Türk ordusu Cerablus’ta.

Amerika Başkan Yardımcısı Joe Biden ve Recep Tayyip Erdoğan Ankara’da görüştü.

Görüşme sonrası ikili, basının karşısına geçti.

Gün içinde yaşanan bazı gelişmelerde kaygılarımızı dile getirmiş ve

Suriye bataklığına girmenin tek güvenli yolu vardı.

O da Şam yönetimi ile koordineli hareket ederek sınır güvenliğini sağlamak için terörist gruplarla (IŞİD, YPG/PKK) mücadele etmekti.

Ama bugün gördüğümüz manzara, Cerablus’a girilirken Şam yönetimine haber verilmediğidir.

Terörle mücadele tamam,

Gerekirse sınır ötesi operasyon tamam,

PYD’yi Fırat’ın doğusuna itme ısrarı tamam
ama böyle langur lungur, beşinci sınıf bir muhalif grupla operasyona girmek akıl dışı…

Umarız fatura ağır olmaz.

demiştik.

Erdoğan’ın açıklamaları ne yazık ki kaygılarımızı haklı çıkartan cinsten:

Bugün Cerablus noktasında bir adım atılmıştır. Bugün “Koalisyon Güçleri” ile görüşmelerimizi yaptıktan sonra nihai kararımızı verdik ve Cerablus’a ÖSO ile birlikte, onların özellikle kara harekatına destek vermek suretiyle, Koalisyon Güçleri’nin hava desteğiyle oraya giriş sağlandı. Şu an Cerablus’u ÖSO ve gerçek Cerabluslular tekrar aldılar. IŞİD bölgeyi terk etmiş durumda.

İster IŞİD olsun, ister PKK olsun, ister PYD olsun, ister YPG olsun, ister DHKP-C olsun bütün bunlar bize göre terör örgütüdür. Nusra olsun Eş-Şebab olsun hepsi terör örgütüdür. Terör örgütünün iyisi kötüsü olmaz. Bunlar arasından bir seçim yapamayız. Hepsi teröristtir hepsi kötüdür. Bir terör örgütünün diğer terör örgütüne karşı savaşması onu aklamaz. Milli güvenliğimizi tehdit etmelerine asla müsade etmeyiz.

İnşallah bundan sonra Suriye halkının kendi seçeceği bir yöneticiyle yönetilmesi anlayışını yakalarız. Suriye halkının evet demediği bir kişiyle zorla idare edilmesine asla müsaade etmemeliyiz.

Esed’in başında olduğu bir Suriye asla demokrasiye ulaşamayacaktır.

Bunların geçmişini biliyoruz. 600 bin insanı öldürmüş bir devlet terörü estiren böyle bir insanın yanında yer almayı biz Türkiye olarak Türk milleti olarak zûl addediyoruz.

Ve ben ABD’nin de bu konuda daha hassasiyet göstereceğine inanıyorum.

*

Çok ciddi sıkıntılar içeriyor bu açıklamalar.

Sorgulayarak gidelim yine.

Öncelikle,

Cerablus operasyonu için Amerika güdümündeki Koalisyon Güçler ile ne görüşülmüş ve neyin karşılığında Türkiye Suriye’ye girmiştir?

Amerika Başkan Yardımcısı Biden’ın vücut dili ve mimikleriyle Başbakan ve Cumhurbaşkanı’na bu kadar yakın davranmasının altında ne yatmaktadır?

Daha açık konuşacak olursak, Fethullah Gülen’in iadesi karşılığında, hatta ve hatta PYD’nin Fırat’ın batısına geçmemesi karşılığında Türkiye Suriye’ye girmeye ikna mı edilmiştir?

Ve en kritik soru şu:

Bugün Suriye’ye ayak basan Türk askeri ABD’nin kara gücü olarak mı kullanılacaktır? 

ÖSO, Suriye’de rejime karşı savaşan bir terör örgütü değil midir?

ÖSO’nun “eğit-donat”ından sorumlu olan Türkiye’ye batıdan maddi destek sağlanmıştı. Suriye topraklarına rejim karşıtı ve batı destekli bir örgütle girmek, Türkiye’nin Rusya ve Suriye ile ilişkilerini zedelemeyecek midir?

Operasyon öncesi Amerika ile yapılan görüşmeler ve bilgilendirmeler, Şam yönetimiyle ve Rus yetkililerle yapılmış mıdır?

Bu soruların cevabı ne yazık ki umduğumuz cinsten değil gibi görünüyor.

*

Bir başka penceren bakalım Erdoğan’ın açıklamalarına.

Terör örgütlerine yönelik yaptığı açıklamalarını hayretle dinledik.

PKK, IŞİD, PYD, YPG, NUSRA arasında hiçbir ayrım yapmadıklarını, bir terör örgütünün diğer bir terör örgütüyle savaşmasının onu aklamayacağını söylemesi, bizlerin yıllardır terör konusunda yazdıklarının çekirdeğindeki fikri oluşturuyordu.

PYD’nin IŞİD’le savaşması için ülke sınırlarından peşmergeyi konvoylarla Suriye’ye indirenlerin bu noktaya gelmesi,

PKK ile mücadeleyi bırakıp, telsiz kapatıp, silah susturanların terörle mücadeleye dönmesi,

ne kadar samimi?

Erdoğan’ın ve AKP kadrosunun bu aşamaya gelmesi için bu kadar can vermemeliydik.

*

Belki de bugünün en ciddi açıklamalarını sorgulamaya geldi sıra.

15 Temmuz sonrası Rusya ile normalleşme sürecini başlatan, Suriye ile yakın zamanda ilişkileri düzelteceklerini söyleyen, Suriye politikasında hata yaptıklarını itiraf eden ve Esed’ten Esad’a geri dönen Cumhurbaşkanı ve AKP kadrosu ne oldu da bugün yeniden Şam yönetimiyle ilişkileri germiş ve Esad’a yeniden ciddi eleştirilerde bulunmuştur?

Suriye ile ilişkilerin düzelmesine yönelik açıklamalar ABD’ye karşı bir blöf müydü?

*

Türk ordusunun Cerablus’a girmesi elbette ki IŞİD terörüne karşı yapılmış önemli ve ciddi bir hamledir. Bugünkü operasyonla birlikte son günlerde sınır illerimize yapılan yoğun havan ve füze saldırılarını dindirecektir.

Hatta Fırat’ın batısında emelleri olan PYD’ye karşı da ciddi bir mesajdır.

Fakat önemli soru şu:

Türk askerinin Suriye’deki varlığı bununla mı sınırlı kalacaktır?

Suriye topraklarındaki her unsurla en az bir kez muhattap olan en az bir kez de musibet yaşayan ve gelinen noktada tek müttefikiyle bile karşılıklı tam güven sağlayamayan Erdoğan ve AKP aklı neyi hedeflemektedir?

Bu çıkmazda Türk ordusunun güvenliği nasıl sağlanacaktır?

*

Bu operasyon, Türk ordusuyla IŞİD arasında tampon olan ÖSO’nun bir kez daha meşru olarak tanınması sağlamıştır.

Orta Doğu’da dengeler yine değişmiş, Türkiye tekrar NATO’nun isteklerine boyun eğmiş görüntüsü sergilemiştir.

Bugün kaygılarımızda yanılmadığımızı görmüş; yaşananlar, yapılan görüşmeler ve dillendirilen açıklamalar ile Türkiye’nin NATO’ya bağlılığında ikinci perdeye geçilmiştir.

Mehmet Anıl Parlak
24 Ağustos 2016

Paylaş
Önceki İçerikMODERN KİTLE MASALI “DEMOKRASİ”
Sonraki İçerikBÜYÜK TAARRUZ’UN 94. YILINDA AZİZ HATIRALARINA SAYGIYLA
23 Eylül 1990’da Mersin’de doğdu. İlköğretimini tamamladıktan sonra lise öğrenimini İngilizce ağırlıklı bir lisede bitirdi. Çukurova Üniversitesi Matematik Bölümünü tamamladıktan sonra pedagojik formasyon alarak öğretmenlik hayatına başladı. Milli Mücadele döneminde kurulan Yeni Adana Gazetesinin Genç Yeni Adana bölümünde yazıları yayımlandı. 2013 yılında kendisi gibi öğrenci olan arkadaşlarıyla birlikte "Vardiya Bizde Adana"nın kurulmasına öncülük etti. Haftalarca süren Sessiz Çığlık eylemlerinde hukuku savundu. 2014 yılında yayın hayatına başlayan Üçüncü Yol'un kurucularındandır. Hayattaki en büyük hedefi, ulusuna bağlı nesiller yetiştirmek…

Bir Cevap Yazın