mülakatlarda “yukarıdakilerin torpili ile” bir yerlere gelen o kadar çok kişi var ki… 15 Temmuz gecesi Türkiye çok büyük bir badire atlattı. FETÖ denen illetin, ne denli gözü dönmüş olduğunu tüm Türkiye dehşet verici görüntüleri çıplak gözlerle izleyerek tecrübe etti. Çok yakın zamana kadar Cemaat-AKP iş birliği ile idare edilen ülke, çıkar çatışması ile kanlı bir sürecin eşiğinde ve tehlike hala devam ediyor. Ve dahi, Türkiye Cumhuriyeti, kurulduğu günlerden bugüne, belki de en kötü yılını yaşıyor: 2016…

2016 yılı bu kadar acılı bir şekilde ilerlerken, uluslararası spor müsabakalarından Euro 2016’yı geride bıraktık. “Yüzümüzü kara çıkarmazlar.” dediğimiz futbolcularımız başarısız oldukları yetmiyormuş gibi, kendilerini bu başarısızlıklardan dolayı eleştiren insanları neredeyse ülkeden kovma cüretini göstereceklerdi. 10 Haziran’da Üçüncü Yol’da yayımlanan “2016 Avrupa Şampiyonası” yazımda şöyle demiştim: “Türk milli takımının, kırmızıdan siyaha ve beyazdan turkuaza yumuşak geçişli iki forma ile Fransa’da boy göstereceği açıklanmıştı… “Neden kırmızı ve beyazın öne çıktığı forma yapılmadı?” tepkileri gecikmedi. Soru havada kaldı… Ne de olsa turkuaz AKP hükümetlerinin en sevdiği renkti… Hazırlık maçlarında “mehter” rüzgarı esiyor, “ulusal ruh” yerine yeniden ümmet ruhuna dönüş işlemi başlatılıyordu. “Cumhuriyet” yerine “Osmanlı” hayalinde futbolun payı büyüktü. AKP hükümeti de bu güzelliği, futbolu, kötü emellerine alet edeli çok olmuştu…”(1)Aradan yaklaşık iki ay geçti ve yaz olimpiyatları geldi çattı. 41. Olimpiyat Oyunları, 5-21 Ağustos tarihleri arasında Brezilya’nın Rio de Jenario kentinde icra edilecekken, Türkiye’de bu müsabakaları yayımlayacak yayıncı kuruluş son gün belli oldu. O da TRT idi.

Euro 2016’nın final maçını skandal bir şekilde yayımlamayacağını duyuran TRT…

Konuyu çok fazla saptırmamaya çalışıyorum ve devam ediyorum. Türk Milli Futbol Takımının forma rengi uzun uzun tartışıldı. Fakat olimpiyat açılış seremonisinde gördüğümüz tablo bizi yine hayal kırıklığına uğrattı. Yine “biz” ile hiçbir bağı olmayan bir renk, milyarlarca insanın izlediği seremonide sporcularımızın üzerine giydirilmişti. Öyle zannediyorum ki son Euro 2016 faciasından sonra, Rio 2016’da da turkuaz kullanılırsa tepkinin boyutunun bir kat artacağı düşünüldü ki, kadın sporcularda adına “saks” denen mavinin farklı bir tonu, erkeklerde ise lacivert kullanıldı.  Olimpiyatlara sadece bir sporcuyla katılma başarısını gösteren, çevrim içi haritada bir kaç kez yakınlaşmadan görünmeyen ülkeler bile kendi kültürünü seremoniye yansıtmıştı. Sonuç: Dünya yine bizi farklı gördü. 

Biz seremoniyi izlerken, sporcularımız geçişine devam ederken ve renk konusunu tartışırken, “Bu kabul edilemez.” derken, birden ekranlara bir görüntü yansıdı. Sporcularımızla birlikte Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan da kafilede yer alıyor. Asık suratıyla, kameralara “Rabia” işareti yapıyor. Gözlerime inanamıyorum. “Olamaz.” diyorum kendi kendime. “Kendini AKP Yenikapı Mitingi’nde zannediyor sanırım.” diyorum. Diyorum ama ne fayda. Dünyaya kendimizi olduğumuz gibi tanıtamadığımız gibi, bir de rezil oluyoruz. Dünya barışının, küresel ısınmanın, birlikte yaşayabilmenin anlatılmaya çalışıldığı bir açılış seremonisinde, Türk heyetinden bir yönetici, hem de spor genel müdürü sıfatlı bir yönetici, siyasi bir işaretle ülkemizi bir kez daha rezil ediyor. Ve çok matah bir şeymiş gibi, o hareketin ekran görüntüsünü alıp sosyal medya hesabından paylaşıyor.

İşte liyakat dediğimiz kavram burada karşımıza çıkıyor. Ulusal ve uluslararası ününü, mevcut siyasi iktidar zamanında yapmış olan kişi, kendini bu üne kavuşturan zümreye yaranmak için, ülke menfaatlerini ve etiği düşünmeden davranabiliyor.

Mehmet Baykan, Türkiye Cumhuriyeti’nin Spor Genel Müdürü olarak gittiği olimpiyatların açılış seremonisine rabia işareti yapmak için mi gitti?

Rabia işaretinin, 93 yıllık Türkiye Cumhuriyeti ile ne gibi bir bağı olabilir?

Sporu ülke menfaatleri için kullanmayı aklının ucundan bile geçiremeyenlerin, sadece maddi ve manevi çıkar sağlama güdüsüyle hareket edenlerin “olimpiyat ruhu” denen bir başka kavramla ne ilgileri olabilir?

Modern olimpiyat oyunlarının mimarı Baron Pierre de Coubertin’in arkadaşı Rahip Didon’un öğretmenlik yaptığı okulun bayrağına yazdırdığı ve daha sonra olimpiyat oyunlarının felsefesi haline gelen “Daha süratli, daha yükseğe, daha kuvvetli!”(2) (Citius, Altius, Fortius) sloganını, “Daha fazla yalakalık, daha fazla çığırtkanlık, daha fazla şan!” olarak algılayan spor yöneticilerinin (!) bunları yapmasını anormal bulmak, olimpiyat ruhunu anlamalarını beklemek sanırım bizim hatamız…

Umuyoruz ki, 41. Olimpiyat Oyunları’nda sporcularımız yüzümüzü kara çıkarmaz ve herhangi bir yöneticinin gereksiz bir hareketiyle daha fazla rezil olmayız.

Mehmet Aman
06.08.2016


Kaynakça

(1)

2016 Avrupa Şampiyonası

(2) https://birimler.dpu.edu.tr/app/views/panel/ckfinder/userfiles/17/files/DERG_/9/223-238.pdf

 

Paylaş
Önceki İçerikANLAMAK ZORUNDAYIZ
Sonraki İçerikÜçüncü Balkan Bozgunu Dayatmasına Hayır – Av. Hüseyin ÖZBEK

31 Ağustos 1990’da Mersin’de doğdu. İlköğrenimini Abdülkadir Perşembe İlköğretim Okulu ve Mersin Ortaokulu’nda bitirdi. Liseyi Mersin Endüstri Meslek Lisesi’nde İklimlendirme ve Soğutma Bölümü’nü okuyarak tamamladı. Fakat mesleğini sevmediği için devam ettirmedi. Gazetecilik aşkıyla askerlik görevinden sonra yeniden sınava girdi ve Niğde Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünü kazandı. Eğitimine halen devam etmektedir.
İlgi alanları; spor, edebiyat ve sinema.
Hayattaki en büyük hedefi, gazetecilik mesleğinin onurlu bir şekilde yapılabilmesi için çalışmak…

Bir Cevap Yazın