15 Temmuz darbe girişiminde başta Cumhurbaşkanı ve Başbakan‘ın sokağa davetlerinin ardından farklı siyasi görüşlere sahip, birçok farklı kesimden insan sokaklara döküldü. Kalkışmanın bastırılmasının ardından sokaklarda “demokrasi nöbeti” tutulması yönünde çağrılar yapıldı ve meydanlarda nöbet tutulmaya başlandı. Demokrasiye ağır yara oluşturacak darbe girişimine karşı duruşa muhalefet parti liderlerinden de destek geldi.

Cumhurbaşkanı‘nın daveti üzerine muhalefet parti liderleri ile Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda bir görüşme gerçekleştirildi. Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “davetliler arasında neden Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) bulunmadığını, mecliste olmasından dolayı bu görüşmede de bulunması gerektiğini” [1] söylediği haber ajanslarına görüşmelerde geçen diyaloglar arasında bildirildi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 7 Ağustos Yenikapı mitingine HDP’nin davet edilmemesi ile ilgili yaptığı açıklamada “HDP’nin bu mitinge davet edilmemesi, yöneticisi için değil, temsil ettiği kitle için duygusal kopuş yaratabilir”[2] diyerek ülkemizde Ekim 2014’te sokakları savaş alanına çeviren, 50 vatandaşın hayatını kaybetmesine neden olan temsil kitlesine sahip çıkmış oldu. Yenikapı mitinginde yaptığı konuşmada meclisteki 4 partinin birlik olma vurgusunu yapması bu sürece HDP’yi çekme yönündeki iç acıtıcı çabayı göstermektedir. Özellikle İzmir’de gerçekleşen son HDP mitinginde Mustafa Kemal Atatürk ile PKK terör örgütünün başı Abdullah Öcalan posteri yan yana açılmıştı. HDP tarafından gerçekleştirilen bu oyun ile Atatürkçüler zor durumda bırakılmıştı. Kılıçdaroğlu, Mustafa Kemal Atatürk posteri ve PKK terör örgütünün başı Abdullah Öcalan’ın posterini beraber açanlar ile yakınlaşmasıyla ileride benzeri bir olayın sorumluluğunu kimlerin üzerine yıkmış olduğunu düşünüyor mu?

Demokrasi seveceni olarak gösterilmeye çalışılan HDP’nin demokrasi geçmişine bir bakarsak 2010 referandumunda boykot kararı alan Barış ve Demokrasi Partisi (HDP’nin siyasi kadrosunun HDP kurulmadan önce bulunduğu siyasi parti)’nin oy kullanmaya gidenleri mimleme çalışması ve sokak çeteleri ile oy kullanmalarını engelleme çalışmaları demokrasiye vurulabilecek en ağır darbelerden biriydi. Seçim dönemlerinde PKK terör örgütü ile sokak çetelerini sandıklarda baskı kurmaya iten siyasi oluşumun demokrasi ile ilgili görüşmede bulunmasının ve demokrasi nöbetlerinde olmasının yararı nedir sorusunu sormadan geçmemek gerekir.

Ülkemizde, yıllardır dış güçlerden aldığı destek ile on binlerce askerimizin ve sivil vatandaşımızın hayatını kaybetmesine sebep olan PKK terör örgütüne, özellikle seçim sürecinin sona ermesinden sonra gerçekleştirilen operasyonlar ile arttırdıkları bir destek verme süreci* HDP’nin sahte demokratlık masallarını mide bulandırıcı bir seviyeye ulaştırmıştır. Bu destek verme süreci, Ekim 2014’te seçmenlerine “sokağa çıkın” [3] çağrısı ile başladı. Bu çağrı sonucunda birkaç ilde sokağa çıkma yasağı ve 50 vatandaşın hayatını kaybetmesiyle başlamış olan süreç 2016 yılında Ankara’da yapılan hain terör saldırısının failinin Van’daki taziye çadırına ziyarette bulunan milletvekiline kadar devam etti. Günümüzde de desteğini, HDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder’in “Sayın Öcalan”[4] sözleri göstermektedir. Böyle bir sürecin ardından HDP’nin demokrasi kelimesinin altına saklanarak sürece katılması, meydanlara inmesi isimlerindeki “demokratik” kelimesi kadar sahte olacaktır. Hatta ve hatta HDP kanadı demokrasiyi o kadar ileri seviyede yaşıyor ki PKK terör örgütünün yaptığı saldırılara sessiz kalıp (Yakın tarihteki Van, Diyarbakır, Elazığ) IŞİD/DEAŞ terör örgütünün yaptığı saldırıların ardından yürüyüş düzenleme kararı alıyorlar. Terör saldırısı “kim tarafından yapılırsa yapılsın karşısındayız” duruşu sergileyememelerin nedeni terörü kendilerinin yaratmaları değil de nedir?

Ankara Kızılay’da terör örgütünün gerçekleştirdiği hain saldırının ardından “Newroz’un Ayak Sesleri” manşeti atan “Özgür Gündem” gazetesi “terör örgütü PKK’nın propagandasını yaparak, örgütün yayın organı gibi hareket ettiği” gerekçesi ile 16 Ağustos 2016’da geçici olarak kapatıldı. Demokrasi kelimesini her yaptığı bölücü hareketten sonra kalkan olarak kullanan HDP teşkilatları “Özgür Gündem susturulamaz” adı altında yürüyüşler düzenleyerek PKK terör örgütüne yandaşlık yapmanın dışında yandaşlık yapanlara da yandaş olduğunu gösterdi. [5]

Tablo bunlardan ibaret durumdayken Kemal Kılıçdaroğlu hangi sebeple demokrasiyi fazlasıyla zafiyete uğratan HDP’yi (BDP kadrosunu) yanlarına alma çabası içerisinde? Bunlarla yetinmeyerek TBMM’nin Darbe Komisyonundaki resmi temsilcileri arasında Habur’dan giren PKK‘lı grubun avukatlığını üstlenen Sezgin Tanrıkulu’nun da görevlendirilmesinin [6] bizlere nasıl açıklanacağını merak etmiyor değiliz. CHP’nin özüne yakışmayan hareketlerde bulunan ve bulunmaya devam eden Kılıçdaroğlu’nun bulunduğu örgüte ve tüm yurttaşlara Y-CHP açıklaması ile başlayan ve bugüne kadar devam eden süreçte yaptıkları ile ilgili gereken hesapları bir an önce vermeye başlaması gerekmektedir. Tabi ki de yanındaki yardım ve yatakçılarının da… Bu süreç, geçmişte SHP ile DEP’in seçimlere birleşerek girmesini anımsattı. İleride HDP’nin kapatılması durumunda “Bu grup özgürlükçü, laik, demokratik” diyerek beraber seçime girme kararı alınır mı gibi bir soruyu aklımıza getirmiyor değil…

Raşit İNAN


Dipnot:

[1] http://www.haberturk.com/gundem/haber/1272433-erdogan-baskanliginda-yapilan-zirvede-ilginc-diyaloglar-yasandi
[2] http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/siyaset/580137/CHP_den_Yenikapi_kriterleri.html
[3] http://www.sozcu.com.tr/2014/gundem/hdpden-sokaga-cikin-cagrisi-616555/
[4] http://www.haberturk.com/gundem/haber/1269292-hdpli-sirri-sureyya-onder-sayin-ocalan-dedi-meclis-karisti
[5] http://www.dunya.com/politika/siyasi-partiler/hdpden-kapatilan-ozgur-gundeme-destek-309439h.htm
[6] https://www.evrensel.net/haber/286728/chpnin-darbe-komisyonundaki-uyeleri-belli-oldu

 

 

 

1 Yorum

Bir Cevap Yazın