Elazığ’da gerçekleşen hain saldırı sonrası açıklama yapan Binali Yıldırım, 15 Temmuz sonrası AKP’li yetkililerin kullandığı üstü kapalı “anti-Amerikan” tavrı devam ettirdi.

PKK’nın arkasında küresel güç olduğunu, bu gücün bir tane örgütünün bittiği yerde diğerinin devreye sokulduğunu söyledi.

Geç de olsa bunun Hükümet yetkilileri tarafından idrak edilmiş olması çok güzel.

Fakat “Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.” derler.

Hain terör saldırılarından sonra bu açıklamaları yapan, üstelik de OHAL’in verdiği yetkiyle birçok hamleyi rahatça yapabilecek güce erişen AKP, şimdi ne yapmalı?

FETÖ’ye ne yapılıyorsa o!

Bugün (18.08.2016) FETÖ’ye yardım eden iş adamlarının tutuklandığı gibi terör örgütüne yardım eden iş adamları tutuklanmalı.

Terör örgütü propagandası yapan tüm yayın organları kapatılmalı.

En başta HDP kapatılmalı.

Sadece HDP’li vekillerle sınırlandırılmadan AKP ve CHP’de, HDP ve PKK’ya yakın duran vekillerle ilgili de yasal işlem başlatılmalı.

Eğer bu operasyonları yapmak istiyor da mevcut personelinizin aynı anda iki düşmanla mücadale etmeye imkan vermeyeceğini düşündüğünüzden duruyorsanız yapmaniz gereken hamle de belli:

Tasfiyesine göz yumup onay verdiğiniz Kemalist sivil ve asker personeli geri çağırın.

Endişe etmeyin.

Devletini, vatanını her şeyin üstünde tutan ve bu terbiyeyle büyüyen bu kişiler, bireysel kırgınlıklarını mevzu bahis vatan olduğunda sineye çekeceklerdir hiç unutmamak ve affetmemek kaydıyla.

Tüm siyasi partilerin bütünleştiği(!) bu günlerde bunlar yapılmayacaksa ne zaman yapılacak?

***

15 Temmuz’dan sonra kamuoyu baskılarına dayanamayarak Fethullah Gülen cemaatine FETÖ diyebilen Kılıçdaroğlu, Elazığ’daki saldırıdan sonra terörle mücadelede her türlü desteği vereceğini açıklamış.
Aynı Kılıçdaroğlu artık sağır sultanın bile bildiği kendi genel merkezinde ve vekilleri arasındaki FETÖ’cü potansiyeline rağmen tek bir hamle yapmamış, kimseye dokunmamıştı.

Artık Kılıçdaroğlu’na değil, CHP seçmenine sormak lazım:

Selina Doğan’lara, Mehmet Bekaroğlu’lara, Sezgin Tanrıkulu’lara, HDP Kongresi’ne katılıp marşında “sap” gibi ayakta duran genel başkan yardımcılarına dokunmayan Kılıçdaroğlu’nun bu tarz açıklamaları artık kanınıza dokunmuyor mu?

Erdoğan’ın teminatı nasıl Bahçeli, Kılıçdaroğlu hatta Akar’sa; Akar’ın, Kılıçdaroğlu’nun, Bahçeli’nin teminatı da Erdoğan’dır.

Bu denkleme rağmen gönül verdiğiniz partinizin dikensiz gül bahçesinde -ki o dikenler tek tek budanırken kimsenin sesi çıkmadı- sizleri salak yerine koymasına daha ne kadar sessiz kalacaksınız?

Sesiniz, AKP-CHP yapımı “Yeni Anayasa” ile ülkenin kurucu tüm değerleri tasfiye edildiği zaman mı çıkacak?

Şimdi değilse ne zaman?

OTONOM PİYADE
18 Ağustos 2016

Paylaş
Önceki İçerikMurat Eren Tahliye Oldu! Yetmez: BERAATİNE!
Sonraki İçerikKuramsal Aktarım ve Metin Aydoğan: ORTA DOĞU’DA RUSYA-ABD ÇEKİŞMESİ VE TÜRKİYE

Çağdaş Bayraktar 1986 yılında doğdu. İlk ve orta öğrenimini Mersin’de tamamladı. 2014 yılında Çukurova Üniversitesi Ziraat Mühendisliği Tarım Ekonomisi bölümünü bitirdi. Aynı bölümde yüksek lisans öğrenimine devam etmektedir. Lisans eğitimi süresince 5 yıl boyunca ilk üyelikten başkanlığına kadar Çukurova Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü’nin her kademesinde görev aldı.

Bu dönem içerisinde dava arkadaşları ile birlikte “Kemalizm”in yerel ve ulusal ölçekte ADK/T’ler nezdinde kurumsallaşması, yaygınlaşması ve bağımsız kalması adına yoğun çaba gösterdi
Öğrenimi müddetince okulun Türk Sanat Müziği korosunda aktif çalıştı.

2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte “Vardiya Bizde Adana”nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu.

Karşı ve Yurt gazetesinin olmak üzere bir çok internet sitesi ve yerel gazetelerde yazıları yayınlandı.

Milli Mücadele döneminde kurulan ve “Kemalizmin İleri Karakolu” unvanıyla onurlandırılan Yeni Adana gazetesinde yazıları yayınlandı. Ayrıca aynı gazetenin Genç Yeni Adana ekinin kurucu editörlüğünü ve başyazarlığını yaptı. 27 sayı yayınlanan Genç Yeni Adana’daki yazarların bir çoğunun yazarlığa adım atmasında ve gelişmesinde öncülük etti.

Eski Vatan, yeni Aydınlık yazarı Mustafa Mutlu’nun resmi sosyal medya sayfalarının kurucu editörlüğünü yaptı.

Genç Yeni Adana’daki yazar kadrosunun büyük bölümüyle beraber Üçüncü Yol’u kurdu.

Bununla beraber Metin Aydoğan, Sinan Meydan ve Banu Avar gibi değerli aydınların ve de yine Üçüncü Yol yazarlarından Erhan Sandıkçı’nın da içinde bulunduğu partilerüstü Milli İrade Birliği platformunun yazar kadrosunda bulunmakta.

Milli İrade Birliği’nin “Milli İrade Nedir?” ve Mustafa Mutlu’nun “Dön Kardeşim” kitaplarında yazıları yayınlandı.

Yazarlık dışında kitap editörlüğü de yapan yazar tarih, müzik, felsefe, edebiyat, sanat, spor ve sosyoloji alanlarıyla ilgilenmektedir.

Bir Cevap Yazın