Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı İsmail Kahraman, Rize Belediyesi tarafından ilk kez düzenlenen Fetih Kutlamaları’nda belli başlı konularda konuşma yaptı. Bildiğimiz üzere İsmail Kahraman daha önce de “Laiklik yeni anayasada olmamalı.” diyerek bir süre ülkenin gündemini “akıl almaz” bir demeç ile adeta işgal etmişti.

İsmail Kahraman bu seferki konuşmasında yine gündemi meşgul etmeyi başaracak konulara değinmişti: Çarlık Rusyası’ndan, Sovyetlere, Pensilvanya’dan Che Guevara’ya kadar…

İşte İsmail Kahraman’ın Fetih Kutlaması’nda Che Guevara ile ilgili söyledikleri:

“Devlis var. Yani Liseli Devrimciler. Che Guevara’nın gömleklerini giymişler. Che 39 yaşında öldürülen, bizzat kendisinin infazlar yaptığı bir katil kişilik. Bir gerilla. Bolivya’da, Küba’da, Güney Amerika’da faaliyette bulunan bir eşkıya benim liseli gencimin yakasında, göğsünde olamaz. Olmamalı. Bağı yok benimle. Köküm bir değil. Tarihim bir değil. Benim kendi tarihim ve insanlarım var. Onlarla övüneceğim. Garip. Fatih’i Dünya tanıyacak ama Türkiye tanımayacak.” (1)

Öncelikle Fetih Kutlaması programında konunun Che Guevara’ya kadar gelmesi enteresan. Ancak laikliği anayasada görmek istemeyen gerici bir kafanın, anti emperyalist ve ilerici bir kimliğe sahip olan Che’ye saldırması muhakkak ki kendisinin karşıdevrimci cephede yer almasından kaynaklıdır.

Neyse, gelelim demeçteki önemli noktalara…

DevLis adını vererek başlamış konuşmaya. Bugün Che’ye sempati duyan yalnızca DevLis değil. Anti emperyalist ve ilerici bir kimliğe sahip olan her yurttaş Che’ye karşı sempati duyabilir hatta onun ideolojisini benimseyebilir.(Burada mevzubahis DevLis adlı oluşumun taşıdığı ideoloji değildir.)

İsmail Kahraman, Che için aynı zamanda “eşkıya” yaftası yapıştırmış.
Ne tuhaf!
Bu vatanın kurtuluşu için davaya baş koyanlara da “eşkıya, asi, isyancı, hain” yaftası yapıştırmışlardı zamanında.

Sömürgeciliğe, emperyalizme karşı çıkmak eşkıyalık mıdır?

Emperyalizme kurşun sıkmak katillik midir?

Yine aynı demeçte “Bağı yok benimle, köküm bir değil. Benim kendi tarihim ve insanlarım var.” demek nasıl bir bağnazlıktır?

Elbette ki kendi topraklarımızdan çıkan ulusal kahramanlarımızı tanımalıyız. Adlarını yaşatmalıyız ve gelecek nesillere de aktarmalıyız. Ülkemizde elbette bir tarih bilinci olmalıdır. Ancak dünya tarihine adını yazdırabilmiş bir kişiyi “bağı yok benimle” diyerek yadsımak nasıl bir kafadır?

Bu verilen demeci özellikle sol cenahtaki kişiler “dar kafalı milliyetçi-muhazakar” görüş şeklinde değerlendiriyorlar. Dar kafalı kısma katılmak ile birlikte milliyetçiliğin bu kafadan ayrı tutulmasını daha sağlıklı görüyorum.

Demecinde milliyetçi gibi görünen ancak sığ bir bakış açısına sahip olan Meclis Başkanı’na bir-iki soru sormak gerek:

İsmail Kahraman, tarihine, özüne bu kadar bağlı ise Mısır’da Mursi’nin devrilmesinden sonra ortaya çıkan Rabia işaretinin Türk gençlerinin ellerinden düşmemesine neden sesini çıkarmıyor?

Rabia işaretinin Türklük ile nasıl bir bağlantısı var?

Che Guevara’dan rahatsız olduğu kadar miting meydanlarında Cumhurbaşkanı’na kadar sirayet eden hatta Rio Olimpiyatları’nda Spor Genel Müdürü Mehmet Baykan tarafından uluslararası bir alanda bile kullanılan rabia işaretinden rahatsız olmuyor mu?

Bu, ikiyüzlülüktür.

“Tarihimize sahip çıkalım” demeçlerinin altında yatan şey, samimiyetsizliktir.

Son olarak, kendi ulusal kahramanlarımız ve ulusal tarihimiz elbette ki bizler için önemlidir. Bütün yurttaşların ulusal bilince sahip olması ve tarihini bilmesi de bir yurttaşlık görevidir.

Farklı siyasi kişiliklere hayranlık, hatta hayranlığın ötesinde o kişilerin ideolojisini savunmak da kişilerin kendi doğrularına kalmış bir seçenektir.

Ancak bir taraftan “tarih bilinci”nden dem vurup dünya tarihine imza atan birine hakaretler yağdırırken öte yandan kendi cenahındaki insanların ulusal kimlikle uzaktan yakından ilgisi olmayan işaret/simgeleri ulusal bir kimlikmiş gibi kullanmasına ses edilmemesi de art niyetlilikten başka bir şey değildir.

Hasan Deniz YILMAZ
29 Ağustos 2016

Paylaş
Önceki İçerik“BİR TÜRK’ÜN ÖLÜMÜ” – ÇAĞDAŞ BAYRAKTAR
Sonraki İçerikSonsuzluğa Ait Zafer Kutlu Olsun

H. Deniz Yılmaz, 17 Ağustos 1994 tarihinde Niğde’de doğdu.İlk ve orta öğrenimini İstanbul’da gördü. Niğde Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programcılığı bölümünden mezun oldu. Aynı zamanda Niğde Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Kulübü’nde Denetleme Kurulu üyeliği ve başkan yardımcılığı yaptı. İlgi alanları futbol, tenis, sinema ve fotoğrafçılıktır. Kocaeli Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde eğitimine devam etmektedir.

Bir Cevap Yazın